La bibliothèque numérique kurde (BNK)
Retour au resultats
Imprimer cette page

Alman ve İngiliz Ajanların Kürdistan Seyahati


Auteur : Sedat Ulugana
Éditeur : Do Date & Lieu : 2013, İstanbul
Préface : Pages : 62
Traduction : ISBN : 978-605-4427-43-7
Langue : TurcFormat : 135x210 mm
Code FIKP : Liv. Tur. Ulu. Alm. 1023Thème : Histoire

Présentation
Table des Matières Introduction Identité PDF
Alman ve İngiliz Ajanların Kürdistan Seyahati

Alman ve İngiliz Ajanların Kürdistan Seyahati

Sedat Ulugana

Do

1911 yılında, İngiliz ve Alman ajanların Kürdistan seyahatleri aylarca sürdü. Musul'dan Van'a ve oradan Halep'e kadar gidildi. Hem İngiliz casuslar Lawrence ve Beli hem de Almanlar, kendi dillerinde ayrı notlar tuttular. Bu notlar günümüzde dikkatlice incelendiğinde özellikle Kürdistan yollarının ayrıntılı bilgileri vardır. Yolculuğun kaç saat çektiği, ikmal noktaları, yol üzerindeki köylerin etnik ya da dinsel nitelikleri mevcuttur. Güzergahları gösteren 5 parça harita ...



Sedat Ulugana
; 1985'te doğdu. Aslen Van Erciş'lidir. Zilan'dan katledilen ve sürgün edilen bir ailenin 3. kuşağıdır. 2004'de Van Atatük Lisesini bitirdikten sonra, 2005'te Gaziantep Turizm Yüksek Okulu'nu okudu. Söz konusu yüksekokulu 2007'de bırakarak aynı yıl Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü 'nü kazandı. Konya'da bulunduğu sürece, Konya Kürtleri ve Konya'da bulunan elyazmaları üzerine çalıştı. 2011 'de Selçuk Üniversitesi'nden mezun oldu. 2012 Yılında Artuklu Üniversitesi Kürt Dili ve Kültürü tezli yüksek lisans programına başladı. Esmer, Varlık, Karşın, Kürt Tarihi, Birnebûn, Politik Art, gibi dergilerde ve Özgür Gündem, Özgür politika gibi gazetelerde araştırma ve inceleme yazıları yazdı. Hala düzenli olarak ANF'de (Fırat Haber Ajansı) tarih içerikli araştırma ve inceleme yazılan yazmaktadır. Yayınlanmış kitapları:

- Tamara (Gıv-Ri Yayınları-şiir-2005)
- Ağrı Kürt Direnişi ve Zilan Katliamı (Peri Yayınları, Araştırma, 1. Baskı 2010, 2. Baskı 2011)
-Cezalı Delikanlı Yılmaz Güney'in Konya Sürgünü (Do Yayınlan, 2012)
-Anadolu'da Kürdistan Orduları (Şikari Metinleri XIII. XIV. Yüzyıl)

 



ÖNSÖZ


Birinci Dünya Savaşı 'nın hemen öncesinde Kürdistan, arkeolojik kazılarda görevli Alman ve İngiliz ajanlarının cirit attığı bir alandı. Gittikleri her bölgeyi karış karış gezen ajanlar arazi yapısını, yerleşim yerlerini ayrıntılı bir şekilde rapor ediyordu. Bu raporlardan bazıları Konya'da Yusuf Ağa Camii kütüphanesinde ortaya çıktı. 1911, Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşayan herkes için nispeten sakin geçen en son yıldı. Gerçi imparatorluğun her köşesinde ayaklanmalar ve çatışmalar başlamıştı ama bunlar gelecek yıllardaki olayların yanında oldukça önemsiz sayılabilirdi. 700 yıldır üç kıtada hüküm süren bir devlet artık son yıllarını yaşıyordu. Osmanlı tahtında tam 33 yıl oturmuş olan II. Abdülhamit, 3 yıl önce devrilmiş ve yerine küçük kardeşi Mehmet Reşat padişah olmuştu. Arnavutların 1910 yılında başlattıkları ayaklanma bu yılın başlarında bin bir zorlukla bastırılmış, yılbaşında Yemen'de başlayan diğer ayaklanma ise ciddi sıkıntılar yaratmıştı. Ortadoğu kaynıyordu. İtalya ise sonbaharda Trablusgarp ve Bingazi'ye asker çıkartmış, bu topraklarda savaş başlamıştı.

