La bibliothèque numérique kurde (BNK)
Retour au resultats
Imprimer cette page

Erbakancılık ve Erbakan


Auteur : Turhan Dilligil
Éditeur : Onur Yayınları Date & Lieu : 1994, Ankara
Préface : Pages : 312
Traduction : ISBN :
Langue : TurcFormat : 135x190 mm
Code FIKP : Liv. Tur. Dil. Erb. N° 3401Thème : Politique

Présentation
Table des Matières Introduction Identité PDF
Erbakancılık ve Erbakan

Erbakancılık ve Erbakan

Turhan Dilligil

Onur

Ankara Sanayi Odası’nın Milli Birlik komitesi döneminde yapılan ilk kongresinde, İstanbul’daki Gümüş Motor Fabrikası Genel Müdürü Doç. Necmettin Erbakan’ın yaptığı konuşma ilgi çekmişti. Bu makina hocası Türkiye’deki olanaklarla, motoru da dahil olmak üzere, yerli otomobil yapılabileceğini iddia ediyordu. İddia Çankaya’ya rapor edildi. Millî Birlik Komitesi, askeri dehasını anıtlaştırmak için Askerî Fabrikalar’a minare boyunda, çelikten bir süngü yaptırmış ve İstanbul’da Taksim’deki Atatürk anıtının karşısına diktirmişti.
Bir de sanayi kalkınmasındaki yüksek yeteneğinin kanıtı olarak yerli otomobil yapılmasını sağlarsa, bu iki büyük başarıyla 27 Mayıs Darbesi tarihte layık olduğu yeri alırdı..
Cemal Gürsel konuya eğildi, İstanbul Sanayi Odası ile Teknik Üniversite’den ayrıntılı rapor istedi.
Araştırma ve incelemelerden sonra hazırlanan rapor ne yazık ki olumsuzdu.
Raporu getiren komisyon Çankaya’da huzura alındı. Sözcülüğü Gümüş Motor Genel Müdürü Doç. Erbakan üstlenmişti.
Erbakan, rapora hiç değinmeden, Sanayi Odası’nın Kongresindeki görüşünü anlattı ve kanaatlerinin olumlu olduğunu vurguladı. Öteki üyelerden Halil Kaya ile Refet İbrahimoğlu, elektrik cereyanına kapılmış gibi sarsıldılar ama onlar kendilerini toparlayamadan Gürsel karannı vermiş, Erbakan’ı projeyi gerçekleştirmeye memur etmişti...
En kısa zamanda Eskişehir Demiryolları Cer atölyesi, yeterince mühendis, teknisyen ve işçi ...



SUNUŞ

Kur'ân'ı okumuş ve içeriğini de öğrenmiş olan her Müslüman bilir ki İslâmiyet'te ruhbanlık yoktur. Kimse kendinde doğaüstü yetkiler bulunduğu kuruntusuna kapılıp Allah ile kul arasına giremez.
Kur'ân'ın bildirdiği bu kesin kurala karşı tarihimizde, kimi çıkarcı şarlatanın gerici ayaklanmalara önder olduğu görülmüştür.

Günümüzde, köktendinci kışkırtıcılığına somut örnek olarak “Erbakan modeli” gösterilebilir.
Erbakan modeli dinsel kışkırtmacılık, adına “Erbakancılık" diyebileceğimiz özgün bir tarikat olgusudur. Öyle bir tarikat ki; Nakşibendilikten Ticanîliğe kadar türlü tarikat ve köktendinci akımdan bir şeyler kapmış ama, kendisi düşünceye dayalı zihinsel hiçbir katkıda bulunanamış, mantıkla da bağdaşması mümkün olmayan bir çeşit fenomen.

Erbakancılık tarikatı; aba altından sopa göstermek ve cahil dindarlara göz dağı vererek yıldırmak suretiyle taraftar kazanmaya çalışan bölücü bir dinsel örgüttür. Tarikatın en belirgin ve somut açıklaması, bu kitapta ibretle okunacak olan “Erbakan’ın Amentüsü”nde görülmektedir.
Ben, Erbakan’in politika sahnesine çıktığı 1969 yılından günümüze kadar sergilediği karmaşık, çelişkili ve hiç güven vermeyen kişiliğini yansıtan olaylardan, belgelerden ve konuşmalarından derlediğim bu kitaba telif bir eser diyemiyorum çünkü; benim görüşlerimi, benden önce yazıp yayınlamış olan bazı meslektaşlarımdan da alıntılar yaptım. Böylece köktendinci akımın derinliklerine ışık tutacak olan kollektif bir “Kaynak Kitap” oluşturduğumu sanıyorum.

