La bibliothèque numérique kurde (BNK)
Retour au resultats
Imprimer cette page

Tinda Ana; Güneşe Açılan Eller


Auteur : Baran Rûbar
Éditeur : Pêrî Date & Lieu : 2017, İstanbul
Préface : Pages : 224
Traduction : ISBN : 978-605-9649-14-8
Langue : Kurde, TurcFormat : 135x210 mm
Code FIKP : Liv. Tur. Kur. Rub. Tin.Thème : Littérature

Présentation
Table des Matières Introduction Identité PDF
Tinda Ana; Güneşe Açılan Eller

Tinda Ana; Güneşe Açılan Eller

Baran Rûbar

Pêri

Sevgili Tinda Ana ben ve arkadaşlarım mezarının başucunda güneş batarken Rojbin Ablan yerine mor, mavi menekşelerimizle güneşe durduk. Güneş tümüyle battı. Karanlık Vestan'a çöktü. Ayrılık vakti gelip çattı ve ben Artos'a dedim ki:

-Unutma ki Tinda Anadolu halklarının anasıdır. Tinda Ana'nın gözleri her sabah doğacak ve her akşam da batacak güneştedir.

Tinda Ana'nın dünyasında karanlığa asla yer yoktur. Güneşe ne kadar yönelebilirsen yönel.
Lâkin bu mezarın üstüne sakın gölgeni bırakma!



Baran Rûbar, 1966 yılında Van’ın Gevaş ilçesinde doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini bura da tamamladı. 1981 yılında Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi’e girdi ve yüksek öğrenimini lisans derecesiyle Diyarbakır’da tamamladı. Daha sonra çeşitli liselerde öğretmenlik yapan yazar, 1988 yılından itibaren de bazı aylık dergi ve gazetelerin sanat-edebiyat bölümlerinde şiir ve makalelerini yayınladı. İlk çalışmalarını gerçek adı olan Seracettin Ergenç ismiyle yayınlayan yazar, sonraki çalışmalarını Baran Nehir imzasiyla yayınladı. Sonra yayınladığı bütün şiir çalışmalarını “Med Halkı Çocukları” adlı kitabında derledi ve kitap 1995’te İstanbul’da Nûjen Yayınları arasında “Baran Rûbar” adıyla yayınladı. 1979 yılında Gevaş Atatürk Lisesi 10. sınıf öğrencisiyken üzerinde çalışmaya başladığı ve 2017 yılının başında bitirebildiği Tinda Ana; Güneşe Açılan Eller adlı elinizdeki bu çalışma yazarın ilk roman denemesidir. Yazar anadili Kürtçe’nin yanında iyi derecede de Rusça biliyor.

 



ÖNSÖZ

‘Tinda Ana/Güneşe Açılan Eller’ kitabı, benim bireysel korku ve ön yargılarımdan oldukça uzak bir kurgu roman olsa da geçmişte, birçoğumuzun büyüklerinin tanıklığında gerçekleşmiş olan trajediyle sonuçlanmış, aşkların aynası olur diye düşünüyorum.
Anadolu’nun güzel topraklarında son yüzyılda vuku bulan önemli olaylarını çeşitli tarih kitaplarının sayfalarında arayan her birey özenle yazdığım Tinda Ana’nın yaşamındaki kesitlerden yola çıkarak bulmak istediği gerçeğe daha rahat bir şekilde ulaşacağını sanıyorum. Tinda Ana’nın yaşam serüveni tarih kitaplarımızın yazdığı gerçeklerden çok daha doğru ve aynı zamanda Anadolu halklarının yakın geçmişini gösteren evrensel bir ayna olabilir. Tinda Ana’nın yıllarca bana anlattığı öykülerin etkisinde kalarak barış güvercinlerini koruması için Yaradan’a el açarak dua edenlerden birisi de bendim.

2017 yılında dualarım kabul olmuş ve Tabor Dağı’ndaki en yaşlı zeytin ağacının dallarının üstündeki yüzlerce güvercinden sadece birisi olarak biraz ürkek ancak özgür bir düşünceyle kaleme aldığım bu romanı sevgili Tinda Ana’nın şahsında bütün annelere saygıyla atfediyorum. Sevgili Tinda Ana’nın aynasında görebileceğimiz ve Mezopotamya ile Anadolu’nun kadim halklarınca dikilmiş olan binlerce zeytin ağacının yetiştiği bahçelere bakabilen bireyler hiçbir zaman geçmişleriyle yüzleşmekten korkmazlar. Merhum gazeteci Hrant Dink’in söylemiyle “güvercinlere de dokunmazlar.” İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne bağlı, özgür bireyler olarak hep birlikte güvercinleri yaşatalım ki, Hasmig ile Elif bir daha göç yollarına düşmesin! Güzel Anadolu ve Mezopotamya’nın kadim halkları olarak birbirimize yüce yaratıcının kutsadığı zeytin ağaçlarının dallannı uzatalım ki, Alan bebeklerin ölü bedenleri hiçbir zaman kıyılanınıza vurmasın! Anneler evlat acısı yaşamasın! Elbette ki insanlık ölmesin! “İnsanım” diyebilenler insanlığından utanmasın!

.....




Fondation-Institut kurde de Paris © 2020
BIBLIOTHEQUE
Informations pratiques
Informations légales
PROJET
Historique
Partenaires
LISTE
Thèmes
Auteurs
Éditeurs
Langues
Revues