La bibliothèque numérique kurde (BNK)
Retour au resultats
Imprimer cette page

Türk siyasal islamcılığında Kürt damarları


Auteur : Nacî Kutlay
Éditeur : Beybûn Date & Lieu : 2005, Ankara
Préface : Nacî Kutlay Pages : 316
Traduction : ISBN : 975-6046-01-5
Langue : TurcFormat : 135x195 mm
Code FIKP : Liv. Tur. 2894Thème : Général

Présentation
Table des Matières Introduction Identité PDF
Türk siyasal islamcılığında Kürt damarları

Türk siyasal islamcılığında Kürt damarları

Naci Kutlay

Beybûn

Toplumların gelişim ve değişim süreçlerinde bazı etkenler çok önemlidir. Bu etkenlerin en önemlilerinden birisi aidiyettir. Toplumsal süreçlerin belirlenmesinde aidiyetlerin rolü büyüktür. Toplumların ve toplum içindeki insanların çok sayıda aidiyeti olmakla birlikte, din en belirleyicilerinden birisidir. Kendilerini büyük ölçüde dinin etkisinden kurtaran toplumlar olsa da, bunların sayısı fazla değildir. Tarihin ilk dönemlerinden beri insanlar, toplulukların yönetim ve yönetim biçimlerini tartışmışlar. İnsanların iradeleriyle ve bazen de iradelerinin dışındaki etmenlerle günümüze dek gelindi. Bu durum Osmanlı ve Türkiye coğrafyası için de böyledir. Söz konusu cografyanın toplumsal, siyasal ve kültürel hayatında din ve özelde İslam önemli bir yer tutar. İslam veya İslamcılık söz konusu olunca da hemen İslam'ın siyasal ve yönetsel etkileri akla gelir. Siyasal ve yönetsel yapılanmalarda, etkin olan inanç, yani İslami algı ve buna ilişkin tavır ve düşünceler belirleyici oluyor. Her ne kadar Sanayi Devrimi sonrası gelişmelerden sonra bu etkileşim en aza inmiş bir konum edilmiş gibi görünse de , daha önceki yüzyıllarda hırıstiyanlıkta politik yapılar ve fikirler de, siyasal İslamcılık konusundaki tartışmalarımızın benzerini yaşadılar. Bu çalışmada, söz konusu serüvenin Kürdi tarafı ile Kürtlere yansıması irdelenmektedir.



SUNUŞ

Yaşamım boyunca ailemde, çevremde, büyüdüğüm köy, kasaba ve kentlerde, dinsel motiflerin ve faktörlerin yaşamın pek çok alanını belirlediğini gördüm. Söz konusu bölgede baskın din olarak islam'ın etkisi sosyal, siyasal ve ekonomik tüm alanlarda rahatlıkla izlenebilir. Her yönüyle bizi çevreleyen ve kucaklayan bu gerçeği, yalnız doğal olan etki ve algılamalarıyla değil, onu aşan bir duygu ve düşünce ile tanımak, bilmek ve izlemek istedim. Bu konuları merak ettim. Köyde, kasabada ve daha sonra yaşadığım il ve metropollerde, oraların yaşamsal ve düşünsel dünyaları içinde islam'a baktım.

Lâik okullarda okudum, ona göre şekil aldım. Pozitif ve Aydınlanmacı görüş ve eğitim etkili oldu yaşamıma. Bundan da çok memnunum. Modern dünya görüşlerini inceleme olanaklarım olunca, onlar da biçimlendirdi düşüncelerimi. Sosyalizmi tanıdım ve Türkiye'nin önemli sosyalist partisi TİP'te Aybar, Aren ve Boranlarla, Kürt aydın ve emekçi arkadaşlarla birlikte oldum. Sosyalizmin islamiyet'e bakışını algılamaya çalıştım. Kürt din alimlerinin Kürt demokratik haklarını ve kültürünü savunup TİP'e sahip çıkmaları fikirlerime zenginlik kattı. Kürt demokratik ve kültürel hakları mücadelesini islamiyet'le bağdaştırmak, hep tartıştığımız konuların başında geldi.