Bu, kitaptaki bilgi ve belgeler daha Önce yayınlandığına, kanunun öngördüğü süre içinde de yalanlanmadığına göre, Erbakan ve Erbakancılar tarafından da doğrulanmış bulunmaktadır.
Bu kitabı, ikinci ve üçüncü kişileri de özünde birleştirerek, görüşünü ve düşündüklerini daha kolay anlattığı, kanısında olduğum için “Sokaktaki Adam” üslûbuyla yazmayı yeğledim:
Hem, böylece, yıllardır ulaşamadığım “Sokaktaki Adam” okurlarıma da bir “Merhaba” demek olanağı buldum. 10 Eylül 1994

Saygılarımla.

Turhan Dilligil



Ön Söz

27 Mart 1994 Pazar günü yapıları yerel seçimlerde Refah Partisi’nin aldığı oy yüzdesi kimi çevreleri şaşırtmış, kimilerini de telâşlandırmış görünüyor. Oysa bu gericilik olgusu beklenmedik bir gelişme değildi ki...

Bu, olsa olsa “Demokratik, lâik hukuk Devleti”mize, yıllar öncesinden uygulamaya konulan şeriat plânı’nın son, “kırmızı alarm”ı olabilirdi. Bu alârmı da duymazdan, görmezden gelen yetkililer varsa, insanın onlara: “Ne haliniz varsa, görün; kendi düşen ağlamaz!” diyesi geliyor ama ne çare ki gericileriyle, ilericileriyle, duyarlıları ve aymazlarıyla tüm millet aynı teknedeyiz. Gemi batarsa hepimiz batarız!...

Refah Partisi’nin hiç te sürpriz olmayan yerel seçim sonuçları Erbakan ve avenesini öylesine şımarttı ki, adeta ikinci bir “Bedir Savaşandan zaferle çıkmış gibi coştular ve taştılar... Neler yapmadılar, Hoca Necmettin neler söylemedi ki...

Hazret ünlü benzetmesiyle: “kadayıfın altının da kızardığı” kanısıyla ülkeyi uçurumun kenarına getirdiğine göre şimdi son adımı atabilir, son darbeyi vurabilirdi. Kendisini o derece güçlü ve yetkili sanıyordu.

O inançladır ki İslâm Dini sömürücüsü Hocaefendi yurtta vatandaş kanı dökerek iktidara gelebileceğini vehmediyor ve kapıldığı sar’a nöbetinde, Türk Milletinin büyük çoğunluğuna küfürler ve hakaretler savuruyor.

12 Eylül 1980 Darbesinin önderi olan beş generalin 1983 yılında "lütfen” razı oldukları, ama, veto yöntemini de kıyasıya kullandıkları seçimler sonunda başlattıkları güdümlü demokrasi süreci, ülkemizde köktendinci akımının da “altın yılları” olmuştur. Özal’ın çabaları sayesinde Devletin milli kuruluşları, sistemli bir uygulama ile dinci kadrolara açılmış, Darbe uzantısı konumundaki iktidar partisinin tutum ve davranışları, lâisizmi yaptırım gücü kalmayan, kuru ve anlamsız bir lâfız durumuna düşürmüştür. Birbiri ardından tekkeler, zaviyeler faaliyete geçmiş, camiler, tarikatlar arasında bölüşülmüş, her türlü gerici gösterilen takipsizlik ayrıcalığına kavuşmuştur. Sokaktaki Adam’ı çok üzen olaylardan biri de köktendincilerin rekabetinin Yüce Büyük Millet Meclisi ’nin çatısı altına taşınmış olmasıdır.

