La bibliothèque numérique kurde (BNK)
Retour au resultats
Imprimer cette page

Özgürlük yolu, n° 28


Éditeur : Özgürlük Yolu Date & Lieu : 1977, İstanbul
Préface : Pages : 88
Traduction : ISBN :
Langue : Kurde, TurcFormat : 140x215 mm
Code FIKP : Liv. Tur. Kur. Ara Ozg. N°28 (Rev. 4)Thème : Politique

Présentation
Table des Matières Introduction Identité PDF
Özgürlük yolu, n° 28

Versions

Özgürlük yolu, n° 28

Faruk Aras,
Mustafa Kaya

Özgürlük yolu


1 Eylül 1939‘da Polonya sınırlarını aşan Nazi orduları 2. Dünya savaşırı başlattılar. On milyonlarca insanın ölümüne, yüzmilyonların yaralanmasına, sakat kalmasına, insan emeğiyle yaratılmış pek çok eserin, kentlerin, köylerin, fabrikaların ve bizzat doğanın yıkımına, tahribine yol açan, insanlığa büyük kayıplara ve acılara malolan savaş, saldırgan faşizmin ve militarizmin yenilgisiyle sonuçlandı ama, yeryüzünden savaş korkusu da tümüyle silinmedi. Dünya savaşını yaratan emperyalizmin doğası, iç çelişkileriydi. Emperyalizm ise varolmakta devam ediyordu. Daha Alman faşizminin ve Japon militarizminin yenilgisi noktalanmadan ABD’nin başını çektiği emperyalist ülkeler sosyalist ülkelere karşı bir tehdit ve soğuk savaş dönemini başlattılar. ABD'nin bunun için kullandığı araçlardan biride savaş içinde yapılan ve Hiroşima ve Nagazaki'de acımasızca denenen atom bombası oldu.

Kendi ülkesi savaştan hiç bir zarar görmeyen ABD, İkinci Dünya Savaşından çok daha güçlenerek çıkmıştı. Amerikan ekonomisi büyük ...



BARIŞ İÇİN MÜCADELE, EMPERYALİZME
BASKI VE SÖMÜRÜYE KARŞI MÜCADELENİN BİR PARÇASIDIR


1 Eylül 1939‘da Polonya sınırlarını aşan Nazi orduları 2. Dünya savaşırı başlattılar. On milyonlarca insanın ölümüne, yüzmilyonların yaralanmasına, sakat kalmasına, insan emeğiyle yaratılmış pek çok eserin, kentlerin, köylerin, fabrikaların ve bizzat doğanın yıkımına, tahribine yol açan, insanlığa büyük kayıplara ve acılara malolan savaş, saldırgan faşizmin ve militarizmin yenilgisiyle sonuçlandı ama, yeryüzünden savaş korkusu da tümüyle silinmedi. Dünya savaşını yaratan emperyalizmin doğası, iç çelişkileriydi. Emperyalizm ise varolmakta devam ediyordu. Daha Alman faşizminin ve Japon militarizminin yenilgisi noktalanmadan ABD’nin başını çektiği emperyalist ülkeler sosyalist ülkelere karşı bir tehdit ve soğuk savaş dönemini başlattılar. ABD'nin bunun için kullandığı araçlardan biride savaş içinde yapılan ve Hiroşima ve Nagazaki'de acımasızca denenen atom bombası oldu.