Yıllar sonra Türk-Kürt ve diğer etnik kökenlerden insanların Türkiye siyasal yaşamındaki çabaları, görüşleri ve siyasi partileri gündeme geldi. Sözü edilen bu dönem çok etkili bir dönemdir. Karşıt olduğumuz ya da birlikte ne yapılabilir dediğimiz günler oldu. Bunun açık ismi, "Siyasal islam"ın belirleyiciliği ve yansımasıdır. Günümüzde, bilimsel çalışmalarda siyasal İslamcı bir parti olarak nitelediğimiz AKP, tek başına iktidarda. Bunlar ülkenin gerçeği ve beni bu konuları daha çok ele almaya iten bir faktör.

Kürt sorununun demokratik çözümünü amaçlayan siyasi partiler geleneği beni bu gerçeği daha iyi anlamaya itti. islamcılar, Kürt sorunu gerçeği ile modernizmi ve geleceği nasıl bağdaştıracaklar? İşte bu arayışlar, beni Türk-Kürt kökenlilerin siyasal islamcılıklarını araştırmaya götürdü.

"Türk-islam Sentezi"ni, "Türk İslamı"nı tanıdım. Kürt kültür ve demokratik mücadelesini araştırırken sık sık "Kürt islamcılar"la karşılaştım. Kürt şairlerinin çoğu bunlardan. Yöneten devletlerin tutumlarına karşı çıkanlar da onlar. Bunları tanımam ve bilmem gerekiyordu. Üstelik Kürtlerin kendileri de bu islamcı şair, yazar ve siyasileri iyi bilmiyorlar. Yeterince inceleme konusu olamamışlar. Türk kamuoyu ve aydınları ise bu Kürtleri hemen hemen hiç tanımıyorlar. Onlara hep "olumsuz" kişiler gözüyle bakmışlar. Resmi anlayış böyle istemiş. Sonuçta da öyle olmuş. Bunların sanatsal, kültürel, siyasal ve İslami yanlarına değinmeyi görev bildim.

Ortadoğu'da "milliyetçilikler" İslamiyet'i yedeğe alıp geliştiler. Arap tarihinin belirleyici özelliği bu. Latince'nin Hıristiyan aleminde oynadığı rolü Arapça Müslümanlıkta oynadı, Araplık kutsandı. Bundan esinlenerek Türk-İslam Sentezi yaratıldı. Farslar, Şiiliği adeta milli mezhep şeklinde kullandılar, Arap dünyasındaki Şiilerin İran'ın etkisinde olmaları rastlantı değil. Kürtlere gelince, İslamiyet' "kılıç zoru" ile kabullendiler, ama daha sonra islamiyet uğruna en büyük fedakarlıklarda bulundular ve bedeller ödediler. Böylece Arap, Türk ve Fars toplumlarına hizmet ettiler. İslamiyet'e hizmet bu toplumlara yarar sağladı. Bazıları bu çelişkiyi görmedi değil, bunlara da hiç değilse değinmek gerekiyordu.
Velhasıl, özel merakım ve yaşam gerçeği, beni siyasal İslamcılığın bir yanını yazmaya zorladı. Bir yanını diyorum, çünkü çok yönlü ve kapsamlı bir alan. Bu nedenle, niçin başka yanları ve konuları ele alınmadı diyecek olanlar beni bağışlasınlar.

Siyasal İslam söz konusu olunca, lehinde ve aleyhinde çok konuşulur ve yazılır. Bu arada "Nakşibendilik" tartışmanın merkezinde yerini alır. Ancak, Nakşibendiliğin Halidiye kolu, Türkiye'de etkinlik kazanırken, buna neden olan Mevlana Halidi Nakşibendi'nin kişiliği ve Kürtlüğü hiç dile getirilmedi. Nakşibendilik var da, Mevlana Halid yok tartışmalarda.

Kitabın birinci bölümünde, Siyasal İslamcılığın tarihi kökenlerine, Nakşibendilikle ilişkilerini ve Mevlana Halidi Nakşibendi'yi ele aldım. İkinci bölümde ünlü Kürt siyasal İslamcıları incelemek istedim. Daha sonra birinci bölümde siyasal İslamcı Türk kökenlilere yer verdim. Ancak çok geniş olan bu alanda günümüzdekilerle ve önemli iz bırakanlarla yetinmek zorunda kaldım. Dördüncü bölümde Kürt İslamcıları yazdım. Yalnız, Kürtlere daha fazla yer vermem gerekiyordu. Çünkü Türkiye'de çoğu hiç ele alınmamış henüz; siyasal İslamcı yanları bilinmediği gibi, kendileri de aydınlığa çıkarılmamışlar.

