La bibliothèque numérique kurde (BNK)
Retour au resultats
Imprimer cette page

Yasal Kurtler


Auteur : Eyyüp Demir
Éditeur : Tevn Yayınları Date & Lieu : 2005, İstanbul
Préface : Pages : 580
Traduction : ISBN : 975-9094-04-5
Langue : TurcFormat : 135x210 mm
Code FIKP : Liv. Tur. Dem. Yas. N° 1743Thème : Politique

Présentation
Table des Matières Introduction Identité PDF
Yasal Kurtler

Yasal Kurtler

Eyyüp Demir

Tevn Yayınları


Yasal Kürtler günümüzün “Anka Kuşu”nun öyküsüdür. Kürtlerin, devletle kurduğu bir ötekilik ilişkisidir. Okudukça bu öykünün ‘Zümrüdüanka’ya ne kadar benzediğini görecek, her defasında bir bitiş ve yeniden doğuşa tanık olacaksınız. Yasal Kürtler, karşıtını geliştiren ve yine karşıtı tarafından yakılan çağımızın ‘Anka’sıdır. Bu bir mitolojik imge değil; Türkiye’nin Kürt imgesidir, fantastik değil gerçeğin öyküsüdür. Her öyküde olduğu gibi buradada kahramanlar ve onların trajik çatışmaları vardır. Daha doğrusu legal Kürt mücadelesini konu edilen bu çalışma aynı zamanda son asırda cereyan eden Türkiye'nin trajedisidir.

Kültlerin yaşadığı her parçada olduğu gibi, Türkiyede de Kürt gerçekliği inkar edildi. Yaşadığı çoğrafyanın ismiyle beraber Kürt sözcüğü yasaklandı, Kültlerin 'Dağlı Türk' olduğu topluma empoze edildi. Bu paradigma, gelişen siyasal Kürt mücadelesi karşısında iflas edince, devlet Kültlerin varlığını kabül etme noktasına geldi. İllegal Kürt mücadelesi defaktoda olsa devletin Kürt politikasında ciddi değişimler yarattı. Bunun sonucunda 1990’larda “Türkiye Partisi” argümanı altında Kürtler ilk kez legal alanda siyasal mücadele vermeye başladı.

Halkın Emek Partisi (HEP) bunun ilk meyvesidir. Biz buna Yasal Kürtler adını verdik; ne yazıkki yasal dediğimiz bu siyasal hareket daha çok yasadışı muamele gördü. HEP ve HEP’in geleneğini sürdüren siyasi partilerin sempatizanı, üyesi, yöneticisi ve milletvekili olmak üzere çok sayıda partili, “faili mechul"e gitti, yargısız infaza uğradı yada göz altında kaybedildi. Bununlada kalınmayarak kurulan legal partiler kapatıldı. Kürt parlamenterler parlementodan yaka paça çıkartılarak cezaevlerine gönderildiler. İşte ‘Yasal Kürtler” özetlemeye çalıştığımız bu durumun öyküsüdür.



Eeyyüp Demir, 1973 yılında Bingöl (Çolîk)’ün Solhan (Boglon) ilçesine bağlı Aksakal (Yexek) köyünde doğdu. İlk ve orta okulu Solhan’da, liseyi 1990 yılında Ankara’da tamamladı. 1991 yılında Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi İktisat Bölümü’ne girdi. 1993 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü’ne kayıt yaptı. Son sınıftayken buradan ayrılarak Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Öğretmenliği Bölümü’ne kaydını aldı ve buradan mezun oldu. 1996 yılında Demokrasi gazetesinde çalışmaya başladı. Akabinde çıkan Ülkede Gündem, Özgür Bakış, 2000’de Yeni Gündem gazetelerinde çalıştı; televizyonlarda Kürtçe haber-yorıım programlarına katıldı. 2001 yılında çıkan Bilim ve Siyaset Dergisi’nin Yayın Kurulu’nda yer aldı. HADEP ve DEHAP’ta da basın müşavirliği görevinde bulundu. Ekim 1992 yılında Ankara’da faaliyete geçen Özgür Üniversitece; 1992-1996 yılları arasında öğrencilik, 1997-2000 yılları arasında da “Estetik ve Sanat” dersi konusunda akademisyenlik yaptı. Yazarın “Estetiğe Giriş” adlı bir de yayınlanmış eseri bulunmaktadır.

