The Kurdish Digital Library (BNK)
Retour au resultats
Imprimer cette page

Tasfiyeciliğin Tasfiyesi


Editor : Serxwebûn Date & Place : 1998, Köln
Preface : SerxwebûnPages : 526
Traduction : ISBN :
Language : TurkishFormat : 130 x 195 mm
FIKP's Code : Liv. Tur. Oca. Tas. N°7056Theme : Politics

Tasfiyeciliğin Tasfiyesi

Tasfiyeciliğin Tasfiyesi

Abdullah Öcalan

Serxwebûn

1960’lardan sonra Kürdistan’da gelişen sömürgeci Türk kapitalizmi feodal yapıyı kısmen parçalayarak modem bir sosyal gelişmeye yol açtı. Bu objektif temel üzerinde, Kürdistan’da modem düşünceler şekillenmeye başladı. Doğmakta olan modem sosyal güçler geliştikleri oranda, mevcut ekonomik ve toplumsal yapıyı, feodal gericiliği ve ulusal baskıyı eleştirme temelinde ve ağırlıklı olarak Türkiye sosyalist ve demokratik hareketi içinde bazı cılız çıkışlar biçiminde çeşitli eğilimler ortaya çıktı.
Başlangıçtaki bu cılız çıkışlar bir yandan Güney Kürdistan’dan kaynaklanan ilkel milliyetçilik, öte yandan Türkiye reformist küçük-burjuva hareketi içinde örgütlenen küçük-buıjuva hareketi olarak ortaya çıkmaktaydı. 1970’lere gelindiğinde Kürdistan gerçekliğini şu veya bu oranda kendilerine temel almaya çalışan çeşitli unsurlar, özellikle bir ideolojik ...


İçindekiler

Her türlü bozgunculuğa ve yıkıcılığa karşı parti birliğini güçlendirelim / 9
1. PKK'nin varlığını koruma savaşı / 9
2. PKK'yi tasfiye etme çabaları ve bunun en son halkası olarak Semir olayı / 34
3. Sonuç: Çıkarılması gereken dersler / 59

Kongre çizgisini doğru yorumlayalım, ortayolculuğa karşı mücadeleyi yükseltelim,
kongre çizgisini hayata geçirmede tüm yaratıcılığımızı sergileyelim / 67

Tasfiyeciliğe ve ona zemin teşkil eden ortayolculuğa
karşı militan mücadeleyi yükseltelim / 147

Türk solunun tarihi bol demagoji ile yüklü, derin bir örgütsüzlük,
eylemsizlik ve tasfiyecilik tarihidir / 193

Parti güvenliği sorunu ve düşman sızmalarına karşı mücadele / 203

Partinin savaş çizgisine dayatılan yıkıcı ve tutucu yaklaşımlara karşı duralım,
savaş çizgimize yetkince sahip çıkalım / 229

Parti içinde çizgi dışı anlayışlara karşı savaşalım / 305

PKK'yi tasfiye etme hareketi üzerine birkaç söz / 341

Partinin egemen kişiliğine ulaşalım ve kaybettiren kuralsız yaşamı mahkum edelim / 379

Ulusal kurtuluş mücadelemize dayatılan komplocu ve
tasfiyeci harekete karşı parti silahıyla savaşalım / 405

Halkımızı tasfiye etme hareketine PKK'de verdiğimiz cevap / 451

Parti yürüyüşünde iç engellemelerin durumu / 497


ÖNSÖZ

Tasfiyecilik, devrim hareketlerinin yenilgili yollara sapmalarında, dolayısıyla yok edilmelerinde en etkili silahların başında gelir.
Karşı-devrimin en çok bel bağladığı bu silah, adeta vücudu kemiren bir kanser hastalığı rolünü oynar. Eğer gerekli önlem alınmazsa ve bu silahın etksizleştirilmesi yönünde sürekli bir mücadele yürütülmezse, en kutsal ve büyük davaların yerle bir olması işten bile değil. Tarih, devrim hareketlerinde tasfıyeciliğin nasıl yıkıcı bir rol oynadığına ve bunun sonucunda halkların büyük kurtuluş umutlarının nasıl dirilmemecesine söndüğüne az tanıklık yapmamıştır.

Tasfıyecilikle mücadele, her devrim hareketi için bir ölüm-kalım olayı kadar önemlidir. Hiçbir büyük dava yokuır ki, içinde tasfiyecilik boy vermesin. Nitekim Abdullah Öcalan yoldaşın, tasfiyeci tiplerin özelliklerini ve mücadele saflarında yol açtıkları yıkıcı tahribatları değerlendirirken, bir yerinde, “Bunlardan bir tanesini tasfiye etmek için bütün partiyi kurban etmek gerekse bile, bundan çekinmeyeceğim ’’ şeklinde bir kararlılığı dile getirmesi, boşuna değildir.