Türk milliyetçiliğinin siyasal İslamcılıkla olan ilişkilerine beşinci bölümde değindim. Önemli bulduğum bu bölümden sonra Türk-Kürt siyasal İslamcılıklarının geçirdiği evreleri ele aldım altıncı bölümde. Önemli Türk siyasal İslamcı yapılanmalar, görüşler ve eylemlere yedinci bölümde değindim. "Milli Görüş", "Büyük Doğu", "31 Mart Olayı" ve benzeri konular bunların arasında.

Kürt siyasal İslamcılığının oluşum ve gelişimini sekizinci bölüme aldım. Devlet ve resmi anlayışı özellikle ele almam, çalışmanın kapsamını ve içeriğini değiştirecekti. Bu nedenle birkaç örnek sunmakla yetindim. Onuncu bölümde, siyasal İslamcıların yayınladıkları kitap ve dergilerden sonra "Küreselleşme" ve "Siyasal islam"a değindim.

Unutacaklarım olur korkusuyla isimlerini saymadan, çalışmaya katkıları olan herkese şükranlarımı sunuyorum.
Eşim Azime Kutlay, diğer yapıt ve çalışmalarımda gösterdiği katkıları aşan bir çaba gösterdi. Ailenin tüm yükünü sırtladı, çalışmanın düzen ve diline yardımcı oldu. Darısı gelecekteki çalışmalara. Azime'nin yardımlarını anlatmam zor. Ancak, sevgi ve saygılarımı arttırarak yanıt verebilirim.

Ayrıca, Beybûn yayınevi sahibi ve yöneticisi dost Cemal Yılmaz'a, titiz yardımlarını esirgemeyen Abdurrahim Özmen'e ve İ. Umut Yıldırım'a teşekkür borçluyum.

Ankara
 Eylül 2005
M. Naci Kutlay.



Birinci bölüm

Neden sıyasal islamcılık?

Batı Dünyası, Ortadoğu ve ülkemizde İslamcılık ve Siyasal islamcılık çok tartışılıyor. Daha uzun sürede tartışılacak gibi görünüyor.

Toplumların gelişim süreçlerinde bazı etkenler çok önemlidir. Bunların başında aidiyetler gelir. Süreci de daha çok bu aidiyetler belirler. Aidiyetlerin en önemlilerinden birisi dindir. Bunu aşan toplumlar var, ama sayıları az. Tarihin ilk dönemlerinden beri, insanlar, toplulukların yönetim biçimlerini tartıştılar. Onların iradeleriyle ve bazen de iradelerinin dışındaki etmenlerle günümüze dek gelindi. Bu kazanıma, yönetme ve siyaset bilimi dersek, diğer toplumsal faktörlerle olan sıkı ilişkilerinde baş sırayı din ve özelde Müslümanlık alıyor. Bu yakın ilişki nedeniyle, İslamcılık söz konusu olunca hemen islam'ın siyasal ve yönetsel etkileri akla gelir. Siyasal ve yönetsel yapılanmalarda, etkin olan inanç, yani İslami algı ve buna ilişkin tavır ve düşünceler belirleyici oluyor. Anımsatmam gerekir; daha önceki yüzyıllarda, Hıristiyanlıkla politik yapılar ve fikirler ile din, siyasal İslamcılık konusundaki tartışmalarımızın benzerini yaşadılar. Sanayi Devrimi ve güçlü burjuva gelişmelerinden sonra, bu etkileşim artık aşılmış ya da aza inmiş konumda.

Bundan olmalı, dinle siyasetin ilişkilerindeki tartışmalar gelip İslamcılıkla siyasi hareketlerde odaklanıyor. Yine bundan olmalı, İslamcılığı bir ideoloji şeklinde ele alanlar çoğaldı. Olgunun lehinde ve aleyhinde çok yazılıp konuşuldu. Tartışmalarda, "acaba İslam dini siyaseti özellikle etkileyen bir din midir?" konusu önem kazandı. Yoksa, İslam ülkelerinin sosyal ...

 

 




Fondation-Institut kurde de Paris © 2021
BIBLIOTHEQUE
Informations pratiques
Informations légales
PROJET
Historique
Partenaires
LISTE
Thèmes
Auteurs
Éditeurs
Langues
Revues