La bibliothèque numérique kurde (BNK)
Retour au resultats
Imprimer cette page

Kürtler


Auteur : David McDowall
Éditeur : Avesta Date & Lieu : 2000, İstanbul
Préface : Alan Phillips Pages : 136
Traduction : Zeri İnanç ISBN : 975-7112-66-6
Langue : TurcFormat : 130x190 mm
Thème : Histoire

Présentation
Table des Matières Introduction Identité PDF
Kürtler

Versions

Kürtler

Kürtler, 30 milyonu aşkın nüfuslarıyla Ortadoğu'nun en eski ve yerleşik halklarından biridir. İran, Irak, Suriye ve Türkiye arasında bölünmüş olan Kürtler, bir devlete sahip olmayan en büyük etnik topluluğu oluşturmaktadırlar. Kürt ülkesini bölen ülkelerin Kürtlerle ilgili politikası, uluslararası alanda kabul edilmiş insan hakları standartlarına aykırıdır. Yazdıklarıyla uluslararası kurum ve kuruluşların ilgisini Kürtler üzerine çeken David McDowall'ın Uluslararası Azınlık Hakları Grubu için hazırladığı kitapta, Kürtlerle ilgili sorunlar ana hatlarıyla ortaya konuyor ve Birleşmiş Milletler'e Kürt halkının durumunun iyileştirilmesi için bazı "tavsiyeler"de bulunuluyor. Bir başvuru kaynağı olma özelliği taşıyan bu çalışma, Batı'nın Kürt sorununu nasıl algıladığı konusunda da ipuçları veriyor.


ÖNSÖZ

Kürt sorunu son yıllarda giderek artan bir şekilde, önemli bir sorun haline gelmiştir. Bu, Azınlık Hakları Grubunun (Minority Rights Group-MRG) 1975'te Kürtlerle ilgili yayın yapmaya başlamasından bugüne, önemli değişimler olduğuna işaret etmektedir. Nüfusu 26 milyon olarak tahmin edilen Kürtlerin 18 milyonu Türkiye ile Irak'ta yaşamaktadır ve Kürt sorunu her iki ülke için de, devlet bütünlüğünün temel sorunu haline gelmiştir. Kürt nüfusun önemli bir bölümü de İran, Suriye, eski Sovyetler Birliği ülkeleri ve Avrupa'da yaşamaktadır. Bu raporda ayrıntılı olarak ele alındığı üzere, Kürtlerle ilgili insan haklarına hiçbir yerde tam olarak saygı gösterilmemektedir.

Kürtler şimdi tarihlerinin çok kritik bir kavşağındalar. MRG, bu nedenle raporun bu yeni basımını gerçekleştirmiştir. Bu raporun Kürtlerle ilgili sorunları ana hatlarıyla ortaya koyan anlaşılır bir bilgi ve Kürdistan'la ilgili çalışmalar yürüten kurum ve kuruluşlar için bir başvuru kaynağı oluşturacağını umuyoruz. Kürtler Ortadoğu'daki en büyük etnik azınlıktır ve bölge hükümetlerinin onlara yönelik tutum ve davranışları, uluslararası alanda kabul edilmiş insan hakları standartlarına aykırıdır. Bu rapor, Kürtlerle ilgili çalışmalarıyla tanınmış bir otorite olan David McDowall tarafından kaleme alınmıştır. McDowall'ın MRG için hazırladığı Kürtlerle ilgili önceki raporları, Kürtlerin insan hakları ve bireysel davalarıyla ilgili olarak ulusal ve uluslararası mahkemelerde büyük ölçüde kullanım alanı bulmuştur.

Bu yeni raporda açıkça ortaya konduğu üzere Türkiye, Kürtlere ilişkin tutumunda uluslararası hukuk kurallarına uymamaya devam etmekte, buna rağmen ABD hükümetinin desteğiyle bölge üzerindeki etkinliğini giderek artırmaktadır. Türkiye, 1996 yılının Ocak ayında, Avrupa Gümrük Birliği üyeliğine kabul edilmesinin ardından, kötü insan hakları siciline rağmen, AB'ye tam üyelik çabaları içerisindedir. 1985'ten beri Türkiye'nin Güneydoğu Bölgesi'nde 2500-3000 köy yıkılmış, yaklaşık 2 milyon insan evlerini terk etmek zorunda kalarak, Diyarbakır, İstanbul ve Batı sahil kentlerinin gecekondu mahallelerine göç etmek zorunda kalmıştır.

