La bibliothèque numérique kurde (BNK)
Retour au resultats
Imprimer cette page

Milli Kurtuluş Tarihi


Éditeur : Tekin Date & Lieu : 1976, İstanbul
Préface : Pages : 408
Traduction : ISBN :
Langue : TurcFormat : 135x195 mm
Code FIKP : Liv. Tur. Avc. Mil. 657Thème : Histoire

Présentation
Table des Matières Introduction Identité PDF
Milli Kurtuluş Tarihi

Milli Kurtuluş Tarihi

Doğan Avcıoglu

Tekin


Bu eser, alışılmış anlamda bir tarih kitabı değildir. Tarih, genellikle geçmişin, yâni ölünün incelenmesi demektir. «Millî Kurtuluş Tarihi»nde ise, bugün karşıkarşıya bulunduğumuz ve yarın karşılaşabileceğimiz sorunlara yanıt aranmıştır. Daha açık bir deyişle, yeryüzünde ilk bağımsızlık savaşını veren bir ülkenin millî kurtuluş hareketi, günümüzde ve gelecekte Türkiyemizi bekleyen sorunlar açısından sorguya çekilmiştir. Bu niteliğiyle «Millî Kurtuluş Tarihi», Kıbrıs olayları ve ABD silâh ambargosuyla ortaya çıkan gelişmeleri, tarihsel derinliği içinde aydınlatan kaynak eserdir.

Birinci Kitap'ta ABD ve İngiltere. Türkiye'yi parça parça etmek, Anadolu'yu Rum ve Ermeni toprağı yapmak için kesin kararlı oldukları halde. Kurtuluş Savaşı liderlerinin pekçoğunun kurtuluşu, Sovyetler Birliği’ne karşı İngilizlerle uzlaşmakta, ya da Amerikan mandası olmakta görmeleri belgelerle açıklanmakta ve emperyalist Batı devletlerini, Tanzimat geleneğine uygun biçimde «koruyucu» ve «kurtarıcı» saymanın, daha sonraki olumsuz iç ve dış gelişmelere nasıl damgasını vurduğu belirtilmektedir.

İkinci Kitap'ta, 1917 Rus Devrimi ile Türk Devrimi arasındaki ilişkiler, millîci dış politika ve Türkiye'de sol akımlar üzerindeki etki ...



I — TÜKENMİŞ BİR HALK...


Daha önceki bölümlerde gördük ki, Dünya Savaşı’ndan yenik çıkan Türkiye’de, kurtuluş yollarını içte değil, dışta arama eğilimi güçlüdür. Saray ile Hürriyet ve İtilâf Partisi, kurtuluşu İngilizlere sığınmakta görür. Milliyetçilerin pek çoğu, en az kötü çözüm yolu diye Amerikan mandasını önerirler. Eğer ABD, Türkiye üzerinde manda almaya hazır olduğunu önceden ilân etse, Sivas Kongresi’nde, Atatürk’e rağmen, manda önerisi kabul edilebilecektir. İşin daha ilginç yanı, Sivas Kongresi’nde, Amerikan mandası olmayı bir kurtuluş yolu diye önerenlerin pek çoğu, manda umutları boşa çıkınca kurtuluşu Bolşevik Rusya’ya yönelmede göreceklerdir. Karakol Örgütü kurucusu Kara Vâsıf, Sivas’ta ateşli bir Amerikan mandacısıdır. Ne var ki, Kara Vâsıf öncülüğünde Karakol Örgütü, 1920 yılı başlarında, Bolşevik Rusya ile elele İslâm Dünyası’nda bolşevik ihtilâller tutuşturma çabasındadır. İthal malı fes yerine kalpak giymeyi reddeden Millet Meclisi, Haziran 1920’de Türkçü Hamdullah Suphi’nin önerisiyle, neredeyse bir bolşevik manifesto yayınlayacaktır.

Millî direniş hareketleri bölgeseldir. Atatürk olmasaydı, Erzurum Kongresi, bölgesel kalacak, Sivas’a bile belki uzanamayacaktı. Nitekim Türkiye çapında toplanmak istenen Sivas Kongresi, büyük güçlüklerle pek az sayıda temsilciyi biraraya getirebilmiş ve Erzurum Kongresi’nin birçok öncüsünün muhalefetiyle karşılaşmıştır. Karabekir Paşa dahi, Atatürk’ün Sivas’a ve daim sonra Ankara’ya gitmesine karşı çıkmıştır. Sonradan kahramanca mücadele veren Güney illeri, Sivas Kongresi’nde yoktur. Mustafa Kemal’in ısrarlı çabalarına rağmen, Ege Kuva-yı Millîye örgütü, Millet Meclisi açılıp kendini kabul ettirene kadar, Atatürk’ün başlattığı millî harekete katılmaya karşı çıkmış, İstanbul’la ilişkilerini sürdürmüştür. Trakya, Fransız himayesinde bölgesel çözümler aramıştır.

