La bibliothèque numérique kurde (BNK)
Retour au resultats
Imprimer cette page

Sabancı’ya Mektup


Éditeur : Compte d'auteur Date & Lieu : 1996, Ankara
Préface : Pages : 224
Traduction : ISBN :
Langue : TurcFormat : 135x195 mm
Code FIKP : Liv. Tur. Asl. Sab. 3643Thème : Général

Présentation
Table des Matières Introduction Identité PDF
Sabancı’ya Mektup

Sabancı’ya Mektup

Mehmet Ali Aslan

Compt d'Auteur


Tarihte çözümsüzlük yoktur. Her toplum, zaman içinde, sorunlarının çözümünü üretir.

Kürtler de şöyle veya böyle, sorunlarına çözüm bulacaklardır. Önemli olan harcanacak zaman ile ödenecek bedeldir.

Biz, Kürt ve Türk toplumları ağır bedeller ödemesin ve fazla zaman yitirmesin diye bu kadar çabalıyoruz. Bunun için siyasal ve demokratik çözüm seçeneğinde ısrar ediyoruz. Kürtlerin kaybedecek fazla birşeyleri kalmadı. Yeteri kadar öldüler. Yeteri kadar yıkıldılar. Yurtlarından ve kültürlerinden kopup perişan oldular. Kuşkusuz daha kötüsü var. Beterin beteri de var. Ama bu, herkesin sonu olur. Herkes yıkıntıların altında kalır. Savaş ekonomisiyle dev boyutlara ulaşan işsizlik ve yoksulluk, şoven milliyetçi dalgayla birleşince bir büyük depreme dönüşür. Her şeyi yakıp yıkar. Ülkeyi bir cehenneme çevirir. Tarihte ve günümüzde bunun çok örnekleri var.

Bu gidişe Dur! demek gerekir. Yaklaşan felaketi önlemek gerekir. Bu, herkesin sorumluluğu...



ÖNSÖZ


Kürt Sorunu, Ortadoğu'da etkin güçlerle, dünya kamuoyunun gündemindedir. Sorun, Washington'dan Moskova'ya, Bonn'dan Brüksel'e kadar, tüm önemli merkezlerde tartışılıyor.

Türkiye'de ise sadece üst düzey bürokratlarla onların yandaşı politik kadrolar arasında, Köşkte, Genelkurmay'da, MİT'te, Dışişleri, içişleri ve diğer merkezi bürokratik birimlerde ve kapalı kapıların ardında konuşuluyor.

Ama Türkiye kamuoyunda ve hatta, halkı temsil ettiği, egemenlik hakkını halk adına kullandığı ileri sürülen TBMM'de bile, bütün boyutlarıyla açıkça tartışılamıyor.

Oysa sorun, halkın sorunudur. Kanlı kardeş kavgasına sürüklenen gençlerin sorunudur. İç savaşta çocuklarını yitiren veya yitirme endişesini taşıyan Kürt ve Türk anaların, babaların sorunudur. Savaşın yuttuğu milyarlarca doları, vergi olarak, enflasyon olarak ödeyen ve bu nedenle yoksulluğa mahkum olan işçinin, memurun, esnafın, köylünün sorunudur. Karnını doyurmak için Hakkari ve Van çöplüklerinde ekmek kırıntılarını arayan, büyük kentlerin varoşlarında sefalete terk edilen, yerinden yurdundan koparılmış Kürtlerin sorunudur. Toplumun sesi ve vicdanı olan, barıştan, demokrasiden ve insan haklarından yana aydınların sorunudur.

Savaştan yararlananlar, halkın ve aydınların kendi sorunlarını tartışmalarına engel oluyorlar. Kürt sorununun açıkça tartışılmasını Önlüyorlar.

Neden?

Çünkü tartışma başlarsa, Kürt ve Türk toplumları, savaşmak için hiçbir nedenlerinin olmadığını, kardeşçe birlikte yaşamak için binlerce nedenlerinin bulunduğunu göreceklerdir. Savaş kışkırtıcılarının yolsuzlukları, hırsızlıkları ortaya çıkacak. Ülke kaynaklarının nasıl talan edildiği ve nasıl verimsizliğe mahkum edildiği, ülke parasının ve değerlerinin nasıl dışarıya kaçırıldığı anlaşılacak. Halkın sefaletini pazarlayarak, Kürt ve Türk gençlerinin kanları üzerine politika yaparak, siyasal ve ekonomik rantları aralannda paylaşanların gerçek yüzleri ortaya çıkacak.

Biz bu hukuk dışı engellere boyun mu eğeceğiz? Kürt sorununu bütün dünya açıkça tartışırken, üst düzey bürokradar ile yandaşları politikacılar kendi aralarında konuşurken, sorunun asıl sahipleri ve mağdurları olan bizler suskun mu kalacağız?

Hayır! Bu, halkın ve halk çocuklarının yaşam, ekmek ve özgürlük sorunudur. Aydınların ve bütün dürüst insanların namus ve onur sorunudur.

Sorumluluk duygusuna sahip olanlar, halk çocuklarının kanı, halkın ekmeği ve özgürlüğü üzerine oynanan kirli oyunlara seyirci kalamazlar.

Mehmet Ali Aslan



Sayın Sakıp Sabancı

Bilmem hatırlar mısınız? 1986 yılı Eylül ayında İstanbul'daki Neve Şalom Sinagogunda bir katliam meydana geldi.
Filistinli gençler, sinagogu kan gölüne çevirdiler ve orada bulunan Yahudilerle birlikte parçalanıp gittiler.
Bu, herkes gibi beni de çok etkilemişti. Kendilerini “sosyalist” veya “Kürt” olarak tanımlayan gençlerimiz, çocuklarımız gözümün önüne geldi.

Gelişmeler, Türkiye’yi de, sinagogu kan gölüne çeviren Filistinli gençlerin içinde bulunduğu ortama doğru hızla sürüklüyordu. Bu gidiş önlenmezse, Türkiye’nin her yerinde ve özellikle büyük kentlerde Neve Şalom katliamlarının benzerlerini yaşayabilirdik.

Toplumumuzun geleceği olan gençlerimiz, çocuklarımız kanlı bir iç savaşın bataklığında yitip giderlerken, nice masum insanımız da, bir kin, nefret ve intikam dalgasının kurbanları olacaktı.

Biz bu gelişmelerin nereye varacağını, sadece başka toplumların hatalarından çıkardığımız derslerle değil, kendi toplumumuzun yaşadığı felaketlerden ve yaşamımızdan biliyorduk.

.....




Fondation-Institut kurde de Paris © 2021
BIBLIOTHEQUE
Informations pratiques
Informations légales
PROJET
Historique
Partenaires
LISTE
Thèmes
Auteurs
Éditeurs
Langues
Revues