Osmanlı İmparatorluğu'nda on yıl kadar önce, II. Abdülhamit döneminde başlayan Alman nüfuzu etkisini arttırarak sürmekteydi ve devletin tüm kurumlarını kuşatmıştı. Avrupa'nın diğer tüm ülkeleri tarafından izole edilen Almanya, gözünü Ortadoğu ve Asya'ya dikmiş, buralarda yeni etki alanları ve sömürgeler yaratabilmek için Osmanlı Devleti ile işbirliğine girmişti. Bu durum ise, Avrupalılar tarafından izole edilmiş bir imparatorluk olan Osmanlı için bulunmaz nimetti. Önceki padişah II. Abdülhamit'in, Alman İmparatoru Wilhelm II ile dostluğunu pekiştirmesinin ardından Bağdat Demiryolu inşaatı başlamıştı.

1911 yılında Osmanlı İmparatorluğu topraklarında 8 arkeolojik kazı vardı. Çarpıcı keşifler ve sansasyonel kazılar dönemi artık geride kalmıştı. Eldeki malzeme toparlanıyor, restorasyonlar yapılıyor, göreceli olarak daha bilimsel çalışılıyor, yeni ve farklı konular araştırılıyordu. Arkeolojik kazılar elbette işin görünen kısmıydı. Asıl misyonları istihbarattı.

Ünlü İngiliz casusu T. E. Lawrence 1911'de araya tüm tanıdıklarını sokarak kazı başkanı İngiliz arkeolog David George Hogarth'ı razı etmiş ve o yıl başlayacak olan Antep'teki Kargamış kazı heyetine dahil edilmişti. Hogarth'ın Kargamış'ta olmadığı bir gün, diğer bir İngiliz casus Gertrude Bell kazıyı ziyarete gelir. Bell, daha o yıllarda bile hem İngiltere'de hem de Arap dünyasında tanınmış, düşüncelerine önem verilen bir insandı. Çok zengin ve soylu bir aileye mensup olması ona Viktorya döneminde kadınların giremediği birçok kapıyı açmıştı. Oxford mezunu idi; tüm İngiliz politikacıları ve Arap şeyhleri ile yakın dosttu. Orta sınıfa mensup, yaşamı boyunca birçok isteğini ancak büyük mücadelelerle elde etmiş ve önümüzdeki yıllarda da Ortadoğu'da bulunabilmesi ancak bu kazının devamına bağlı olan Lawrence için, Bell'in buradaki varlığı ciddi bir tehditti. İki ayı aşkın bir süredir devam eden Kargamış kazısında hemen hemen hiçbir şey bulunamadığı gibi Roma Dönemi'ne ait birçok mimari buluntu, çizimleri bile yapılmadan kaldırılmıştı.

Gertrude Beli ise Kargamış 'ı kazıdan önce, Şubat l 909'da da ziyaret etmişti ve dolayısıyla kendi gözlemleriyle bile kazının gidişatı hakkında yorum yapabilirdi. Bu gerçekler karşısında kazı alanındaki Lawrence ve bir diğer İngiliz ajanı olan Thompson bir anda paniğe kapılır. Her ikisi de Bell'in buradaki gerçek durum hakkında British Museum'a yazacağı kısa bir notla bile kazıyı durdurabilme gücünün olduğunu bilmektedir. Bell, kazının gidişatı ile ilgili kaygılarını dile getirdiğinde ikisi birden onu laf yağmuruna tutmuş ve ellerinden geldiğince iyi ağırlamaya çalışmışlardı. Lawrence, Bell'in hem kendisinden. hem de bilgi birikimlerinden ne denli etkilendiğini yazsa da. Bellin aynı gün eve yazdığı mektupta ve günlüğünde bu etkiyi hiçbir şekilde göremeyiz. Bu kazının konuşulmayan ve yazılmayan sebeplerinden birisi de, Almanların Bağdat Demiryolu inşaatını ve yöredeki Alman hareketliliğini gözlemekti. İngilizlerin, Suriye ve Irak'ın kuzey bölgelerine yönelik ilgisi ile Alman İmparatoru Kayzer Wilhelm il 'nin Osmanlı Devleti ile işbirliğine girerek doğuya uzanma politikası tam da bu yörede belirgin bir güç çatışması haline dönmek üzereydi. Kürdistan, stratejik konumu itibariyle çok mühimdi. Bu süreçte kendilerine arkeolog süsü veren Lawrence ve Beli, Alman arkeologlarla beraber antik yerlerin keşfi için Kürdistan 'da bir seyahate çıktı. İşin ironik tarafı şuydu: İngilizler, Almanları arkeolog zannediyorlardı. Almanlar da İngilizleri...

