La bibliothèque numérique kurde (BNK)
Retour au resultats
Imprimer cette page

Kürtçe Grameri


Auteurs : Multimedia |
Éditeur : Doz Date & Lieu : 1992, İstanbul
Préface : MultimediaPages : 396
Traduction : ISBN :
Langue : Turc, KurdeFormat : 130x195 mm
Code FIKP : Liv. Tr. 1799Thème : Linguistique

Présentation
Table des Matières Introduction Identité PDF
Kürtçe Grameri


Kürtçe Grameri

Giriş

İran dilleri grubuna giren Kürt dili (Kurdî) başlıca iki lehçeye ayrılır Kurmancî ve Soranî. Bunların her biri de birçok yerel ağızlar içerir. Bazen kuzey lehçesi adıyla da anılan Kurmancî Türkiye, Suriye ve Kafkasya'nın Kürt bölgelerinde konuşulduğu gibi İran ve Irak Kürdistan'ının kuzey bölümlerinde de konuşulur. Baba Kurdî de denilen Soranî lehçesi Kürdistan'ın güneydoğusunda, yani Süleymaniye bölgesinde konuşulur. Bu özet dil haritasını tamamlamak için Dersim'de ve Siverek bölgesinde konuşulan Dumilî ya da Zaza lehçesi ile İran'da Kermanşah yöresinde Ehli Hak'larca konuşulan ve giderek ortadan kalkmakta olan Goranî lehçesinden de söz etmek yerinde olur.

Şimdi kamuya sunduğuınuz Kürt grameri, günümüzde normal olarak hem konuşma dilinde, hem yazı dilinde kullanılan Kurmancî lehçesine dayanmaktadır.

Bu kitap, aslında, 1951'de ölen merhum Emîr Celadet Bedirxan'ın yirmi yılı aşkın bir süre giriştiği çabaların bir sonucudur. Eski Botan beylerinin soyundan gelen Emîr, Birinci Dünya Savaşından hemen sonra Kürt milliyetçiliginin uyanmasında üstün bir rol oynadı; aynı zamanda; bu hareketle birlikte başlayan Kürt kültür rönesansının düşünürlerinden biri oldu. O zamana kadar ancak eksikli-gedikli araştırılmış olan bir dilin kurallarını ortaya çıkarıp düzene bağlamak şerefi onundur.

Kurmancî lehçesini konuşan Kürtlerin büyük çoğunluğunun yaşadığı Türkiye'de Mustafa Kemal Atatürk'ün yaptığı reformdan esinlenen Celadet Beyin ilk işi latin harflerine dayanan bir alfabe yaratmak oldu. Kürtçenin fonetiği (bk. bu kitabın Birinci Bölüm'ü) hakkında giriştiği, yıllar süren çabalar sonucunda, Türklerin uluslararası uzmanlardan da yararlanarak düzenleyip kabul ettikleri sisteme çok yakın bir sistem ortaya koydu. Yaratılan bu okuma yazma aracının Kürtçeyi okuyup yazmaya çok uygun olduğu, hatta hiç okuma yazması olmayanlarca bile kolayca kavranabildiği hemen anlaşıldı.

Bu alfabe, Emîr'in Şam'da önce Arap ve Latin harfleriyle (1-23. sayılar, Mayıs 1932-Temınuz 1933), sonra yalnız latin harfleriyle (24-57. sayılar, Nisan 1934-Ağustos 1943) yayımladığı Kürtçe Hawar dergisinde denendi. Sonra, başlangıçta Hawar'ın renkli eki olan Ronahî dergisi (Nisan 1943-Eylül 1944) gibi, Suriye'de basılmakta olan başka peryodiklerde ve yapıtlarda kulanıldı …


