La bibliothèque numérique kurde (BNK)
Retour au resultats
Imprimer cette page

Anadolu’da Kürdistan Orduları


Auteur :
Éditeur : Do Date & Lieu : 2013, İstanbul
Préface : Pages : 64
Traduction : ISBN : 978-605-4427-44-4
Langue : TurcFormat : 135x210 mm
Code FIKP : Liv. Tur. Ulu. Kur. N°Thème : Histoire

Présentation
Table des Matières Introduction Identité PDF
Anadolu’da Kürdistan Orduları

Anadolu’da Kürdistan Orduları

Sedat Ulugana

Do

Hz. Muhammet! Mustafa Peygamberliğe nail olmadan önce Anadolu’daki BizanslIların padişahlarına Kayser derlerdi. Nitekim Hindistan’da Ray dedikleri gibi... Rivayete göre o dönemki Kayser’in ismi Yusanus imiş, Kayseri’de sakindi. Diğer bir kardeşi de Larende’de sakindi, ismi Herak’di. Diğer bir kardeşi de Kostantinye’de9 sakin idi, ismi Fisandon idi. Ama ülkeyi Yusanus yönetirdi.

Acem şahı Nuşirevan vefat ettiğinde oğlu Hürmüz yerine geçti. Hürmüz, şah olur olmaz da halka zulüm etmeye başladı. Bunun üzerine bütün Acem beyleri toplanıp Hürmüz e savaş açtılar. Hürmüz’ün gözlerine mil çektiler. Oğlu Hüsrev ise Azerbaycan’daydı. Behram adında bir komutan yıllarca İran’da hüküm sürdü. Hürmüz bunun üzerine, oğlu Hüsrev i yanına çağırıp dedi ki: “Oğlum var git ...

Sedat Ulugana, 1985’te, Erciş'te doğdu. 2004’de Van Atatük Lisesini bitirdi ve 2005’te Gaziantep Turizm Yuksek Okulu’nu kazandı. Bu okulu 2007’de birakarak aynı yıl Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü kazandı ve 2011’de buradan mezun oldu. 2012 Yılında Artuklu Üniversitesi Kürt Dili ve Kültürü tezli yüksek lisans programına başladı. Çeşitli gazete ve dergilerde araştırmaları yayımlandı. Hala düzenli olarak ANF’de araştırma ve inceleme yazıları yazmaktadır. Yayınlanmış eserleri aşağıdadır:

- Tamara (Gıv-Ri Yayınları-şiir-2005)
- Agrı Kürt Direnişi ve Zilan Katliamı (Peri Yayınları, Araştırma, 1. Baski 2010, 2. Baski 2011)
-Cezalı Delikanlı Yılmaz Güney’in Konya Sürgünü (Do Yayınları, 2012)
- Alman ve İlmgiliz Ajanlarının Kurdistan Seyahati 1911 (Do Yayınları, 2012)



ÖNSÖZ

Şikari metinleri, Orta Anadolu Kürtlerinin tarihine dair en eski el yazması ünvanına sahip bir kaynaktır. Metinler, Selçukluların Orta Anatolya’ya gelmesiyle başlayıp Osmanlı devletinin Orta Anatolya’yı almasıyla bitiyor. Bu 400 yıllık süreç içinde Kürtlerin önemli bir aktör olduğu görülüyor. Kürtlüğü tartışılan, Dulkadir, Eşref, Germiyan gibi beyliklerin tarihine açıklık getiriyor. Sivas (Eretna) devletinin ise Kürt olduğunun haberini veriyor. Bunun dışında Kürtlerin Selçuklu, Karamanoğlu ve Moğollarla yapmış oldukları savaşları ve Konya, Ankara gibi şehirleri elde etmeleri hakkında da ayrıntılı bilgiler veriyor. Metinlerin tek nüshası vardır. Bu güne kadar üzerinde bilimsel bir çalışma yapılmamıştır. Metinlerin, cumhuriyetin ilk yıllarında Konya valisi olan, tarihçi Murat Bardakçı’nın dedesi Cemal Bardakçı tarafından Konya’ya getirildiği biliniyor. Cemal Bardakçının, Konya’ya gelmeden önce Bitlis’te olduğu biliniyor. Şikari, metinlerde Amidli (Diyarbakır) olduğunu söylüyor. Eserin Kürt illerinden birinden Konya’ya getirildiği muhtemeldir. Bazı kaynaklar nüshanın kayıp olduğunu söylese de 1 nüsha, Konya Yusuf Ağa Camii Kütüphanesi’nde mevcuttur. 2 Bazı tezkireler asıl adının Ahmet bazıları da Haydar olduğunu söylüyor. Bu iki bilginin sonucu olarak asıl adının Ahmet Haydar olduğu da ihtimaller arasındadır. Tezkirelerin verdiği bilgilere göre dedesinin ismi Acem Kasım Paşa; babasının ismi ise Amidli Mirliva Hasan’dır.

Kamus’ül-alam hal tercümesine göre Şikari bir tarikata bağlanmış, derviş olup diyar diyar gezmiştir. Ama hayatı hakkında kesin bilgi yoktur. Ahmet ya da Haydar Şikari... 1506 ya da 1584’de ölmüş. Osmanlı’da yüksek bir görevlinin oğlu ve torunu ve Yusuf ile Züleyha öyküsünün eksik kalmış mesnevi tarzındaki yazarı3; 1567 tarihli resmi kayıtlarda adı geçen Malkara kadısı4 ya da Birinci Ahmet döneminin önemsiz kadısı ve şairi Şikari Çelebi5...

