La bibliothèque numérique kurde (BNK)
Retour au resultats
Imprimer cette page

İşkence Karanlığına Doğru


Auteur : Nuri Sınır
Éditeur : Nas Ajans Date & Lieu : 2016, İstanbul
Préface : İsmail Beşikçi MultimediaPages : 252
Traduction : ISBN : 978-9944-221-18-4
Langue : TurcFormat : 135x210 mm
Code FIKP : Liv. Tur. Sin. Isk.Thème : Mémoire

Présentation
Table des Matières Introduction Identité PDF
İşkence Karanlığına Doğru

İşkence Karanlığına Doğru

Nuri Sınır

Nas Ajans

Cezaevi anılarını büyük bir ilgiyle, dikkatle ve hüzünlerle okudum. Önce ‘Başlarken’ bölümünü, sonra ‘İstanbul’ bölümünü, sonra ‘Diyarbakır’ bölümünü, son olarak da ‘Sonsöz’ bölümünü okudum. ‘Başlarken’bölümü, Önsöz olarak değerlendirilebilir.

‘Diyarbakır’ bölümünün 25. Sayfasında, Behram Paşa Camii yakınındaki bir evden söz ediyorsun. Kendi eviniz. Dilerim o ev, eviniz hala ayaktadır ve siz aile olarak hala orada yaşıyorsunuzdur...

Behram Paşa Camii’ne yakın bir yerde, bizim bir vakıf evimiz var. Caminin avlusundan Meryem Ana Kilisesi’ne doğru çıkışta, 100 m. kadar ileride bir ev... Sizi, Behram Paşa Camii yakınındaki evinizde ziyaret etmek çok hoş olacak...

Dostumuz İsa Tekin’i yakından tanıyorum. Mali müşavir olduğunu, eski para koleksiyonu yaptığını, ‘Diyarbakır 5 Nolu’ kitabını, bu kitabın ikinci cildi için hazırlık yaptığını, Gülseren i, çocukları, içmimar Sinem’i, Kayapınar’daki yeni evlerini vs. yakından tanıyorum ama, İsa’nın şair olduğunu senin çalışmandan öğrendim. Çok hoş...

Nuri Sınır, 1952'de Sultanşeyhmus (Şêxelya)’da doğdu, ilk, orta ve lise öğrenimimi Diyarbakır'da yaptı. Okul öncesi başlamış olduğu medrese öğrenimini de devam ettirdi. Erzurum Atatürk Üniversitesi Arap. Fars Dilleri Edebiyatı Bölümü’nü kazandı, ancak o günkü siyasal ortamdan ötürü devam edemedi. İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim Bölümünde okudu. Burayı da terk etmek durumunda kaldı ve nihayet Diyarbakır Eğitim Enstitüsü Sosyal Bilgiler Bölümü’nden mezun oldu.

1970-80 yılları arasında gelişen sosyal olayların yarattığı mücadelede yer aldı. 1977 yılında Kürtçe basılan Roja Welat gazetesini Nusaybin'de dağıtırken yakalandı ve tutuklandı. Kısa bir süre cezaevinde yattıktan sonra Midyat, Çavuşlu köyünde öğretmenliğe başladı. Sistemle olan çelişkileri nedeniyle hep baskılara muhatap oldu. Midyat lisesinde bir buçuk ay derslere girmesine izin verilmedi. Mardin merkeze alındı ve bir müddet sonra okul binası olmayan Kızıltepe / Yüceli (Xurs) köyüne atandı. Kısa bir süre sonra “sakıncalı görülerek” öğretmenlikten atıldı.

1977 de yapılan yerel seçimleri kazanan Mehdi Zana'nın Başkanlığındaki Diyarbakır Belediyesinde işe başladı. Muhtelif görevlerde bulundu. 1978 yılında tekrar kısa bir süre cezaevinde kaldı. 1980 Mart'ında Belediyeden istifa etti. 24 Eylül 1980 yılında istanbulda gözaltına alındı ve bu anıların kaleme alınmasında baş rol oynayan Diyarbakır 5 No'lu cezaevinde 2 yıl yattı.

Cezaevinden çıktıktan sonra politik faaliyetlerine devam etti. Halepçe Katliamından ötürü Türkiye’ye sığınmak zorunda kalan Kürt halkı ve peşmergelerine yardım için oluşturulan komitede yer aldı ve kamplara yardım çalışmalarında bulundu. 1989 yılında tekrar Belediyeye döndü ve politik, insani yardım faaliyetlerine devam etti. Berlin Hekimler Birliği (Arzte Kammer Berlin), Medico International ve Daniela Mitterand’ın Güney Kürdistan’daki Kürt halkına yaptığı yardım çalışmalarında gönüllü görev aldı. Bu nedenle Diyarbakır Belediyesinden ayrılmak zorunda kaldı ve 1999 yılında HADEP’in yerel seçimleri kazanmasından sonra, emekli olacağı 2003 yılına kadar tekrar Belediyede çalıştı.

Hayatımın en önemli yıllarını geçirdiği Diyarbakır Cezaevi’nin müze olması için çalışmalarda bulundu. Bu amaçla '78'liler Derneği'nin Türkiye Yürütmesi’nde iki yıla yakın görev yaptı ancak siyasal tutum ve cezaevinin müze yapılması çalışmalarında ortaya çıkan göüş ayrılıklarından dolayı bu görevden istifa etti. Kürdistani parti çalışmalarında yer aldı ve halen faaliytelerini sürdürmekte olan Kürdistan Özgürlük Partisi – PAK’ın kurucuları arasında yer aldı. Halen bu partinin Genel Başkan Yardımcısı olarak çalışmalarını sürdürmektedir.