 



ÖNSÖZ

"Acı deneyimler, şiddetin daha fazla şiddet doğurduğunu ve çözüm getirmediğini gösterdi. Hangi gerekçeyle olursa olsun şiddete ve savaşa dur demeliyiz. Çağımızın çözüm dili ve yöntemi diyalog, uzlaşı ve barıştır."
Leyla Zana*

‘Yasal Kürtler’ günümüzün ‘anka kuşu’nun öyküsüdür. Kürtlerin devletle kurduğu bir ötekililik ilişkisidir. Okudukça bu öykünün ‘Zümrüdüanka’ya ne kadar benzediğini görecek, her defasında bir bitiş ve yeniden doğuşa tanık olacaksınız.
‘Yasal Kürtler’, karşıtını geliştiren ve yine karşıtı tarafından yakılan çağımızın ‘anka’sıdır. Bu bir mitolojik imge değil; Türkiye’nin Kürt imgesidir, fantastik değil gerçeğin öyküsüdür. Her öyküde olduğu gibi burada da kahramanlar ve onların trajik çatışmaları vardır. Daha doğrusu legal Kürt mücadelesini konu edinen bu çalışma aynı zamanda son asırda cereyan eden Türkiye’nin trajedisidir.

Kürtler, başta Türkiye, İrak, İran, Suriye ve Rusya olmak üzere dünyanın bir çok bölgesine dağılmış ve en çok baskı gören uluslar dan biri olmuştur. Bu ülkelerde, Kürtlerin demokratik legal mücadele vermelerine imkan tanınmamış, verilen siyasi mücadeleler de tümüyle illegal düzeyde kalmıştı. Kültlerin yaşadığı her parçada olduğu gibi, Türkiye'de de Kürt gerçekliği inkar edildi. Yaşadığı coğrafyanın ismiyle beraber Kürt sözcüğü yasaklandı, Kültlerin “Dağlı Türk” olduğu topluma empoze edildi. Bu paradigma, gelişen siyasal Kürt mücadelesi karşısında iflas edince, devlet Kültlerin varlığını kabul etme noktasına geldi. İllegal Kürt mücadelesi defakto da olsa devletin Kürt politikasında ciddi değişimler yarattı. Bunun sonucunda 1990'lapda “Türkiye partisi” argümanı altında Kürtler ilk kez legal alanda siyasal mücadele vermeye başladı.

Halkın Emek Partisi (HEP) bunun ilk meyvesiydi. Biz buna ‘Yasal Kürtler’ adını verdik; ne yazık ki, yasal dediğimiz bu siyasal hareket daha çok yasadışı muamele gördü. HEP ve HEP'in geleneğini sürdüren siyasi partilerin sempatizanı, üyesi, yöneticisi ve milletvekili olmak üzere çok sayıda partili; “faili meçhul"e gitti, yargısız infaza uğradı ya da gözaltında kaybedildi. Bununla da kalınmayarak, kurulan legal partiler kapatıldı. Kürt parlamenterler parlamentodan yaka paça çıkarılarak cezaevlerine gönderildiler.

“Yasal Kürtler” tanımlaması açıkçası bir ironidir. Kürtler zaten dünyada bilinen en eski halklardan biridir ve yaşadıkları alanlar bu gün mesken tuttukları Kuzey Mezopotamya ve Zagroslardır. Bu bölgede otantik oluşları nedeniyle de tüm halklar içinde kendi istemlerine karşılık bulmaları da en doğal ve evrensel haklarıdır ve yasaldırlar. Ancak üzülerek belirtmek gerekir ki, Kürt ülkesinin parçalanması ve burada oluşturulan politikalar Kürtlerin hep illegal gözüyle görülmesine yol açmıştır.

