La bibliothèque numérique kurde (BNK)
Retour au resultats
Imprimer cette page

Oğluma Hikâyeler


Auteur : Yılmaz Güney Multimedia
Éditeur : Yılmaz Güney Kültür ve Sanat Vakfı Date & Lieu : 1994, İstanbul
Préface : Pages : 88
Traduction : ISBN : 975-7956-09-0
Langue : TurcFormat : 135x195 mm
Code FIKP : Liv. Tur. Gun. Ogl. 01Thème : Littérature

Présentation
Table des Matières Introduction Identité PDF
Oğluma Hikâyeler

Versions

Oğluma Hikâyeler

Yılmaz Güney

YGKSV

'Oğluma Hikâyeler' yazmayı, daha 1972’lerde, Selimiye’de düşündüm. Devrimci öze sahip olan bir sanatçı, oğluna devrimci bir miras bırakmalıydı... Oğluma, oğlum vesilesiyle bütün dünya çocuklarına en içten arma- ğanımdır bu hikâyeler. Onların olumlu gelişmelerinin dokusunda kıl kadar pay sahibi olmak bizim için onur vericidir.



ÖNSÖZ


«Oğluma Hikâyeler» yazmayı, daha 1972'lerde, Selimiye'de düşündüm. Devrimci öze sahip bir sanatçı, oğluna devrimci bir miras bırakmalıydı. Bu konuda, başarısız, yarım, güvensiz, çeşitli çalışmalar yaptım. Özü, biçimi ve sonuçtaki tatları bir türlü doyurmadı beni. Yazdıklarımı, düşündüğüm içerik ve biçimle uzlaştıramadım.
İstiyordum ki, hikâyelerimi okuyan insanlar etkilensinler, düşünsünler ve değişim doğrultusunda istek duysunlar. Bu değişim duygusunun hayata geçirilmesi, devrimci mücadelemizi zenginleştirsin.
Bu doğrultuda çalıştım, yazdım, bozdum, yazdım, yırttım; yeteneksiz, başarısız olduğum konusunda karara vardım sonuçta.

Yeteneksiz ve başarısız olmamalıydım; yeniden çalışmalara koyuldum. 1977 sonlarında. Kayseri Cezaevinde, özünü ve biçimini birbirine en uygun gördüğüm, düşüncelerime en yakın sandığım ilk hikâyeyi yazabildim. Buradan başlamalı, dedim. «Şeftali çekirdeğine inan, kendi gücüne güven» bu çalışmamın hayat bulmuş ilk örneğidir.
Eski notlarımı karıştırırken, bu konuda Selimiye'de yaptığını çalışmalardan, yırtılmaktan kurtulmuş bir hikâye buldum:
«Angut kazı ile çocuk...»

Bu hikâyeyi, ilk çalışmalarımın, ilk denemelerimin bir örneği ve yenilerle kıyaslandığında içerik ve biçim farklılığını gösterecek bir çalışına olarak değerlendiriyorum ve sunuyorum.
Oğluma, oğlum vesilesiyle bütün dünya çocuklarına en içten armağammdır bu hikâyeler. Onların olumlu gelişimlerinin dokusunda kıl kadar pay sahibi olmak bizim için onur vericidir.

Yılmaz Güney
20 Aralık 1978
Toptaşı Cezaevi



Angut kazı ile çocuk

Bu İsmail çocuk yemeden içmeden kesildi kaç zamandır. İçin için büyüyen bir özlemle gökyüzüne bakıyor bütün gün.
Anası babası nergis toplamak için ortalık ışırken çıkıyorlar evden, kararırken dönüyorlar. Komşular göz kulak oluyorlar İsmail'e; ama, İsmail'in yüreğinde oluşan, büyüyen, taşan, her şeye yayılan sevgisini bilmiyorlar. Sadece «Lan İsmail, ne var lan gökyüzünde, bok mu var?» diyorlar.
Anası da soruyor: «Ne bekliyorsun babam!»
İsmail sırrını söylemiyor kimseye.

Bir gün İsmail, yüreğini saran sevincin, içine sığmadığını duyuyor. Yüzüne taşıyor sevinci, yüzü gözü gülüyor. Dünyanın bütün renklerini kanatlarında, tüylerinde taşıyan kazı görüyor; Angut kazını.
Çocuk sevincini; büyüklerin anlayamayacağı o sıcak sevinci yaşıyor İsmail. Kazın uçtuğu yöne koşuyor suları sıçratarak.
Angut kazı, kış sularının çekilmediği tarlaya konuyor. Sarı, beyaz çiçeklerin arasına.
İsmail görmüştür kazın konduğu yeri. Ürkütmeden yaklaşabileceği kadar yaklaşıyor. Elinde, tüfek niyetine taşıdığı değneği vardır.

Angut kazı hissediyor, ürküyor, kanatlarını suları saçarak çırpıyor, uçuyor ve İsmail'i tartılmaz acılara boğuyor. Gözleri onu kovalıyor, tüfeğini omuzlayıp bütün gücüyle bağırıyor:
«Bom! Bom!»

Ve mavi gökyüzünde bir nokta oluyor Angut kazı. İsmail'in dünyaya bakışının tadı oluyor.
Çerçiler, berber, deveciler geliyor köye; avcılar geliyor köye, avcılar geliyor bir gün de. İsmail'i heyecanlandıran, sevindiren şeyler görüyor; tüfekler ve bir dürbünün uzağı yakınlaştırdığını ilk defa o gün öğreniyor.
Avcılar gösteri yaparken İsmail dürbünü çalıyor. Kimseye sezdirmeden saklıyor bir yere.
Avcılar dürbünün kaybolması üzerine kızıyorlar. Köylüler utanıyorlar. Şaşırıyorlar, arıyorlar, düşünüyorlar.
«Kim çalabilir?»

Sorgu sual başlıyor.
Sonuç yok.
Suçlamalar, savunmalar, tartışmalar, kavgalar...




Fondation-Institut kurde de Paris © 2019
BIBLIOTHEQUE
Informations pratiques
Informations légales
PROJET
Historique
Partenaires
LISTE
Thèmes
Auteurs
Éditeurs
Langues
Revues