Aslında birçoklarının yüzeysel bakış açısıyla anlamadığı, çok çarpık yorumladığı ve dolayısıyla ters sonuçlar çıkardığı PKK’nin bir büyüklüğü de, onun tasfiyeciliğe karşı elden bırakmadığı mücadele ve bitmeyen bu mücadelede sağladığı büyük başarıdır.

Tasfiyeciliğe karşı denilebilir ki nefes nefese yürütülen mücadele, dar bir amaca yöneltilip tek tek tasfiyeci tiplerin ihtiyaç duyulan yöntemlerle etkisizleştirilmesinden ibaret değildir. Hiç şüphesiz bu mücadele kapsamında hiçbir devrim hareketinin ortaya çıkarma başarısını gösteremediği gerçekler ve gelişmeler gündeme getirilmiştir. İyi ile kötü, halkı ile haksız, özgürlük ile kölelik, bağımsızlık ile bağımlılık, direniş ile teslimiyet, onur ile düşkünlük, demokrasi ile diktatörlük ve benzeri birbirine karşıt kavramlar bilimsel bir temelde izahata kavuşturulmakta ve bu kavramlar kişilik pratiklerinde örnekleriyle somutlaştınlmaktadır. Bu da, PKK’nin nasıl bir sistemi hangi insan tipiyle yaratmaya çalıştığı gerçeğini ortaya koymaktadır.

Biliniyor ki, bütün savaşların en acımasız gerçeklerinden biri de, adaletsizliğin istenmeyen bir durumda boy vermesi, böylece de kurbanların çokça görülmesidir. Fakat PKK, tasfıyecilikle mücadeleyi aynı zamanda bütün savaşlarda neredeyse kaçınılmaz olan bu durumu tersine çevirme mücadelesine dönüştürmüştür. Bu anlamda da PKK, devrimi yenilgiye götürecek en tehlikeli hastalık olan tasfiyeciliğin teşhisini çok yerinde koymuş, olası bütün tahribatlarına karşı tedbir almış, onun çıkış zeminini kurutma mücadelesini rayına oturtmuş ve böylece devrimin zaferini garantiye almıştır.

Bu büyük başarının nasıl ve hangi çabalarla gerçekleştiği konusu, kitapta yer alan değerlendirmeler bütününde tüm açıklığıyla ortaya konulmuştur. Kitap özel bir teorik çalışma ya da konuyla iligili kaynaklar incelenerek hazırlanan bir eser değildir. Tersine yıllardır süren kahırlı ve çok yönlü bir savaşımın pratiğinde ortaya çıkan tasfiye içerikli sorunların ihtiyaç olarak dayattığı değerlendirmeler tarih sırasına göre bir araya getirilerek böyle bir kitap hazırlanmıştır. Nitekim kitap bu yönüyle bir belgesel içeriktedir ve bu açıdan sadece Kürdistan devrimi için değil, dünyadaki ulusal-sınıfsal kurtuluş hareketleri için de çok öğretici derslerle doludur.

Ağustos 1993
Weşanen Serxwebûn

Her türlü bozgunculuğa ve yıkıcılığa karşı parti birliğini güçlendirelim

I- PKK’nin varlığını koruma savaşı

a) Partinin oluşumu, parti üzerinde imha operasyonları ve buna karşı alınan önlemler

1960’lardan sonra Kürdistan’da gelişen sömürgeci Türk kapitalizmi feodal yapıyı kısmen parçalayarak modem bir sosyal gelişmeye yol açtı. Bu objektif temel üzerinde, Kürdistan’da modem düşünceler şekillenmeye başladı. Doğmakta olan modem sosyal güçler geliştikleri oranda, mevcut ekonomik ve toplumsal yapıyı, feodal gericiliği ve ulusal baskıyı eleştirme temelinde ve ağırlıklı olarak Türkiye sosyalist ve demokratik hareketi içinde bazı cılız çıkışlar biçiminde çeşitli eğilimler ortaya çıktı.