İnsanlık mücadelesinde yaşamım yitirenlerin anısına...

YAYINCININ NOTU

Elinizdeki kitap, Nuri Sınır'ın siyasal mücadelesinin bir kesitinde yaşamış olduğu anılarının bir kısmını kapsamaktadır.

Yaşananlar gerçek olsa da inanılması zor uygulamalarıyla Diyarbakır 5 Nolu askeri cezaevinde bizzat muhatap olduğu ve tanıklık ettiği insanlık dışı işkenceleri sade bir dile anlatan Nuri Sınır, günümüzde yaşadıklarımızı dikkate aldığımızda, birçok çevre tarafından lanetlenen 12 Eylül Askeri Darbesinin aslında sona ermediğini, Kürtler için farklı biçimler altında devam ettiğini de göstermektedir.

İnsan, diğer tüm canlı varlıklardan farklı olarak, yaptıklarının ve muhatap olduklarının muhasebesini yapan bir varlıktır. Sonuçları itibariyle zararlı olan pratiklerden arınması, tasavvur gücü sayesinde daha iyisini yapması beklenir.

Ne yazık ki bunu göremiyoruz; insan, olumlu ve olumsuz yanlarıyla evrimleşmeye devam ediyor; iyilikleri gibi kötülüklerini de gerekli bir yük gibi taşımayı sürdürüyor. Artık tarihte kalmış insanlık dışı uygulamaları kutsalı saydığı inançlarının aracı yapan IŞİD gibi bir cinayet şebekesinin türeyeceği ve esas olarak da Kürtleri hedef alacağı kimin aklına gelebilirdi ki?

İnanıyoruz ki Nuri Sınır'ı anılarını paylaşmaya iten en önemli sebep, artık geride kaldı dediği insanlık dışı muamelelerin artarak devam etmesidir. 12 Eylül’de kısmi olan uygulamalar şimdi, bütün bir topluma yayılmış dummda. Geçmişte evlerimiz yıkılıyor, bireysel olarak saldırıların muhatabı oluyorduk; şimdi kentler ve bütün bir halk olarak yıkım ve talanın muhatabıyız.
İnsanın, izlemiş olduğu serüven boyunca gerek inanç ve gerekse ahlaki olarak "anormal” bulup hayatın dışına ittiği ne kadar gayri insani davranış varsa, bugün, paramil'ıter örgütler ve devletler tarafından hızla ”normal”e dönüştürülmekte ve ne acı ki toplumun geri kalan kısmı tarafından her gün biraz daha bütün bu gayri insani politikalar olağan karşılanmaktadır.

Artık biliyoruz ki makulde direnmedikçe daha kötüsünü önlemenin yolu yoktur. Bütün olumsuzluklara karşın insan, inanıyoruz ki, bir yolunu bulup daha iyi ve her bir insanın hak ettiği daha özgür ve adil bir toplumsal düzen kurmayı başaracaktır. Bunun için yaşamak, bizden sonraki kuşaklara daha iyi bir dünya bırakmak amacıyla şimdiden direnmenin ne kadar önemli olduğunu anlamak, Nuri Sınır’ın anılarını okuyunca daha kolaydır.

Büyük yıkımlardan sakınmak için şimdiden küçük acılara katlanmaya başlamalıyız ki daha büyükleriyle muhatap olmayılım dileğiyle...

Merhaba Nuri,

Selamlar, sevgiler...

Cezaevi anılarını büyük bir ilgiyle, dikkatle ve hüzünlerle okudum. Önce ‘Başlarken’ bölümünü, sonra ‘İstanbul’ bölümünü, sonra ‘Diyarbakır’ bölümünü, son olarak da ‘Sonsöz’ bölümünü okudum. ‘Başlarken’bölümü, Önsöz olarak değerlendirilebilir.

‘Diyarbakır’ bölümünün 25. Sayfasında, Behram Paşa Camii yakınındaki bir evden söz ediyorsun. Kendi eviniz. Dilerim o ev, eviniz hala ayaktadır ve siz aile olarak hala orada yaşıyorsunuzdur...

Behram Paşa Camii’ne yakın bir yerde, bizim bir vakıf evimiz var. Caminin avlusundan Meryem Ana Kilisesi’ne doğru çıkışta, 100 m. kadar ileride bir ev... Sizi, Behram Paşa Camii yakınındaki evinizde ziyaret etmek çok hoş olacak...

Dostumuz İsa Tekin’i yakından tanıyorum. Mali müşavir olduğunu, eski para koleksiyonu yaptığını, ‘Diyarbakır 5 Nolu’ kitabını, bu kitabın ikinci cildi için hazırlık yaptığını, Gülseren i, çocukları, içmimar Sinem’i, Kayapınar’daki yeni evlerini vs. yakından tanıyorum ama, İsa’nın şair olduğunu senin çalışmandan öğrendim. Çok hoş...

 




Fondation-Institut kurde de Paris © 2020
BIBLIOTHEQUE
Informations pratiques
Informations légales
PROJET
Historique
Partenaires
LISTE
Thèmes
Auteurs
Éditeurs
Langues
Revues