La bibliothèque numérique kurde (BNK)
Retour au resultats
Imprimer cette page

Asya Üretim Tarzı ve Osmanlı Toplumu


Éditeur : Köz Yayınları Date & Lieu : 1971, İstanbul
Préface : Pages : 160
Traduction : ISBN :
Langue : TurcFormat : 135x195 mm
Code FIKP : Liv. Tur. Div. Asy. 1023Thème : Économie

Présentation
Table des Matières Introduction Identité PDF
Asya Üretim Tarzı ve Osmanlı Toplumu

Asya Üretim Tarzı ve Osmanlı Toplumu

Sencer Divitçioğlu

Köz Yayınları


Bu bir tarih araştırması değildir. Hattâ, iktisat tarihi araştırması bile denilemez. Bu bir iktisat araştırmasıdır: İktisatçı açısından, tarihî bir İktisadî sistemin yeniden - kurulması hakkında yapılan mütevazı bir denemedir.

İktisatçının tarihçinin işine karışmakla bazı önemli hatalara sebep olabileceği açıktır. Tarihçiden iktisatçıya geçirilen doğru bilgiler, iktisatçının elinde bozulabilir. İncelenen dönem, hele tarihi olgular rastgele seçilirse, yanlış tahlil edilebilir ve dolayısiyle yanlış ipotezler vazedilebilir. Gününü tahlil etmede iktisatçının bilgeliği, dünün tahlilinde bilgiçliğe dönüşebilir. Bundan dolayı, tarihin incelenmesine özenen iktisatçı peşinen sorumluluğu yüklenmelidir. Unutulmamalıdır ki son söz ...



İKİNCİ BASKIYA ÖNSÖZ


Bu kitap bize oldukça pahalıya maloldu. Bir yandan onu İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde prolesörlüğe yükseltilmemiz için takdim tezi olarak sunduğumuz vakit, kaba hatları ile, «marxist tarih bilimi ile Osmanlı toplumu incelenemez» denilerek Üniversite ülemasının hışmını üzerimize çektik, öte yandan, bu kitap ile, İttifaklar konusunda, Avcıoğlucular ile Bellicilerin asker-bürokrat kısmı birleşik cephesine sekte vurulacağı sanılarak, oportüsnist damgası giyip, Amerikan Muhipler Derneğine üye kaydedildik.

Burada, ne sevgili üniversitemizin kodamanlarına, ne de Avcıoğlu - Belli ekseni üzerindeki toramanlara cevap verecek değiliz. Onların anladığı ilmiye ve seyfiye «sınıfları» bizden ırak olsun. Bize bu sınıflerın ideolojileri dışında Türk halkının ideolojisini yansıtan tarihî-iktisadi araştırmalar gerekiyordu. Şükürler olsun ki, bu çalışmalar peşpeşe gerçekleşmede-gerçekleşecek. Bu olgu ise, pahalıya malolan bir kitaptan sağlanan azami faydadır.

Kitap, birinci baskısından bir yıl önce yayımlamış olduğumuz Asya Üretim Tarzı ve Az-gelişmiş Ülkeler risalesi ve bu yıl yayımladığımız Marksist «Üretim Tarzı» kavramı adlı kitap (ve bazı makaleleri) ile bütünlenince Türk toplumunun üretim tarzı ve evrimi hakkındaki düşüncelerimiz daha açıklığa kavuşmuş olur. Tabiatıyla, bu bütün içindeki tahlillerimizin eksikliği ve yetersizliğ iapaçıktır. Ne var ki, Türk toplumu hakkında statik ve dinamik olarak kurmaya çalıştığımız, bazen şeklen, bazen zımnen belirtilmiş olan modellerin, gerçeği düşünceden, varolanı da bilgiden yalıtmak kaydı ile, tutarlı olduklarına inanmaktayız. Bu tutarlılık, belik de, ancak soyut ve genel bir düşünce seviyesinde mevcuttur. Fakat, bu düşünce sürecinde yaratılan modellerin, çoklukla, tarihî ve halihazır toplumumuzu somut ve tikel olguları ile uyuştuklarını da müşahede etmekteyiz. Ancak, düşünce sürecinde yaratmak, gerçek ve varolanı «bilmekten» çok daha güç olduğundan, muhakkak ki büyük eksiklikler ve hattâ büyük yanılmalar gizlidir bu modellerde. Bu açıdan bakılınca, kusurumuz büyük olabilir ama, münafıklığımızdan herhalde şüphe edilmelidir. Hoş... etmeyenler varsa, varsın etmesinler.

