La bibliothèque numérique kurde (BNK)
Retour au resultats
Imprimer cette page

Kürt kimliği oluşum süreci


Auteur :
Éditeur : Belge Date & Lieu : 1997, İstanbul
Préface : Pages : 352
Traduction : ISBN : 975 - 344 - 130 - 4
Langue : TurcFormat : 135x195 mm
Code FIKP : Liv. Tur. 2889Thème : Politique

Présentation
Table des Matières Introduction Identité PDF
Kürt kimliği oluşum süreci

Kürt kimliği oluşum süreci

Naci Kutlay

Belge

Son on yılda, dünya büyük değişimler yaşadı. Yeniden yapılanmalar ve rejim değişiklikleri oldu. On yıldır "millet", "milliyet" ve "kimlik" sorunları hep tartışılıyor. Ortadoğu'da ve bu arada Türkiye'de de, Kürt Sorunu gündemden hiç düşmedi. Yasaklı konumuna karşın, hergün görsel ve işitsel medya bu konu ile meşgul.

Ülkemizde, kimlik sorunu, etnik sorun olarak tartışılıyor. "Etnik sorun" dendiğinde genelde Kürt kimlik sorunu anımsanıyor.

Bireyin hangi ulustan, ya da hangi kollektif kimlikten olmasını bireyin kendisi belirlemiyor. Bu belirleme, bireyin özgür iradesi ve seçimiyle olmuyor. Kökü eskilere uzanan ve bireyin dışında şekillenen bir olaydır bu. Biz isteyerek Türk, Kürt ya da Çerkez olmuyoruz. Etnik azınlıkların, içinde yaşadıkları çoğunluk tarafından uygulanan, fiziki baskıları da içeren aşağılanma ve dışlanmalara çokca rastlanır. Bu baskılara dayanamayan bireylerin, "daha rahat" ve "sorunsuz" yaşam istemleri doğaldır. Bunun için, seçimi elinde olmayan kimliğini saklama, ilk başvuracakları yoldur. Ne var ki, buna başvuran birey yine de mutlu değildir ve kişiliğinin bir eksik yanı vardır. Bunu hem kendisi duyar ve hem de çevresindekiler farkeder.

Kürt olduğunu saklayanlar, bir "kişilik sorunu" ile karşılaşırlar. Böylesi bireyler, gelişkin ve özgür kişiliklere kavuşamıyor. Doğal niteliklerinin belirlediği kollektif kimliğine kavuşamama, bireyi mutlu olmaktan alıkoyar. Kollektif kimlikte, bireyin arzusu etken değildir. Bireylerin bizzat belirlemedikleri bir kimlikten ötürü, baskı altında olan insanlar tarihin, yaşamın bir döneminde, o güne kadar kullanamadıkları bir iç dinamizmle, iradelerini işin içine katarlar. Bu, ulusal bilinçlenmedir.



Doktor Naci Kutlay,1931 Tuzluca / Tendürek köyü doğumlu. İlk ve orta öğrenimini Ağrı'da tamamlayan Kutlay, liseyi Erzurum'da bitirdi. Ankara Tıp Fakültesi'nde okuyan Naci Kutlay "49'lar Olayı" nedeniyle bir süre Istanbul'da Harbiye hücrelerinde tutsak kaldı. 27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra Ankara'da yargılandı. Daha sonra Anadolu'nun değişik yörelerinde Hükümet ve Sağlık Merkezi tabipliklerinde bulundu. 12 Mart 1971 askeri darbesinden sonra tutuklanan Naci Kutlay, üç buçuk yılını Diyarbakır Askeri Tutukevinde geçirdi. 1974 affiyla serbest kaldıktan sonra, Mardin ve Ağrı Devlet Hastanelerinde başhekimlik yaptı. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra tekrar tutuklandı.

Serbest bırakılınca yurtdışına çıktı ve Isveç'e yerleşti. Stockholm'de genel cerrah olarak çalıştı.

Naci Kutlay'ın daha önce yayınlanan kitapları:
"İttihat-Terakki ve Kürtler", 1990 Stockholm, 1991İstanbul Fırat Yayınları, 1992 Ankara Beybûn Yayınları.
"Soro'nun Toprakları", roman, İstanbul Fırat Yayınları, 1993, (Kürtçe olarak 1988 Stockholm)
"49'lar Olayı",1994 İstanbul Fırat Yayınları.



