La bibliothèque numérique kurde (BNK)
Retour au resultats
Imprimer cette page

Bir Onur Kavgası: Cizre'den Strasbourg'a Yeşilyurt


Auteur : Hasip Kaplan
Éditeur : Belge Date & Lieu : 1996, İstanbul
Préface : Pages : 168
Traduction : ISBN : 975-344-114-2
Langue : TurcFormat : 135x190 mm
Code FIKP : Liv. Tur. Kap. Onu. N° 3849Thème : Général

Présentation
Table des Matières Introduction Identité PDF
Bir Onur Kavgası: Cizre'den Strasbourg'a Yeşilyurt

Bir Onur Kavgası: Cizre'den Strasbourg'a Yeşilyurt

Hasip Kaplan


Belge


Türkiye ve dünya kamuoyunda "dışkı yedirilme" davası olarak bilinen " Yeşilyurt Davası" çok konuşuldu, yankıları çok oldu. Hukuk tarihimize en ilginç davalardan biri olarak, silinemeyecek izler bıraktı.
Cizre'de başladı, Ankara'da sürdü, Strasbourg'ta son buldu. Ulusal üstü hukuk ve yargıya girerek dünyaya mal oldu.
Birçok köşe yazarı bu konuda yazılar yazdı. Politikacılar meydanlarda, Meclis kürsüsünde konuyu işlediler. Mizah dergilerinde, karikatürlere konu oldu, birçok kitapta yer aldı, gazetelerde dizi yapıldı, tiyatrosu yazıldı, oynandı.
Yeşilyurt Davasının başlangıcı neydi? Olay nasıl gelişti?
Olağanüstü Hal Bölge Valiliği, Asayiş Komutanlığı neler yaptı? Dönemin İçişleri Bakanı, Başbakanı, Cumhurbaşkanı, Bakanları, yetkilileri, insan hakları savunucuları neler söyledi? Tanıklar hangi korkuyu yaşadı? Sanık neden korktu? Bilinmeyen yanları nelerdi? Köylüler haklarını aramak isterken ne tür baskılarla karşılaştılar? Davanın avukatına, savcılara, hukukçulara yönelen tehditler nelerdi? Ne tür bir yargılama yapıldı, nasıl bir karar verildi?
Strasbourg'a neden gidildi, orada neler oldu? Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'nda etkileri neydi? Devletin yaklaşımı ne oldu, suçlu korunmak istendi mi? Halkın tepkisi ne oldu? Hukuki, politik yansımalar, yanlar nelerdi? Önümüzdeki yıllarda da konuşulacak, şimdiden üniversitelerde okutulan bu dava; haksızlığın, adaletsizliğin ve hak aramanın simgesi olarak, tüm gerçekliği ile bilinmek zorundaydı. Geçmişi unutmamak, geleceği daha iyi oluşturabilmek için Yeşilyurt olayını, yankılarını, bilinen bilinmeyen yönlerini derlemek, belgelemek gerekiyordu. Bu kitap Türkiye'de adil bir ortam ve barışa katkı sunacaksa, amacına ulaşmış sayılacaktır."


Hasip Kaplan, 1954 Şımak - İdil doğumlu. Evli iki çocuklu. İstanbul Hukuk Fakültesi mezunu, avukat. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde DİSK, Barış Derneği, TÖB-DER, Yeşilyurt, İzlandalı Kadın, DEP gibi birçok davada avukatlık yaptı. Avrupa Avukatlar Birliği Üyesi. Avukat-yazar Kaplan'ın "İstanbul'dan Botan'a Olağanüstü Bölge Notları" isimli bir kitabı "Sel Yayınlarınca" yayımlandı.



GİRİŞ

Türkiye ve dünya kamuoyunda "dışkı yedirilme" davası olarak bilinen "Yeşilyurt Davası" çok konuşuldu, yankıları çok oldu. Hukuk tarihimize en ilginç davalardan biri olarak, silinemeyecek izler bıraktı.
Cizre'de başladı, Ankara'da sürdü, Strasbourg'ta son buldu. Ulusalüstü hukuk ve yargıya girerek dünyaya mal oldu.

