La bibliothèque numérique kurde (BNK)
Retour au resultats
Imprimer cette page

Hêviya gel, hejmar 18


Auteur : TSK
Éditeur : Compte d'auteur Date & Lieu : 1988, Stockholm
Préface : Pages : 16
Traduction : ISBN :
Langue : Kurde, TurcFormat : 210x295 mm
Code FIKP : Liv. Ku. Tr.Thème : Politique

Présentation
Table des Matières Introduction Identité PDF
Hêviya gel, hejmar 18

Versions

Hêviya gel, hejmar 18

TSK

Compt d'auteur


İran'ın 18 Temmuz'da Birleşmiş Milletlerin daha önce savaşan taraflara sunduğu 598 sayılı ateşkes kararını kabul ettiğini açıklamasıyla, genel olarak Ortadoğu'da ve özel olarak Güney Kürdistan'da yeni bir sürecin kapıları aralandı.

İran-Irak savaşında ateşkes kararının kabulüyle birlikte Güney Kürdistan 80 sonrası en kıritik dönemine girmiş bulunuyor. Anlaşmaya varan iki sömürgeci devlet bütün güçleriyle, kendi egemenlikleri altında olan, Doğu ve Güney Kürdistanakarşı "haçlı" seferlerini başlattılar. Şu anda (Ağustos-1988) Kürdistan Ortadoğunun en kızgın savaş ocağı durumunda.

.....



ÖZAL İKTİDARININ PİLİ BİTTİ REFERANDUM VE ERKEN YEREL SEÇİMLER OYUNDUR

Bir ayı aşkın bir zamandır halklarımızı alaya alırcasına yerel seçimlerin dört ay önce mi - sonra mı yapılması tartışılıyor. Gazeteler ilk sayfalarını referanduma ayırmış; köşe yazarları anket sonuçları üzerine yorumlar yapıyor. Referandum rüzgarıyla yaratılan toz-duman içinde göz gözü görmez olmuş.

Sanki, Türkiye güllük gülistanlık; başka hiç bir sorun yok. Sanki, halkın tek talebi erken yerel seçimler!... Ve sanki, çekilen tüm acıların, ızdırapların, yoksulluğun tek muhatabı Anayasanın yerel seçimlerle ilgili maddesiymiş gibi...

Deveye sormuşlar: "boynun neden eğri?", "Nerem doğru ki?" demiş. Şimdi sormak lazım: 82 faşist Anayasasının neresi doğru ki? Ve referandum neyi değiştirecek? İşçiler, grevli tolu sözleşmeli haklarına mı kavuşacak? Eğitim emekçileri, sağlıkçılar, memurlar örgütlenme hakkı mı kazanacak? Üniversiteler özerk mi olacak? Yargı organları bağımsızlığına mı kavuşacak? Düşünce, söz ve örgütlenme özgürlüğü mü sağlanacak? idamlar mı kalkacak? Zindanlar mı boşalacak? Yoksa, referandum Kürt halkının kaderini mi belirliyor? (!)...

Bütün bunlara, kocaman bir hayır diyorsak, referandum ve erken seçimlerle ilgili OzaPın gerçek niyetini ortaya koymalıyız. Kitlelere bunu açıklamalıyız. Çünkü Özal, bu oyunlarla, -kısa bir süre için de olsa- kitlelerin dikka tini seçimlere çekerek, estirilen devlet terörünü, Kürt halkına karşı uygulanan katliamları, cezaevi direnişlerini, halklarımızın içinde bulunduğu yoksulluğu, işsizliği, kısacası halklarımıza karşı işlediği tüm suçlarını gizlemek istiyor.

Yine Özal bu manevrayla, istisnasız tüm devlet yetkililerinin ve özellikle Özal ailesinin bulaştığı yolsuzlukları, haksız vurgunları ve bunlarla ilgili kabaran dosyaları "hasıraltı" etmek istiyor.

Ayrıca, bir yıldan beri yapılan kamu yoklamaları, Özal iktidarının gittikçe oy kaybettiğini göstermektedir. Zaten son seçimlerde %36'lık oyla iktidarı gasp eden Özal, artan oy kaybını, ANAP içinde kongre sonrası meydana gelen kaynamayı ve muhtemel gelişmeleri de dikkate alarak, sıfırı tüketmeden önce, yerel seçimleri aradan çıkarmak istiyor.

