La bibliothèque numérique kurde (BNK)
Retour au resultats
Imprimer cette page

Niyazi Usta


Auteur : Ruşen Arslan
Éditeur : Doz Date & Lieu : 2004, İstanbul
Préface : Pages : 142
Traduction : ISBN : 375-6876-39-5
Langue : TurcFormat : 135x215 mm
Code FIKP : Liv. Tr.Thème : Politique

Présentation
Table des Matières Introduction Identité PDF
Niyazi Usta

Niyazi Usta

Ruşen Arslan

Doz


"İnsan

İnsan dendiği zaman çoğu kez, bugüne kadar basit bir biçimde vasıflandırılarak soyut kavramlarla değerlendirilen hayvandan pek az farklı canlı bir varlık şeklinde nitelendirilmiştir:

İnsan türünün, yer yüzünde, doğayla ilkelolarak bilinçsiz. bir biçimde mücadeleye başlamasından, günümüze kadar geçmiş bulunan zaman içinde sosyolojik ve fiziksel olarak tarihi gelişim içinde bu varlığın özünde bulunan yetenekleri açıklayan bilimsel bir kaynak olacak, faydalanacağımı: bir doküman elimizde bulunmamakta ve bu sebeplerden doğan aksaklıklar neticesinde asrımıza yaraşır bir biçimde bu varlığı değerlendirmede(n) yoksun bulunmaktayız.

Bu nedenlerle de, toplumsal sorunları değerlendirdiğimiz zaman, bir çok büyük ve giderilmesi olanaksız yanılgılara saplanmış bulunmaktayız:

İşte bütün amacımız, bu önemli, yani insan yaşamıyla hayatla...



Yașadığı zulüm ve acılara karșın,
mizahı yașamının vazgeçilmez bir parçası yapmıș
Kürt halkına


GİRİȘ


Niyazi Usta'yı ilk kez 1966 yılında tanımıştım. Türkiye İşçi Partisi'nin Malatya'da yapılan ikinci kongresine, Niyazi Usta Diyarbakır ve ben ise Muş delegesi olarak katılmıştık. Zekasına ve hazırcevaplığına beni hayran bırakmıştı. O, zeki ve hazırcevap bir insan olmanın yanında, bir halk filozofuydu. Bu elbette yalnız benim kanım değil. Tanıdığım sayısız insanın yanı sıra, Mehdi Zana'nın "Leyla'ya Mektuplar" kitabına önsoz yazan Belge Yayınları sahibi Ragıp Zarakolu da benimle aynı kanıyı paylaşıyor. Anılan önsözde,' "Mehdi Zana'yı ilk tanıdığımda, bir efsane kişisi ile yüzyüze kaldığımı hissetmiştim, Niyazi Usta bir filozof, Mehdi ise bir dervişti, elinde asa, ayağında demir çarık TIP'in kampanyasını yürütüyordu... " diyor. (Mehdi Zana, Leyla'ya Mektuplar, Belge Yayınları, İstanbul 1995) Yaşar Kaya da Niyazi Usta'yı halk filozofu olarak görenlerdendir. "Kürt Portreleri" adlı kitabında; "...Gösterişsiz, rahat, mantıklı bir halk feylesofuydu Niyazi usta..." diyor (Yaşar Kaya, Kürt Portreleri, Mezopotamya Yayınları ı999, s. 16).

Zamanın acımasız dişlileri, çoğu zaman geriye bir şey bırakmıyor. Bir kuşak sonra her şeyin hafızalardan silindiğini görüyoruz. Yazıya geçmeyen her şey, insanların ve toplumların hafızasının ihanetine uğrar. Bizim kuşağın, Niyazi Usta gibi birini, toplum hafızasının ihanetine uğratmama göreviyle karşı karşıya olduğuna inanıyordum. Onun için böyle bir kitap yazmaya karar verdim.

Niyazi Usta'nın hemen unutulacak bir insan olduğunu söylemek istemiyorum. Özellikle benim kuşağımdakiler, sohbetlerine Niyazi Usta ile çeşni katmayı severler. Hatta yer yer yazdıkları kitap ve makalelerde ondan da söz ederler.
Bunun yeterli olduğunu söyleyemeyiz. Bilebildiğim kadarıyla Niyazi Usta en geniş biçimde Mehdi Zana'nın Çarşıya Siliva kitabında yer almıştır. Hiç birimiz, Niyazi Usta'nın çırağı, kalfası, ortağı, mücadele arkadaşı ve hepsinden öte çok yakın bir dostu olan Mehdi Zana kadar, onu tanıyamazdık. Uzun bir beraberlikten doğan yığınla anıları ve birlikte yaşadıkları olaylar vardır. Zaten anılarını yazarken de, bunların birçoğunu kullanmış.