Kendi ülkesi savaştan hiç bir zarar görmeyen ABD, İkinci Dünya Savaşından çok daha güçlenerek çıkmıştı. Amerikan ekonomisi büyük çapta askerileşmiş, modern silah ve diğer savaş malzemesi üretimine yönelmişti. Daha savaş öncesindeki silahlanma döneminde başlayan bu ekonominin askerileşmesi süreci savaş içinde doruğuna vardı. Devleti büyük bir alıcı durumuna getiren tekeller bundan dev kârlar sağlıyorlardı. Bu durum, kapitalizmin işsizlikten, sürüm sıkıntısından doğan bunalımlarını da büyük ölçüde hafifletiyordu. Tekeller açısından bir geriye dönüş, sivil endüstriye geçiş, silah üretimini yavaşlatma bu nedenlerle düşünülemezdi. Emperyalizmin çıkarları silahlanmanın sürdürülmesini, hızlandırılmasını gerektiriyordu. Bu nedenle savaşın ertesinde soğuk savaşa hız verildi, yeni savaş ocakları yaratıldı ve halklar arasına yeni düşmanlık tohumları ekildi. Bir yandan kendi devletini, dünya halklarının ve bizzat kendi emekçi halkının sırtından büyük bir silah alıcısına dönüştüren tekeller, diğer yandan sürdürdükleri soğuk savaş ve güvensizlik ortamından yararlanarak ve yeni savaş ocakları kışkırtarak diğer ülkeleri de silahlanma yarışına ittiler, zorladılar; silah sömürü için geniş bir pazar oluşturdular.

Kâr daha çok kâr ilkesi üstüne kurulmuş kapitalist düzen, insanoğlunun mutluluğunu, onun özlediği sömürüşüz ve barışçı bir düzeni düşünemez. Dünya halklarının istediği kalıcı bir barış kapitalistlerin umurunda bile değildir.

Ama 1. ve 2. Dünya savaşlarının büyük dehşetini yaşayan kitleler barış istiyorlardı. Dünyadaki devrimci, demokratik, barışsever güçler de savaştan sonra, soğuk savaş ortamının giderilmesi, silahlanma yarışının durdurulması, başta atom silahları olmak üzere kitlesel imha edici silahların yasaklanması ve giderek büyük ölçüde silahsızlanmaya gidilmesi; barışın kalıcı temellere oturtulması; emperyalist saldırganlığın önlenmesi için harekete geçtiler. Barış çabalarının başını sosyalist ülkeler çekiyordu. Bu yöndeki çabalar kısa sürede kapitalist ülkelerde de geniş emekçi kitlelerin, aydınların, barışsever ve demokratik güçlerin desteğini kazandı. Bu çabaların sonucu olarak, 1950 yılında pekçok ülkeden barışsever güçlerin, demokratik örgütlerin ve uluslararası nitelikte örgütlerin katılmasıyla Dünya Barış Konseyi kuruldu. Dünya Barış Konseyinin kurulduğu 1 Eylül, o günden beri tüm dünyada «barış günü» olarak kutlanmaktadır.

Dünya Barış Konseyi’nin çalışmaları yıllar geçtikçe daha da güçlendi ve soğuk savaşın etkisiz kılınmasında, emperyalist saldırganlığın sınırlandırılmasında, sömürgeciliğe, ırk ayırımına, faşizme ve militarizme, tekellerin baskısına karşı yürütülen mücadelede önemli bir rol oynadı.

Barış uğrunda yürütülen bu kararlı mücadele emperyalistlerin birçok propaganda silahını ellerinden aldı, kitleler arasında onların maskesini düşürdü. Böylece soğuk savaş dönemi aşılabildi. Avrupa’da gerginlik azaltıldı, Batılı emperyalist ülkeler Orta Avrupa'daki yeni durumu kabul etmek, Demokratik Alman Cumhuriyeti ve diğer Doğu Avrupa sosyalist ülkeleriyle diplomatik ilişkiler kurmak zorunda kaldılar. Ekonomik, teknik, bilimsel ve kültürel alanlarda işbirliği yolunda önemli adımlar atıldı.

Helsinki Konferansı ve Belgrad Toplantısı

Dünya Sosyalist sisteminin ve dünya barışsever güçlerinin büyük başarılarından biri de 1975 yılında Helsinki Konferansı'nın toplanmasını sağlamak ve yıllar boyu savunulan ilerici ilkeleri bu konferansta pekiştirmek olmuştur. Helsinki Konferansına 33 Avrupa ülkesinin yanısıra ABD ve Kanada’da katılmışlardı.

.....




Fondation-Institut kurde de Paris © 2019
BIBLIOTHEQUE
Informations pratiques
Informations légales
PROJET
Historique
Partenaires
LISTE
Thèmes
Auteurs
Éditeurs
Langues
Revues