Koyun kurt ile gezerdi Fikir başka başk' olmasa.

Sencer Divitçioğlu



ÖNSÖZ


«Ger peri ola, ger melek, ger ins
Kendü cinsine meyleder her cins»

İbn Kemal
Tevârih-i Âl-i Osman

Toplumsal bilimler ile uğraşanların işi, yaşadıkları toplumu anlamaktır. Anlamak ise ancak araştırma ile olur. Giriştiğimiz tarihi tahlili denemenin amacı da budur.

Anlamak, vazedilen ipotezlerin somut gerçek ile sınandıktan sonra doğrulanması ile kabildir. Böylece, anlamanın sistemleşmiş bir şekli olan teori, gerçeğe daha fazla yaklaşılmasını sağlar. Fakat, kurulan her teori nihaî doğrular cümlesi demek değildir. Teori, yeni bulgular ile daima değişebilir; aksi halde doğma haline gelir. Bilim adamı ise doğmalara karşıdır.

içinde yaşanılan toplumla ilgili herhangi bir teori belirli bir amaca hizmet eder. Bu amaç pratik gerçektir. Türkiye eğer son yıllarda gerek bilim, gerek sanat ve gerek siyaset alanlarında pratik güçlüğe düşmüş ise bu teorinin eksikliğindendir. Doğru bir teori kurulmadan, atıflar ve dip-notlarla kabul edilmiş herhangi bir teori, pratikte onarılmaz hatalara sebep olabilir. Bu hataları bir an önce asgarileştirmek aydınlara düşen bir ödevdir.

Kitabımızda yapılmak istenilen kısaca şudur: Günümüzün Türk toplumunu anlamaya başlamak için, Osmanlı imparatorluğunun belirli bir çağına uyguladığımız bir ipotezin ne dereceye kadar geçerli olduğunu araştırmak. Bu araştırmanın belirli bir dönem (XIV ile XV. yüzyıllar) ile sınırlı olduğunu önceden söyliyelim.

Yukarıda, teori ile pratik arasındaki ilişkiler hakkında söylenilen sözler, dört yüzyıl önceki Osmanlı toplumunun iktisat teorisi ile günümüzün Türk toplumunun pratiği arasında ilişki bulunup bulunamıyacağı konusunda okuyucuyu şüpheye düşürebilir. XIV. ve XV. yüzyıllara ait bir teori, XX. yüzyılın pratiğini nasıl etkiler?

Günümüzün toplumu dünden geldiği gibi yarına gidecektir. Dün ve bugün teoriyi, bugün ve yarın pratiği hazırlar. Yaşanmamış bir olayın teorisi kurulamıyacağı gibi, teorisi kurulmamış bir olay pratiğe temel teşkil edemez. Bu bakımdan dünün araştırılması, bugünün anlaşılması için elzemdir, işte yalnız bu sebepten ötürüdür ki, günümüzün Türk toplumunu anlamak için, dünden- önceki Osmanlı toplumunun araştırılmasını uygun bulduk. Bu bir başlangıçtır.
Gerçekten, meseleye bu açıdan bakılınca kitap eksiktir. Yazarın en büyük eksikliği, incelenen toplumu belirli bir dönem ile kısıtlayıp, kitapta XVI. - XX. yüzyıllar arasındaki Osmanlı toplumunun gelişme süreci ile çağdaş toplumumuzun iktisadî-içtimaî bünyesine yervermeyişidir. Bu, yazarın böyle muazzam bir çalışmaya henüz hazır olmadığını gösterir. Kitapta yapılan sadece, Türk toplumu için bir başlangıç modeli kurmaktır. Bu model çerçevesi içinde Türk tarihinin diğer yüzyıllarına ait boşluklar zamanla doldurulabilir. Maamafih çalışmada, incelenen toplumun değişmeye açık gedikleri üzerinde yeterince durulmuştur.

Kitap, şimdiye kadar teori plânındaki mevcut eksiklikleri tamamlamak iddiasından çok, Türk gerçekleri üzerine yeni baştan eğilmek; doğruyu yeniden aramanın çıkış noktasını tespit etmek çabası ile yazılmıştır. Bu işte kazanılan, başarı, okuyucunun takdirine kalmıştır. Fakat, herhalde teorinin kabule mazhar oluşu kadar, bilimsel bir tenkit sonucu reddedilmesi de bizi mutlu kılar. «Doğru»nun «yanlışı») tasfiye etmesi kadar sağlam bir şey olamaz.