Araştırmalarım sırasında karşılaştığım bir gerçekliğin altını çizmeden de edemeyeceğim. HEP’le başlayan, ÖZEP, ÖZDEP, DEP,
HADEP, DEHAP sürecinde yaşanan en büyük sorunlardan biri diyebilirim ki düzenli bir arşiv geleneğinin oluşturulaınamasıydı. Gerek kendi incelemelerim sırasında gerekse de konuyla ilgili araştırma yapan kimi araştırmacılar, yakın tarih olmasına rağmen, belge ve bulgulara ulaşmakta zorlanmaktadırlar. Kürtlerin Türkiye’deki bu legal sürecini üniversitelerde tez konusu yapan kimi araştırmacılarda ne yazık ki belgelere ulaşma konusunda güçlük çekmektedirler, kimileri de yaşadıkları sorunlar nedeniyle çalışmalarının yarıda kesmek zorunda kalmışlardır.

İtiraf etmeliyim ki, HADEP ve DEHAP’ta basın müşavirliği görevini yürütmemiş olsaydım böyle bir çalışmayı ortaya çıkarmam güç olacaktı. Çalışmam sırasında HEP, ÖZEP, ÖZDEP, DEP belgelerini kimi ilgililere sorduğumda “Birçok belge polis baskınlarında emniyete götürüldü ve bir daha geri alınamadı. Bazılarını da kamyonlarla çöpe attık” diyorlardı. Evet, verilen rakamlara göre tam üç kamyon arşiv belgesi araçlarla çöpe atılmıştı. Üç kamyon dolusu “bellek” kendi elleriyle yok edilmişti(!)
Bu kitabı meydana getirmemdeki asıl nedenlerden biri de, yok olmakla karşı karşıya bırakılan bu belleğin yazılı hale dönüştürülmesiydi. Mümkün olduğu kadar, kişisel arşivlere de ulaşarak, bunları toparlamaya çalıştım. Bu nedenle de, daha şimdiden bazı okuyucuların tepki göstereceği, kronolojik tarih anlayışına ağırlıklı olarak bağlı kaldım. Arzuladığım bir metot olmamasına karşın, bunu gerekli gördüm. Ancak, tamamıyla da idiyografik etkide kalmamaya özen gösterdim. Bunun değerlendirmesini de siz değerli okuyuculara bırakıyorum. Kitabın tüm içeriğine dönük gelen eleştirileri bir katkı olarak düşündüğüm için şimdiden teşekkürlerimi sunuyorum.

Türkiye’deki legal Kürt mücadelesini araştırdığım sırada dikkatimi çeken bir hususta, legal mücadele yürüten bu siyasi partilere illegal muamele çekilmesiydi. Devletin bu yaklaşımı ne yazık ki, çok sayıda trajik gelişmelere yol açtığından, nesnel bir tarih perspektifiyle yaklaşmamı zorlaştırmaktaydı. Mümkün olduğu kadar objektiviteyi korumaya çalıştım, ancak bu konuda da bir bütünüyle başarılı olduğumu söyleyemem. Belki de bunun en büyük nedeni yaşanılan yakın tarihin canlı tanığı olmamdan ileri gelmektedir.

Bugüne kadar kurulan ve siyasal olarak öne çekilen legal partiler kitapta birer bölüm şeklinde ele alındı. Birinci bölümde Cumhuriyetten günümüze kısa bir “Giriş” yazısı yer alırken, ikinci bölümde; Türkiye’de legal Kürt siyaseti ve genel siyasal doku bağlamında “Yeni Demokratik Oluşum” konusuna yer verildi. Üçüncü bölümde “HEP’in Öyküsü”; dördüncü bölümde “DEP’in Öyküsü”; beşinci bölümde “HADEP’iıı Öyküsü” ve son bölümde de “DEHAP’ın Öyküsü” konusu işlendi. Ayrıca “Ekler” kısmında
Türkiye’de kurulan diğer legal Kürt partileri ve legal siyasal mücadele sırasında yaşamını yitirenlerin geniş bir listesi ele alındı.
Burada, eserime gösterdiği anlayış ve teşvik için eşim ve ‘ilk okuyucum’ Ebru’ya şükranlarımı ifade etmek isterim. Bu kitap bana olduğu kadar ona da aittir. Ayrıca, kitabın oluşturulması sırasında bu siyasetin temel aktörlerinden biri olan HEP ve DEP'te önemli noktalarda görev alan ve 9 yıl boyunca HADEP’in genel başkanlığını yapan Sayın Murat Bozlak'a verdiği bilgiler ve sunduğu katkılardan dolayı teşekkürü bir borç bilirim. Yine kitabın isminin “Yasal Kürtler” olma düşüncesini tartışmalarımız sırasında dile getiren Sayın Osman Özçelik’e, kitabın oluşturulması sırasında değerli katkılarını sunan HADEP ve DEHAP çalışanlarına, kitabı bir hukukçu gözüyle irdeleyen ve bizlerle düşüncelerini paylaşan Av. Öztürk Türkdoğan’a ve bu kitabın oluşumunu sağlayan ismini kitapta zikrettiğim veya zikredemediğim tüm siyaset emekçilerine teşekkür ediyorum.