Bütün bu tespitlerin aksine yine de metinlerin yazan Şikari’nin hayatı için kesin bir şey söylenemiyor. Aslında Şikari diye bir zatın gerçekten var olup olmadığı da kuşkuludur. Metinlerin yazılış tarihi, Cem Sultan’ın Konya ya kaçıp, Karamanoğulları’na sığındığı döneme denk gelir. Dönemin Konya sarayının gözde şairi Şerif-i Amidi’dir (Diyarbakırlı Şerif). Cem Sultan ile dost olan Şerif, dolaysıyla Osmanlı sansürüne takılır. Örneğin şiirleri tezkirelerde bulunmaz. Bana göre Şerif-i Amidi sırf sansürden kurtulmak için, Şikari mahlasını kullanmaya başlar ki, Konya’da mevcut mecmuaların çoğunda perakende bir şekilde Şikari mahlasıyla yazılmış gazeller mevcuttur. Yani Şikari metinlerinin asıl yazarının Şerif-i Amidi olması da muhtemeldir.(S.Ulugana)

Şikari metinleri üzerine yerli ve yabancı birçok tarihçinin tespitleri mevcut olduğu halde, yeteri kadar açıklayıcı bilgi edinilmemiştir. Örneğin Paul Witek, metinleri değersiz bulur.6 Claude Cahen ise, Şikari metinlerinin objektifliğinden kuşkulanır.7 Metinlerin dili eski Anadolu Türkçesi olup, satırlar arasında Farsça sözcükler çokça kullanılmıştır. İki ağıt ise sadece Farsçadır.8 Bu hususlar, Şikari’nin çok dilli bir edip olduğunu gösteriyor. Metinlerin bazı varakları rutubet kapmıştır. Bu metinlerin söz başları ve durakları kırmızı renklidir. Metinlerin çoğunda Kürtlerden bahsediliyor. Bu elyazmasının 1940’lı yıllarda Konya Müzesi müdürü Mesud Koman tarafından bir tıpkıbasımı yapılmış fakat Kürtlere dair bölümler çarpıtılarak ya da atlanarak çoğunlukla verilmemiştir. Elyazmasının Kürtlerle ilgili bütün bölümleri tarafımdan günümüz Türkçesine çevrildi. Selçuklu ve Karamanoğulları’na dair Türk resmi tarih öğretisini deyim yerindeyse yerle bir eden bu eserle birlikte Kürtlerin Anatolya tarihindeki rolü ve yeri iyice belirginleşiyor.

Sedat Ulugana
Konya / 2011

1 Halil Ethem, Karamanoğulları Hakkında Vesaik-i Mahkûka, Tarih-i Osmani Encümeni Mecmuası 2. 11. 14(1327)s.697,698
2 Sınıflama; 949,6, Demirbaş: yy0000000562, Yusuf Ağa Kütüphanesi, Konya
3 Walther Björkman, “Die Klassich-osmansche Literatür”, Philologiae Turcicae Fundamenta, Cilt 2, (weisbaden,1964), s.439
4 Fuad Köprülü, “Anadolu Selçukluları Tarihinin Yerli Kaynakları Belleten, 7.26, no:1, yıl 1943, s.400
5 Mehmet Süreyya, Sicil-i Osmani, “Şikar Maddesi”
6 Paul Wittck, Das Fürstentum Mcntcsche, İstanbul 1934, s.51, “Wittek bu metinlerden daha çok Menteşeoğulları Beyliği hakkında bilgi toplamak için yararlanmıştır. (S.Ulugana)”
7 Claude Cahen. “Notes Pour histoire des Turcomans d’Asie Mineure au 12-le siecle”, Journal Asiatiuqe. 1951 ,no:4 s,339
8 Şıkar Metinleri (kendi çevirimden), varak 34,35

Giriş

Hz. Muhammet! Mustafa Peygamberliğe nail olmadan önce Anadolu’daki BizanslIların padişahlarına Kayser derlerdi. Nitekim Hindistan’da Ray dedikleri gibi... Rivayete göre o dönemki Kayser’in ismi Yusanus imiş, Kayseri’de sakindi. Diğer bir kardeşi de Larende’de sakindi, ismi Herak’di. Diğer bir kardeşi de Kostantinye’de9 sakin idi, ismi Fisandon idi. Ama ülkeyi Yusanus yönetirdi.

Acem şahı Nuşirevan vefat ettiğinde oğlu Hürmüz yerine geçti. Hürmüz, şah olur olmaz da halka zulüm etmeye başladı. Bunun üzerine bütün Acem beyleri toplanıp Hürmüz e savaş açtılar. Hürmüz’ün gözlerine mil çektiler. Oğlu Hüsrev ise Azerbaycan’daydı. Behram adında bir komutan yıllarca İran’da hüküm sürdü. Hürmüz bunun üzerine, oğlu Hüsrev i yanına çağırıp dedi ki: “Oğlum var git Bizans Kayseri’nden yardım iste. Yoksa Behrem’le başa çıkamazsm.”Hüsrev acilen yola çıkıp Antakya’ya gitti. Kayser’e halini anlattı. Kayser onu saygıyla karşılayıp, bir yıl kadar misafir etti.

.....




Fondation-Institut kurde de Paris © 2022
BIBLIOTHEQUE
Informations pratiques
Informations légales
PROJET
Historique
Partenaires
LISTE
Thèmes
Auteurs
Éditeurs
Langues
Revues