Birçok köşe yazarı bu konuda yazılar yazdı. Politacılar meydanlarda, Meclis kürsüsünde konuyu işlediler. Mizah dergilerinde, karikatürlere konu oldu, birçok kitapta yer aldı, gazetelerde dizi yapıldı, tiyatrosu yazıldı, oynandı.
Yeşilyurt Davasının başlangıcı neydi? Olay nasıl gelişti?
Olağanüstü Hal Bölge Valiliği, Asayiş Komutanlığı neler yaptı? Dönemin İçişleri Bakanı,

Başbakanı, Cumhurbaşkanı, Bakanları, yetkilileri, insan hakları savunucuları neler söyledi? Tanıklar hangi korkuyu yaşadı? Sanık neden korktu?
Bilinmeyen yanları nelerdi? Köylüler haklarını aramak isterken ne tür baskılarla karşılaştılar? Davanın avukatına, savcılara, hukukçulara yönelen tehditler nelerdi? Ne tür bir yargılama yapıldı, nasıl bir karar verildi?

Strasbourg'a neden gidildi, orada neler oldu? Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'nda etkileri neydi? Devletin yaklaşımı ne oldu, suçlu korunmak istendi mi? Halkın tepkisi ne oldu? Hukuki, politik yansımalar, yanlar nelerdi?
Aynı günlerde, Amerika'da zenci döven polislerin aklanması sonucu, zencilerin sokağa dökülmesi, San Fransisko'da yaşanan olaylar bizi de etkiledi mi? 4 Mayıs 1992 tarihine kadar süren olaylarda zenciler bir belgiyi haykırıyordu:

"Adaletin olmadığı yerde barış olmaz."
Cizre'de adalet var mıydı?
Binlerce kitle gösterileri, izinsiz yürüyüşler, kanlı Newrozlar... insan haklan ihlalleri, faili meçhul cinayetler, nasıl gelişiyordu?
Yeşilyurt Davasında başından sonuna kadar vardım.

Önümüzdeki yıllarda da konuşulacak, şimdiden üniversitelerde okutulan bu dava; haksızlığın, adaletsizliğin ve hak aramanın simgesi olarak, tüm gerçekliği ile bilinmek zorundaydı.
Sorumluluk bize düşüyordu.

Geçmişi unutmamak, geleceği daha iyi oluşturabilmek için Yeşilyurt olayını, yankılarını, bilinen bilinmeyen yönlerini derlemek, belgelemek gerekiyordu. Bu kitap Türkiye'de adil bir ortam ve barışa katkı sunacaksa, amacına ulaşmış sayılacaktır.
Saygılarımla.

Av. Hasip Kaplan



16 Ocak 1989. Saat 12.00 sıralan. Şırnak'ın İdil ilçesindeki yazıhanemdeyim. Soğuk bir kış günü olmasına rağmen yazıhane oldukça kalabalık. Köylerden gelenler, mahkemesi olanlar, dostlar, kömür sobasının başında çaylarını içiyorlar. İlçede tek avukat benim.

Cizre ilçesi Yeşilyurt (eski ismi Cinibir) köyü muhtarı, Ab-durrahman Müştak'ın kardeşi Bezar telaşlı bir şekilde içeri giriyor. Hiçbir şey anlatmadan, heyecanlı bir şekilde:
Avukat bey kalk... çok acele... hemen Cizre'ye gidelim. Olanları size yolda anlatırım..." diyor.
1989 yılının Ocak ayında Cizre'de çok önemli olaylar yaşanıyor. îki sivil polis memuru öldürülmüş, korkunç bir gözaltı ve işkence yaşanmıştı. İşkence aleni olarak yapılıyordu.

Gözaltında yaralananlar masum oldukları anlaşılınca bir sokağa bırakılarak salıverilmiş oluyordu. Tedirginlik, korku, ne yapacağını bilememe, belirsizlik, güvensizlik almış başını gidiyor.
Gözaltında ikiyüzü aşkın kişinin bulunduğunu öğrenmiştik. İçlerinde Yeşilyurt köylüleri yoktu. Bezar'ın telaşlı gelişi önemli bir olayın olduğunu gösteriyordu. Durumu telefonla bildirmek, çağırmak mümkün olmasına rağmen, işi sağlama almak ve beni mutlaka Cizre'ye götürmek için bizzat kendisi gelmişti.

Yazıhanenin önünde bekleyen otomobilime biniyorum. Yanımda yeğenim Bezar, çamurlu, bozuk Cizre yolunu tutuyoruz. Yağmur çiseliyor. Tepelerde karlar, Saklan deresi sulan taşmış, boz bulanık akıyor. Jandarma köprüsüne vanyoruz. Bezar olanları anlatıyor:
.....

 




Fondation-Institut kurde de Paris © 2021
BIBLIOTHEQUE
Informations pratiques
Informations légales
PROJET
Historique
Partenaires
LISTE
Thèmes
Auteurs
Éditeurs
Langues
Revues