Zira, ANAP'tan kopan oylar henüz yerini bulmuş değil. Ana muhalefet partisi SHP, bugünkü yapısıyla iktidara hazır değil. Ne geniş emekçi yığınlara, ne burjuvaziye ve ne de, devletçi yapısıyla Kürt halkına güven vermemektedir. DYP ise, hem ANAP ile aynı mayadan, hem de iktidar adayı olmaktan uzak olduğundan ANAP'tan kopmaları toplayamıyorlar. İşte Özal bu durumu kendi lehine kullanarak yerel seçimlerde büyük bir hezimete uğramaktan kurtulmak istiyor.

Ayrıca,
Cumhurbaşkanlığına soyunan Özal, bu konuda da bazı hesaplar yapmaktadır. Referandum ve erken yerel seçimlerden sonra, başkanlık ya da yarı başkanlık sistemiyle Cumhurbaşkanının yetkilerini genişletmek için yeni bir referandum planlıyor. Bütün bu oyunlarla kendini sağlama alıp halklarımıza daha sağlam kazıklar atmayı düşün'ıyor. 15 Milyar'a mal olacak olan bu referandum, sömürgeci faşist iktidarın ve onun uşaklarının çirkef emelleri için halklarımızın cebinden çalınıyor.

Özal'ın hesapları çok... Ancak hesaplarında, işçiden, emekçiden yana; ezilensömürülen halkımızın yararına hiç bir şey yok. Ve böylesi şeyler Özaldan beklenmez de.

Özal iktidarı, işçi sınıfının, emekçi yığınların, öğrenci ...



Güney Kürdistan'da Yeni Bir Süreç

İran'ın 18 Temmuz'da Birleşmiş Milletlerin daha önce savaşan taraflara sunduğu 598 sayılı ateşkes kararını kabul ettiğini açıklamasıyla, genel olarak Ortadoğu'da ve özel olarak Güney Kürdistan'da yeni bir sürecin kapıları aralandı.

İran-Irak savaşında ateşkes kararının kabulüyle birlikte Güney Kürdistan 80 sonrası en kıritik dönemine girmiş bulunuyor. Anlaşmaya varan iki sömürgeci devlet bütün güçleriyle, kendi egemenlikleri altında olan, Doğu ve Güney Kürdistanakarşı "haçlı" seferlerini başlattılar. Şu anda (Ağustos-1988) Kürdistan Ortadoğunun en kızgın savaş ocağı durumunda.

Birleşmiş Milletler aracılığıyla varılan ateşkes anlaşması ile 8 yıldan beri devam eden haksız savaş durdurulurken, bu iki sömürgeci güç arasındaki savaşta en büyük acıyı çeken Kürt halkı üzerine de yeni pazarlıklar yapıldı. Karşılıklı yardımlar kesildi. Anlaşmanın yürürlüğe gireceği 20 Ağustos beklenmeden, 8 Ağustostan itibaren savaş cephesindeki askeri güçler Kürdistan'a yöneldi. Sömürgeci Iran yönetimi, Doğu Kürdistan'da peşmergelere karşı yoğun operasyonlara girişti. Mahabat, Sakız ve Baneh çevresinde kanlı çarpışmalar meydana geldi.

Kanlı saddam diktatörlüğü, Onlarca savaş uçağı, helikopter tank ve ağır toplar desteğinde 30 bin kişilik askeri gücüyle Güney Kürdistan'ın kurtarılmış bölgelerine saldırdı. Karadan yapılan saldırılara karşı kurtarılmış bölgeleri korumada başarı gösteren ve 4 bin İrak askerini öldüren peşmergelerin direncini kırmak için havadan bombalama devam ediyor, ...

 




Fondation-Institut kurde de Paris © 2021
BIBLIOTHEQUE
Informations pratiques
Informations légales
PROJET
Historique
Partenaires
LISTE
Thèmes
Auteurs
Éditeurs
Langues
Revues