Mehdi Zana'nın kitaplarını seve seve okurum. Benimle aynı kuşaktan olanların anı kitaplarına, her zaman büyük ilgi duyup ve zevkle okudum. Çünkü yazdıklarının bir kısmını ya birlikte yaşamışız, ya da çoğu benim de bildiğim olaylardır. Olayları nasıl değerlendirdikieri, hangi açıdan baktıkları beni müthiş ilgilenditir. Çarşiya Siliva de benim için böyle kitaplardan biridir. Çünkü Niyazi Usta da içindedir. Ama itiraf edeyim ki, o kadarla yetinerek bu kitabı yazmaktan vazgeçseydim; Niyazi Usta'ya karşı görevimi ihmal etmiş olacaktım. Çünkü bir kitapta ana konu içinde kendisinden söz edilmek ayrı, doğrudan onun için bir kitap yazmak ayrı şeylerdir. Ayrıca, sırf birinin hakkında kitap yazılmış olsa bile, o kişiyi bütün yönleriyle vermek olanaksızdır. Yazdığım bu kitabın da böyle bir iddiası olamaz. Olsa olsa Niyazi Usta'yı yazan ve yazacak olan kitaplardan sadece bir tanesi olabilir.

Mehdi Zana'ya bu kitabı yazdığı için eline sağlık diyorum. Elbette ki Niyazi Usta'yı yazarken de, Çarşiya Siliva'dan yararlanmamak mümkün değildir.

Kitabında Niyazi Ustadan söz edenlerden biri de Kemal Burkay'dır. Anılar-Belgeler kitabında bir-iki sayfa da ondan söz edilmiş. Komal Yayınevi'nin çıkardığı DDKO Dava Dosyası'nda da, doğal olarak Niyazi Usta'dan da söz edilmektedir. İleride yeri geldikçe bunlara değineceğim.

Yukarıda sunmaya çalıştıklarım dışında, Özgurlük Yoludergisinde, benim iki makalem de ve Suat Bozkuş ile Mahmut Baksi'nin birer makalesinde de Niyazi Usta'nın adı geçmektedir.

Görüldüğü gibi yazılı belgelerde henüz yeterince yer almış değil. Geriye sözlü şeyler kalıyor. Gerçi dili ve kültürü yasaklanmış Kürt halkının, sözlü edebiyatı kuşaktan kuşağa nakletmede üstüne yoktur. Ama elbette ki, kalıcı olmada ve yaygınlaşma açısından bu yeterli olamaz. Hele Niyazi Usta ile aynı kuşakta sayılan bizler için, yaprak dökümünün de başladığını hesaba katmalıyız. Onun için mümkün olduğunca elimi çabuk tutarak, Niyazi Usta ile ilgili anlatacağı bir şeyleri olan ve benim ulaşabileceğim bir çok kişiye baş vurdum. Bazıları lütfedip katkıda bulundular. Onun için kitabın yazılmasında emek ve katkıları olan Ümit fırat, Faruk Aras, İhsan Aksoy, Dr.Tarık Ziya Ekinci, Şerafettin Kaya, Veysi Zeydanlıoğlu, Vedat Erkaçmaz, Ali Baran, Osman Aydın, Süleyman Demirkapı, Mehdi Zana, Fahri Ölçer, Bengin Epözdernir'e, teknik katkılarından ötürü Şeyhmuz Ozzengin, Cenk Akbulak ile Recep Maraşlı'ya ve bana özel belgelerini vermek lutfunda bulunan eşi Güler Hanım ve oğlu Mansur Tatlıcı ile yoğun işleri arasında, bu konudaki tüm isteklerimi yerine getiren Yeğenim Murat Çiroğlu'na teşekkür et-meyi bir görev sayarım..

Bu bölümü sevgili Recep Maraşlı'nın çok sevdiğim bir sözüyle noktalamak istiyorum. Maraşlı, Mehdi Zana'nın Bekle Diyarbakır (Doz Yayınları. İstanbul 1991) adlı kitabına "Bir Biyografi Üzerine Notlar" başlığı altında yazdığı ve önsöz de diyebileceğimiz yazısında şöyle diyor: "Hiçbir insanın hayatı asla önemsiz değildir; hatta kendi başına bir tarihtir.




Fondation-Institut kurde de Paris © 2019
BIBLIOTHEQUE
Informations pratiques
Informations légales
PROJET
Historique
Partenaires
LISTE
Thèmes
Auteurs
Éditeurs
Langues
Revues