ÖNSÖZ

Pekçok bilim adamının dile getirdiği ve Beşikçi'nin özlü bir şekilde ifade ettiği; "Bilime kimin ihtiyacı varsa o üretir" kuralını Kürtler için yeniden düşünmeliyiz. "Kürtler'in bilimsel bilgiye ihtiyaçları çok büyük Çünkü Kürtler'i denetim altında tutan devletler, konunun sağlıklı bir şekilde bilinmemesi için her türlü önlemi almışlardır." Son yıllarda Kürtler arasında bilimsel araştırmalar yapanların sayısında artış gözlemleniyor. Ne var ki, bu çalışmaların çok yetersiz olduğunu söylemek zorundayız. Ben de böyle bir gereksinimden yola çıkarak, Kürtlerin kimlik sorununu araştırmak istedim.

-Bu çalışmada, daha çok Türkiye Kürtlerindeki gelişmeleri incelenmeye çalıştım. Diğer ülkelerde yaşayan Kürtlerin etnik sorunlarını araştırmak çok kapsamlı bir iştir. Üstesinden gelmek için, çok daha uzun bir zaman ve olanaklar gerekiyor. Arap alfabesini, Farsça ve Arapçayı bilmek de zorunlu. Bu nedenle, çok zorunlu olmadıkça İran, Irak ve Suriye'deki Kürtlerin kimlik sorunlarının tarihi sürecine dokunmadım. İyi birşey olmadığını biliyorum, belki gelecek yıllarda ele alınabilir.

Son on yılda, dünya büyük değişimler yaşadı. Yeniden yapılanmalar ve rejim değişiklikleri oldu. "Milliyet" ve "kimlik" sorunları bu değişimlerin ekseninde yer aldı. Sovyetler Birliği ve Yugoslavya parçalandı. Doğu Avrupa ve Ortaasya'da rejimler değişti. Bir devletten yeni devletler oluştu. On yıldır "millet", "milliyet" ve "kimlik" sorunları hep tartışılıyor. Ortadoğu'da ve bu arada Türkiye'de de, Kürt Sorunu gündemden hiç düşmedi. Yasaklı konumuna karşın, hergün görsel ve işitsel medya bu konu ile meşgul.

Bir husus dikkatimi çekti. Tartışılan "Kürt Kimliği", ilmi araştırmalara konu olamamış. Oysa Türkiye'deki bu önemli konunun incelenmesi gerekiyordu. Ben de bu amaçla soruna eğildim. Yetkin eserlerin üretileceğine inanıyorum.

Ülkemizde, kimlik sorunu, etnik sorun olarak tartışılıyor. "Etnik sorun" dendiğinde genelde Kürt kimlik sorunu anımsanıyor.
Yunanca "ethnikos" ya da "ethnos" kelimeleri dilimize "etnik" şeklinde girdi ve "halk" anlamına geliyor. Akademik terim olarak, "etnik grup" ve "etnisity" olarak kullanıldı. Dil, kültür ve soy ortaklığı olan toplulukların benzerliği bu kelime ile dile getirildi. Toplulukların farkları anlatılmak istenirken, nitelikleri benzeşen grupları diğerinden ayırt etmek için, "etnisite farkı" deyimi kullanıldı. Toplumsal gruplaşmaları anlatmada, "etnisity" kelimesi yardımcı oldu. Bireylerin kendisini böyle bir gruba yakın bulma duygusu belirleyici etmendir.

Bu nitelikleri göz önüne alarak, Kürt toplumunun etnik konumuna ve kimlik sorununa değinmek istedim.

Bu arada, bazı terimlerin kullanış ve isimlerin yazılış şekline dikkatinizi çekmek istiyorum. Yararlandığım kaynaklarda isimler nasıl yazılmışsa, ben de aynı şekilde kullandım. Örneğin, Kanada'da öğretim görevlisi olan İran Kürtlerinden "Hasan Pur", bazı kaynaklarda "Hassan Pour" olarak geçiyor. Oysa isminin başında bir de "Amr", ya da "Emir" de olmalı. Bunun gibi, bazı terimler ya da isimler, kimi yazarlarca "politik" ve kimilerince de "coğrafik" anlamda kullanılmış. Hatta bazan hangi anlamda kullanıldığı belirgin değil. Bir araştırmacı olarak, sadece sosyolojik amaç güttüm. Bu nedenle, politik ve coğrafik kullanım şekline bakmadan, tarih içinde nasıl kullanılmışsa, ben de bu kullanım şekline saygılı oldum. Örneğin, "Kürdistan" isminde olduğu gibi.

Bu çalışmada bana yardımcı olan tüm arkadaşlara şükran borçluyum. Diğer yapıtlarımda olduğu gibi, bu araştırmada da eşim Azime Kutlay, sürekli olarak beni özendirdi ve hem de titizlikle yazıma ortak oldu. Teşekkür ederim.

8 Ekim 1996, Stockholm
Naci Kutlay




Fondation-Institut kurde de Paris © 2022
BIBLIOTHEQUE
Informations pratiques
Informations légales
PROJET
Historique
Partenaires
LISTE
Thèmes
Auteurs
Éditeurs
Langues
Revues