MRG'nin 1992'de Kürt sorunu hakkında yayımlamış olduğu son rapordan bugüne, Kürt sorunu üzerine, raporun bu yeni baskısında da yer alan zengin ve yeni bilgiler yayınlanmıştır. Kuzey Irak'ta Kürtler için bir "güvenli bölge" oluşturulmasıyla, insan hakları kuruluşlarının Kürt bölgelerine geçişleri giderek kolaylaşmıştır. Eski Sovyetler Birliği ülkelerinde de Kürtlerle ilgili yeni bilgiler ortaya çıkmıştır.

Yaklaşık 26 milyon nüfusuyla Kürt halkının, kendine ait bir devlet içinde, self-determinasyon hakkının olduğu iddia edilebilir. Teorik olarak böyle bir hak inkar edilemez. Bununla birlikte, pragmatik bir yaklaşımla ele alındığında BM'nin ya da Kürtlerin içinde yaşadığı devletlerin böyle bir seçeneği dikkate alması hayli uzak bir ihtimaldir. BM ve bu ülkeler, hem coğrafi hem de politik nedenlerle böyle bir durumun sürekli istikrarsızlık potansiyelini bir hayli artıracağını ileri süreceklerdir.

Açıkça anlaşılabileceği gibi, İran, Irak, Türkiye ve Suriye hükümetleri, Kürtlerin siyasi özlemleri noktasında oldukça tedirgindirler. Ama uygulanagelen baskı politikaları da çözüm getirmemektedir. Örneğin, Türkiye'de soruna bu türden bir çözüm arayışı açıkça, semptomu (PKK başkaldırısı) asıl sorunun (Kürtlerin temel haklarının devlet tarafından amansızca inkarı) yerine koymaktadır. Semptomun bastırılması, her iki taraftan gelen insan hakları ihlallerini sarmal bir biçimde artırarak sorunu derinleştirmekıedir. Gelecek, Türkiye'de herkes için gittikçe endişe verici bir hal almaktadır.

İngiliz, Fransız ve ABD jetleriyle, Kuzey Irak'ta bir "uçuşa yasak bölge" oluşturulmuştur. Eğer müttefik ülkeler geri çekilir ve Irak güçleri Kuzey Irak'a yeniden girecek olursa, belki de yüz binlerce sivil, bölgeyi terk etmeye zorlanacaktır. Kürtler dört bir yandan sıkıştırılıp marjinalleşme ile yüz yüze bırakılan bir azınlıktır.

Türkiye, Avrupa Konseyi'nin bir üyesi olarak, kendi iç, hukukunun da bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne imza koymuş bir ülkedir. Türkiye'de, ifade özgürlüğünün, basın özgürlüğünün ve örgütlenme özgürlüğünün olmayışı, yaygın ve keyfi tutuklamalar, işkence, güvenlik güçlerince yapılan yargısız infazlar, zalimce ve topyekün köy boşaltma uygulamaları ve insanların köy korumu güçlerine katılmaya zorlanmaları, bunların tümü, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni ihlal etmektedir. Bu Sözleşmeye imza koymuş diğer ülkeler, Sözleşmenin 24. maddesi gereğince Türkiye'yi edimlerinden dolayı Strasbourg'taki Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'nda hesap vermeye zorlama imkanına sahiptirler. Bunu yapmaları için bu raporda ve diğer kuruluşların çalışmalarında yeterince ayrıntılı kanıt mevcuttur.

Bu raporun sonundaki tavsiyelerde açıkça belirtildiği gibi, Avrupa devletleri Türkiye konusunda kararlı davranmalıdırlar. Uluslararası kamuoyu ve özellikle BM, Kürtlerin azınlık olduğu diğer ülkelerde onların insan haklarının korunmasını güvenceye alacak şekilde davranmalıdır. Yakın tarih bize, uluslararası kamuoyunun bu hakları korumakta zaafa düştüğü zamanlarda ortaya çıkan trajediyi göstermiştir.

Alan Phillips
Uluslararası Azınlık Hakları Grubu Direktörü
Kasım 1996




Fondation-Institut kurde de Paris © 2020
BIBLIOTHEQUE
Informations pratiques
Informations légales
PROJET
Historique
Partenaires
LISTE
Thèmes
Auteurs
Éditeurs
Langues
Revues