İşin gerçeği şuydu ki her iki taraf da arkeolog değildi. Hepsi de işinin ehli ajanlardı.

1911 yılında, İngiliz ve Alman ajanların Kürdistan seyahatleri aylarca sürdü. Musul'dan Van'a ve oradan Halep'e kadar gidildi. Hem İngiliz casuslar Lawrence ve Beli hem de Almanlar, kendi dillerinde ayrı notlar tuttular. Bu notlar günümüzde dikkatlice incelendiğinde özellikle Kürdistan yollarının ayrıntılı bilgileri vardır. Yolculuğun kaç saat çektiği, ikmal noktaları, yol üzerindeki köylerin etnik ya da dinsel nitelikleri mevcuttur. Güzergahları gösteren 5 parça harita da ayrıca kitabın sonuna eklenmiştir. Bu Almanca notlara ulaşan dönemin Osmanlı istihbaratçılarından, Karargah-ı Umumi istihbarat şubesinden Yüzbaşı Yusuf Rıza, daha sonra notları Osmanlıcaya çevirdi. Bu çeviriyi bir fasikül şeklinde Konya Yusuf Ağa Camii kütüphanesinde buldum. Arap harflerinden, Latin harflerine çevirdim. Sonra da ekleme ya da çıkarma yapmadan Osmanlıcadan günümüz Türkçesi 'ne çevirdim.
Bazı noktaları belirtme ihtiyacı duyduğumda, açıklamaları dipnot şeklinde yaptım. Elinizdeki çalışma, yabancılarm gözünden, dönemin Kürdistan'ına küçük bir ayna tutmaktadır.

Sedat ULUGANA
Konya (2011)



Musul'dan Van'a giden yol


"Birbirine Düşman İki Halk: Kürtler ve Nesturiler"

1911 yılı yaz mevsiminde. Almanya hükümeti tarafından arkeolojik kazı işlerinde memur olduğum ve Asur'dan Trabzon'a kadar uzanan seyahatimin ilk kısmını Musul-Van yolu oluşturur.

Musul'dan Vana giden asıl kervan yolu Zaho, Siirt üzerinden Bitlis'e ve buradan da Van Gölü'nün güney sahilinden geçer. Bu yol yaz mevsiminde pek kolay geçilir. Fakat şimdiye kadar pek az bilinen ve tanınan İmadiye üzerinden Cölemerik, Başkale istikametinde tipik bir Kürdistan yolu olan bir yol daha vardır. Bu yol pek çok zorluklarla doludur. Bilhassa yüklü kervanlar için çok daha çetin bir yoldur. Zorluklar, özellikle dağlık arazide kendini daha çok gösterir. Buralarda bayırlar üzerinde inşa edilmiş köyleri birbirlerine bağlayan patikalardan başka yol yoktur. Temmuz'dan Eylül'e kadarki sıcak zamanın dışında bu yol pek de müsait bir yol değildir. Kışın özellikle karın çok yağması ve şiddetli fırtına, bu yolu geçilmez kılar. Ayrıca bu yolun asayiş yönünden ehemmiyetsizliğini de sayarsak yolun geçilmezliği katlanır.

.....




Fondation-Institut kurde de Paris © 2020
BIBLIOTHEQUE
Informations pratiques
Informations légales
PROJET
Historique
Partenaires
LISTE
Thèmes
Auteurs
Éditeurs
Langues
Revues