Başlangıçtaki bu cılız çıkışlar bir yandan Güney Kürdistan’dan kaynaklanan ilkel milliyetçilik, öte yandan Türkiye reformist küçük-burjuva hareketi içinde örgütlenen küçük-buıjuva hareketi olarak ortaya çıkmaktaydı. 1970’lere gelindiğinde Kürdistan gerçekliğini şu veya bu oranda kendilerine temel almaya çalışan çeşitli unsurlar, özellikle bir ideolojik eğilim geliştirmekle rollerini oynamaya başladılar. 1975 yılına gelindiğinde ise, genellikle aydın-gençlik içinde gelişen ideolojik gruplaşmalar etkilerini duyurmaya başlıyorlardı.

Yeni şekillenmekte olan bu ideolojik eğilimler üzerinde mevcut iki eğilimin etkisi vardı. Bunlardan daha güçlü olanı kemalizmin etkisini taşıyan Türkiye devrimci hareketinin ulusal sorun karşısındaki sosyal-şoven yaklaşımıydı ve bu anlayış Kürdistan gençliğine yönelmek isteyen aydınlarι etkilemekteydi. Diğeri ise Güney Kürdistan’dan etkilenen ilkel milliyetçilikti. Bu yıllarda henüz çok zayıf olan proletarya eğilimi, gelişebilmek ve bir siyasal güç durumuna gelebilmek için bir teorik çalışmayla işe başlamak zorundaydı. Ancak doğru bir devrimci teoriye ulaşmakla kemalizmden kaynaklanan sosyal-şovenizm ile Güney Kürdistan’dan kaynaklanan feodal-komprador ilkel milliyetçiliğin kapsamlı ve doğru bir eleştirisinin yapılması mümkündü. Bu gelişebilmenin vazgeçilmez öğesiydi. Bu nedenle proletarya eğilimi bu ideolojik akımların ideolojik ve politik yaklaşımlarım sert bir eleştiriye tabi tutarak işe başladı. Kürdistan gerçekliği üzerinde hem ilkel milliyetçilik ve onun koalisyon ortağı reformist küçük-buıjuva milliyetçiliği ve hem de sosyal-şovenizmle ilk sert ideolojik mücadele işte böyle bir ortamda gelişti. Kürdistan’ın objektif koşulları bir devrimci çözümü, bu da marksizm-leninizmin önderliğini dayatıyordu.

Proletarya eğilimi, 1975’ten itibaren hızla devrimin sübjektif koşullarını hazırlamaya koyuldu.

Proletarya eğiliminin teorisini derinleştirip formülleştirmek için çalışmalara koyulan grubun yaratacağı teori nasıl olmalıydı? Kürdistan’da oluşturulacak teori her şeyden önce ihtilalci bir ulusal kurtuluş teorisi olmak zorundaydı. Bu teorik çalışma Kürdistan gibi olumsuz bir zeminde yapılmaktaydı. Bu olumsuz zeminde devrimci teoriyi yaratmak için, ülke zemininin araştırılması ve incelenmesi gerekliydi.

Proletarya eğiliminin ilk önce Kuzey-Batı Kürdistan’da ortaya çıkması bir tesadüf değildi. Bu, Kuzey-Batı Kürdistan’ın Kürdistan genelindeki sosyal gelişmenin en ileri alanı olmasından, bu temelde modem Kürdistan ulusal kurtuluş hareketinin gelişebileceği en elverişli zemini oluşturmasından ve proletarya eğiliminin de Kürdistan koşullarında ulusal kurtuluş problemini çözümleyecek tek önder güç olmasından ileri gelmekteydi.

Kürdistan’da proletarya eğilimi, Kürdistan’ın bugünkü kötü duru-munu, ulusal ve toplumsal yapıdaki geriliğin nedenlerini izah edebilmek için, tarihsel bir eleştiriyle işe başladı. Kürdistan tarihindeki olumsuzlukların sosyal nedenlerim ortaya çıkardı; bu durumun daha çok Kürt egemen sınıflarının yapısından ileri geldiğini ve bu güçlerin olumsuz mirasının bir sonucu olduğunu gösterdi. Proletarya eğilimi, diyalektik materyalist yöntemle tarihi eleştirerek ve karanlıkta kalmış ...


Abdullah Öcalan

Tasfiyeciliğin Tasfiyesi

Serxwebûn

Weşanên Serxwebûn
PKK'ye dayatılan tasfiyecilik ve
Tasfiyeciliğin Tasfiyesi
Abdullah Öcalan

Weşanen Serxwebûn 60

Birinci baskı: Ağustos 1993

Herausgeber:
Agri Verlag
Vogelsanger Str. 286
D-50845 Köln



Foundation-Kurdish Institute of Paris © 2026
LIBRARY
Practical Information
Legal Informations
PROJECT
History & notes
Partenaires
LIST
Themas
Authors
Editors
Languages
Journals