.....



Halka umut vererek halkı yutan hükümet
İstanbul’da yan gelip kafa tutan hükümet
Her hükmünü köylüye tatbik eder, hak olur
Malına ortak olur, canına ortak olur
Gene sen çifte koşar yalınayak karını
Gözyaşınla sularsın çorak tarlalarını
Çalışır kazanırsın, kazanır yedirirsin
Vergi derler verirsin, asker derler verirsin..


Bu eser, alışılmış anlamda bir tarih kitabı değildir. Tarih, genellikle geçmişin, yâni ölünün incelenmesi demektir. «Millî Kurtuluş Tarihi»nde ise, bugün karşıkarşıya bulunduğumuz ve yarın karşılaşabileceğimiz sorunlara yanıt aranmıştır. Daha açık bir deyişle, yeryüzünde ilk bağımsızlık savaşını veren bir ülkenin millî kurtuluş hareketi, günümüzde ve gelecekte Türkiyemizi bekleyen sorunlar açısından sorguya çekilmiştir. Bu niteliğiyle «Millî Kurtuluş Tarihi», Kıbrıs olayları ve ABD silâh ambargosuyla ortaya çıkan gelişmeleri, tarihsel derinliği içinde aydınlatan kaynak eserdir.

Birinci Kitap'ta ABD ve İngiltere. Türkiye'yi parça parça etmek, Anadolu'yu Rum ve Ermeni toprağı yapmak için kesin kararlı oldukları halde. Kurtuluş Savaşı liderlerinin pekçoğunun kurtuluşu, Sovyetler Birliği’ne karşı İngilizlerle uzlaşmakta, ya da Amerikan mandası olmakta görmeleri belgelerle açıklanmakta ve emperyalist Batı devletlerini, Tanzimat geleneğine uygun biçimde «koruyucu» ve «kurtarıcı» saymanın, daha sonraki olumsuz iç ve dış gelişmelere nasıl damgasını vurduğu belirtilmektedir.

İkinci Kitap'ta, 1917 Rus Devrimi ile Türk Devrimi arasındaki ilişkiler, millîci dış politika ve Türkiye'de sol akımlar üzerindeki etki açısından İncelenmekte, Rus Devrimi ve Komünizm karşısında Atatürk’ün ve lider kadronun tutumu tam bir açıklığa kavuşturulmakta ve Yeni Türkiye’nin kan ve ateş çemberi içinde dış politikasının biçimlenişi anlatılmaktadır.
«Millî Kurtuluş Tarihi»nin ilk basımında büyük hacimli tek cilt olan son bölümü, okuyuculardan gelen istek üzerine, bu kez iki kitapta toplanmıştır. Üçüncü Kitap’ta millî kurtuluş hareketinin sınıfsal niteliği ve onu öteki kurtuluş hareketlerinden ayıran özellikleri ele alınmakta, Varga'nın «millî feodal aristokrasi» diye adlandırdığı Anadolu egemen sınıflarına ve bürokrasiye dayalı bir millî hareketin sınırları çizilmektedir.

Dördüncü Kitap'ta, Türkiye'deki iç gelişmeleri yönlendirme açısından dış politikanın önemi belirtildikten sonra, 1939 İngiliz ittifakı ile Atatürk dönemindeki bloklar dışı politikanın terkedilişi ve bunun iç politikada doğurduğu sonuçlar ele alınmaktadır. Roosevelt ve Churchill, Kazablanka Konferansında Çin'in Amerikan, Türkiye'nin ise İngiliz nüfuz bölgesi olduğunu kararlaştırmışlardır. Durum, ilgililerce kabul edilmiş ve 1939’dan sonra dış politikamızın belli başlı amacı, Türkiye’nin kaderini ABD ve Büyük Britanya'ya bağlamaya yönelmiştir. Bu yöneliş, 1838 İngiliz Ticaret Anlaşması ve 1839 Tanzimat Fermanı ile başlayan gelişme çizgisi üzerindedir ve 1995’lerde Ortak Pazar'a tam üye olmakla doruk noktasına ulaşabilecektir.







 




Fondation-Institut kurde de Paris © 2021
BIBLIOTHEQUE
Informations pratiques
Informations légales
PROJET
Historique
Partenaires
LISTE
Thèmes
Auteurs
Éditeurs
Langues
Revues