Bir tarikat Şeyhi ve müritleri sarıklı, cübbeli, takkeli kıyafetleri ve çember sakalları ile geliyorlar, onları karşılayan kimi, milletvekilleri kollarına giriyor ve Meclis kulislerinde volta atarak gösteri yapıyorlardı. Ertesi gün bir başka tarikat şeyhi ve müritleri gelip, o tarikatın müridi olan milletvekillerinin kolunda, aynı Meclis kulislerinde benzer gösterileri tekrarlıyorlardı. Bu gün bile, aynı düzeyde olmasa da hiç değilse arada bir, kıyafet kanununa aykırı kılıklarıyla bazı çember sakallılar kara çarşaflı hatunlarla milletvekillerinden bazılarına misafir gelip, onların masasında yemek yiyorlar...

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş, aşırı dinci hareketlerden duyduğu kaygıyı dile getirirken:
"... Halâ İstanbul Fatih’te başlarında yeşil sarıkla, üzerlerinde değişik libaslarla gezenler var. Nasıl gezer, orada 36 savcı var. Olacak şey değil. Kıyafet Kanunu var, dolaşıyor adamlar..." (x)
diye yakınıyor. Ülkenin en büyük güvenlik gücünün Başkomutanı, memlekette kanunların uygulanmadığına şaşıyor. Dinci hareketlerden duyduğu kaygıyı dile getiriyor.

Dinci hareketler ülkede devlet yönetenleri kaygılandıracak boyutlara tırmanmışsa bunun sorumlusu her halde sokaktaki adamlar değildir. Benzetmek gibi olmasın ama, köpeksiz köy bulunca eşkiya çomaksız gezermiş...
Lâik Türkiye Cumhuriyeti’nin gerçek sahipleri ne zaman uyanacak?...

(x) 31 Temmuz 1994 Sabah Gazetesi



Erbakan’ın Kimliği

- Bir Mücahid’in Portresi
- Politika Arenasında Bir Dinci Hoca
- Sen Seni Bil Sen Seni
- Erbakan’ın Amentüsü
- Hoca’mızın Kültür Düzeyi

Bir “Mücahid(!)”in Portresi

Ankara Sanayi Odası’nın Milli Birlik komitesi döneminde yapılan ilk kongresinde, İstanbul’daki Gümüş Motor Fabrikası Genel Müdürü Doç. Necmettin Erbakan’ın yaptığı konuşma ilgi çekmişti. Bu makina hocası Türkiye’deki olanaklarla, motoru da dahil olmak üzere, yerli otomobil yapılabileceğini iddia ediyordu. İddia Çankaya’ya rapor edildi. Millî Birlik Komitesi, askeri dehasını anıtlaştırmak için Askerî Fabrikalar’a minare boyunda, çelikten bir süngü yaptırmış ve İstanbul’da
Taksim’deki Atatürk anıtının karşısına diktirmişti.

Bir de sanayi kalkınmasındaki yüksek yeteneğinin kanıtı olarak yerli otomobil yapılmasını sağlarsa, bu iki büyük başarıyla 27 Mayıs Darbesi tarihte layık olduğu yeri alırdı..
Cemal Gürsel konuya eğildi, İstanbul Sanayi Odası ile Teknik Üniversite’den ayrıntılı rapor istedi.
Araştırma ve incelemelerden sonra hazırlanan rapor ne yazık ki olumsuzdu.

Raporu getiren komisyon Çankaya’da huzura alındı. Sözcülüğü Gümüş Motor Genel Müdürü Doç. Erbakan üstlenmişti.
Erbakan, rapora hiç değinmeden, Sanayi Odası’nın Kongresindeki görüşünü anlattı ve kanaatlerinin olumlu olduğunu vurguladı. Öteki üyelerden Halil Kaya ile Refet İbrahimoğlu, elektrik cereyanına kapılmış gibi sarsıldılar ama onlar kendilerini toparlayamadan Gürsel karannı vermiş, Erbakan’ı projeyi gerçekleştirmeye memur etmişti...

En kısa zamanda Eskişehir Demiryolları Cer atölyesi, yeterince mühendis, teknisyen ve işçi ile emre hazır duruma getirildi ve Yüksek Mühendis Emin Bozoğlu’ya da arabanın plânı çizdirildi. Artık meydan Erbakan’ındı...
.....




Fondation-Institut kurde de Paris © 2019
BIBLIOTHEQUE
Informations pratiques
Informations légales
PROJET
Historique
Partenaires
LISTE
Thèmes
Auteurs
Éditeurs
Langues
Revues