Osmanlı toplumunun iktisadî-içtimaî bünyesi üzerinde yapılan çalışmaların bugün Türkiye'nin bilimle ilgili bütün kurumla- rında eşanlı olarak başladığını sevinçle kaydedelim. Üstün değerde tarihçiler yetiştiren bu ülke, toplumsal tarih alanına adımlarını henüz atmaya başlamıştır. Siyasal Bilgiler Fakültesi, İdarî İlimler Enstitüsü tarafından 1967 ders yılında tertip edilen «Osmanlı Toplumunda Sınıflar» konulu kollokyum bunun güzel bir örneğidir.

Kitaptaki bütün düşünceler sevabı ve günahı ile bana aittir. Beni bir tebliğ vermek üzere Ankara'ya davet etmek nezaketini gösteren Ş. Mardin beye teşekkür ederken, kollokyumu yönetmek lütfunda bulunup, aramızdan ebediyen ayrılan Y. Abadan beyin hatırası önünde hürmetle eğilirim. Kollokyuma iştirak eden bütün meslekdaş ve arkadaşlarımın tenkitlerinden fevkalâde yararlandığını ve sayelerinde pürüzlü fikirlerimi düzeltmek fırsatını bulduğumu belirteyim.
Yılların getirdiği arkadaşlık S. Hilâv'a sadece içten bir merhabayı gerektiriyor burada. Bozuk tercümelerim ve son bölümdeki çapraşık ifadelerim ancak onun tenkitleri ile kısmen düzeltilmiş oldu.

T. Z. Tunaya hocaya, bana önceleri soyut resim intibaını veren, fakat sonraları OsmanlI toplumunun sdtnut gerçeğini idrak ettirmek fırsatını kazandıran, Kınalızade Ali Efendinin çizdiği daire-i adliye'yi tanıttığından dolayı minnettarım.
Ö. L. Barkan hoca, değerli vakitlerinden bir kısmını bana ayırarak, OsmanlI tarihi hakkındaki derin bilgileri ile metindeki bazı tarihi olaylar üzerindeki yanlışlarımı düzeltmek lütfunda bulunmuşlardır. Türk tarihinin meraklı bir öğrencisi sıfatı ile kendilerine teşekkür etmeyi bir borç bilirim. Bu arada, XIV. ve XV. yüzyıllar arası OsmanlI toplumuna ne feodalite, ne de Asya üretim tarzı «modeli lerinin uygulanamıyacağını ileri süren Ö. L. Barkan'ın aksine, marxgil tarihi maddecilik metodunu benimseyen ben, onun tarih anlayışından bir hayli uzaklaşmış olduğumu da itiraf edeyim. Metod ve yorum konusunda, hoca ile öğrenci arasında ortaya çıkan görüş ayrılıkları, Üniversite camiası içinde tarihi gerçeği arayan birini mazur gösteremez (mi?).

Mayıs 1967, Kandilli
Sencer Divitçıoğlu



GİRİŞ

I

«Bir şeyin tabu olması için anlaşılması
değil, anlaşılmaması şarttır».

Kemal Tahir
Yorgun Savaşçı

Bu bir tarih araştırması değildir. Hattâ, iktisat tarihi araştırması bile denilemez. Bu bir iktisat araştırmasıdır: İktisatçı açısından, tarihî bir İktisadî sistemin yeniden - kurulması hakkında yapılan mütevazı bir denemedir.

İktisatçının tarihçinin işine karışmakla bazı önemli hatalara sebep olabileceği açıktır. Tarihçiden iktisatçıya geçirilen doğru bilgiler, iktisatçının elinde bozulabilir. İncelenen dönem, hele tarihi olgular rastgele seçilirse, yanlış tahlil edilebilir ve dolayısiyle yanlış ipotezler vazedilebilir. Gününü tahlil etmede iktisatçının bilgeliği, dünün tahlilinde bilgiçliğe dönüşebilir. Bundan dolayı, tarihin incelenmesine özenen iktisatçı peşinen sorumluluğu yüklenmelidir. Unutulmamalıdır ki son söz tarihçinindir.

Bütün bunlardan haberdarız. Ne var ki, bu konuda hiçbir zaman şüpheciliği elden bırakmamış ,olan G. Le- febrc’in, M. Dobb’un Avrupa kapitalizminin doğuşu hakkında ...




Fondation-Institut kurde de Paris © 2019
BIBLIOTHEQUE
Informations pratiques
Informations légales
PROJET
Historique
Partenaires
LISTE
Thèmes
Auteurs
Éditeurs
Langues
Revues