Eyyüp DEMİR
14 Ekim 2004
E-mail: yasalkurtler@hotmail.com

* Avrupa Parlamcntosu'nda yaptığı konuşma. 14 Ekim 2004.



Birinci Bölüm

Giriş


Birinci Paylaşım Savaşı’ndan yenik çıkan Osmanlı İmparatorluğu. imzalamak zorunda kaldığı Mondros Mütarekesi ile parçalanmanın eşiğine geldi. İstanbul'daki merkezinde ortaya çıkan iktidar boşluğu ve geçici kanunlarla idare, devleti içinden çıkılmaz bir duruma sokmuştu. Osmanlı yönetimi mevcut durumu aşmak için son bir çırpınış olarak İstanbul'da Meclis-i Mebusan’ı açtıysa da; meclis dön aylık bir çalışma sonrası feshedildi (12 Nisan 1920).

Meclis-i Mebusan'ın kapatılması öncesinde alınan son toplantıda bir sonuç çıkmayınca Mustafa Kemal harekete geçti. Ankara'da olağanüstü yetkilere sahip bir meclisin toplanacağını duyurdu. Bunun üzerine Meclis-i Melnısan'dan gelen 92 milletvekili ve Müdafa-i Hukuk hareketinin şubelerinden seçilen 232 kişi yapılan seçimlerin ardından 23 Nisan 1920 günü Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) çatısı altında toplandı. Bu kurucu nitelikteki birinci meclis, içinde Kültlerin de yer aldığı, çeşitli gruplardan oluşmuştu. Bunların içinde en belirgin olan Mustafa Kemal'in başını çektiği Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Grubu ile Mustafa Kemal karşıtlarının başım çektiği muhalif gruplardı.

Bu yapı içerisinde iktidarı elinde bulunduran ve Türkiye burjuvazisinin çıkarlarını savunan Kemalistler, daha işin başından Kürt kurtuluş hareketine karşı palanlar yaptılar. TBMM içinde yer alan Kürtler ise Kürt çıkarlarını temsil etmekten yoksundular.
Mustafa Kemal'in buradaki Kürt politikası ağırlıklı olarak Kültlerin kullanılmasına dönüktü. Kürtlerle işbirliği içinde olduğu 1919 oltalarında bile çeşitli yerlere ilettiği mesajlarda Kürt hareketlerinin durdurulmasını istemekteydi. M. Kemal, Diyarbakır vali yardımcısına gönderdiği bir mesajında başkaldıran cemiyetlerin derhal ortadan kaldırılmasını istemesi üzerine, burada bulunan Kürt Teali Cemiyeti de bir süre sonra dağıtılmıştı.

Fakat Kemalistler bir bütün olarak da Kültleri karşılarına almak istemiyorlardı. Kültlerin dış işgallere karşı kullanılması. Kemalistlerin vazgeçemediği bir politikaydı. Bunu sağlamak içinde Kültlere uluslararası alanda haklarının tanınacağı vaadinde bulunuluyordu. Hatta kurulacak bir Türk ulusal devletinin Kürdistan'a özerklik tanıyacağı vaadi de verilmekteydi.1

1 - Bkz Prof Dr. Celilc Çelil, M. S. Lazarev, Yeni ve Yakın Çağda Kürt Siyaset Tarihi, Peri Yayınları, Temmuz 1998, İstanbul, s. III.

 




Fondation-Institut kurde de Paris © 2017
BIBLIOTHEQUE
Informations pratiques
Informations légales
PROJET
Historique
Partenaires
LISTE
Thèmes
Auteurs
Éditeurs
Langues
Revues