ÖNSÖZ

Kürtçe Orta Doğu ve Yakın Asya'nın Arapça, Türkçe ve Farsça'dan sonra en çok konuşulan dilidir. Geniş Hint-Avrupa dilleri ailesinin İran grubuna girer ve bu grubun tarihi kökenlerinden en az uzaklaşmış, özgünlüğünü en iyi koruyabilmiş dillerinden biridir. Yapı olarak Ural-Altay dil ailesine giren Türkçe ve bir Sami dil olan Arapça'dan çok farklıdır. Ama hem gramer hem de bazı temel sözcükler açısından gerek Avestî ye Sanskrit gibi ekli diller, gerek Fransızca, İngilizce, Rusça ye Almanca gibi çağdaş Ayrupa dilleri ile önemli benzerlikler arz eder. Aynı kökten gelen Kürtçe ile Farsça arasındaki benzerlik ve farklılıklar ise Latince'den türeyen Fransızca, italyanca ve İspanyolca arasındaki ayrılıklarla karşılaştırılabilir Bir kısım sözcükler aynı eski İranca kökenden gelip, zamanla değişik bir evrim sonucu bugün iki dilde tamamen farklı telafuz edilmektedir. Her iki dilin ayrıca tamamen kendilerine özgü zengin kelime hazineleri, morfoloji, fonoloji ve gramer kuralları vardır. Örneğin Kürtçe'de önemli bir rol oynayan adların, Fransızcada olduğu gibi eril ye dişil olarak cinslere göre ayrımı olayı Farsça'da yoktur.

Kürtçe ne X-XI. yüzyılda Kürdistan'ın çeşitli bölgelerinde kurulan Şedadî, Hesenwehîd ve Mervanî Kürt devletleri döneminde, ne de daha sonra İslam aleminin büyük bir bölümünü içeren Kürt Sultanı Selahaddin Eyyubi'nin oluşturduğu imparatorluk döneminde resmi devlet dili statüsüne kayuşmamış, müslüman halkların ortak kültür ve iletişim dili olan Arapça'nın yerini geçici de olsa alamamıştır. Bilindiği gibi aynı dönemlerde, benzer dinsel nedenlerden dolayı, Avrupa devletlerinin de resmi yazışma ve iletişim dilleri kilise dili Latince idi. Buna rağmen, Kürtçe'de zengin bir sözlü ve yazılı edebiyat gelişebilmiş, düşün yaşamının başlıca dallarında (felsefe, ilahiyat, tıp, tarih, edebiyat, müzik vs.) bu dilde ürünler verilmiştir. İbn-el Esir, İbn-el Ezraq, İdris Bidlisi, Nefî, Nabî gibi egemen dillerde yazan Kürt düşünürlerin yanı sıra, özerk Kürt devlet ve beyliklerinin himayesiyle Kürtçe yazan, Kürtçeyi yücelten ve Kürtlüğüyle öğünen şair, yazar ve düşünürler de olmuştur. Örneğin divanı bugün de halk arasında büyük bir hayranlıkla okunan XV. yüzyılın büyük Kürt şairi Melayê Cizîrî

Gulê baxê îremê Botan im
Şebçraxê şevên Kurdîstan im"
(Botan cermet bahçelerinin gülüyüm Kürdistan gecelerinin meşalesiyim)

diye övünürken, Kürt ulusal destanı Mem û Zîn'in yazarı, Kürt milliyetçiliğinin ilk düşünürü XVII. yüzyıl Kürt şair ve filozofu Ehmedê Xanî Kürt diline olan tutkusunu şu sözcüklerle ifade etmiştir :

Ev meyve eger ne abîdar e
Kurmancî ye ew qeder li kar e
(Botan cennet bahçelerinin gülüyüm Kürdistan gecelerinin meşalesiyim)

1898'de Kahire'de Kürdistan dergisinin yayınıyla birlikte artık bir basım dili de olan Kürtçe 1920'lere kadar Kürt elitlerinin giderek daha yoğun bir şekilde kullandıkları bir yazım dili yönünde geliştiyse de, bu gelişme Kürdistan'ın bölgede yeni oluşan deyletler arasında bölüşümü ve bu devletlerden bazılarında, özellikle Türkiye'de, bağnaz bir milliyetçi ideolojinin yerleşmesi sonucu şiddetle durdurulmaya çalışıldı. Siyasal gelişmeler o dönemin Kürt elitlerini ya suskunluğa ya da sürgüne mahkum etti. Bu yeni ve çok güç koşullarda da Kürtçe kırlık kesimlerde halkın anadiline bağlılığı ve sürgündeki aydınların, özellikle son bağımsız Kürt hükümdarı Bedir Han Bey'in torunları Celadet ve Kamuran Bedir Han'ların Suriye'de sürdürdükleri çabalar sonucu varlığını ye yazım alanındaki gelişimini bir ölçüde sürdürebildi. İngiliz mandası. altında oluşan Irak devletinde de Kürtlere kültürel haklar tanınması, Kürtçe'nin okullarda okutulması, bu ülkede önemli bir kültür hayatının gelişmesini sağladı. Ancak bu gelişme, Ankara'nın diplomatik girişimleri sonucu, Türkiye Kürtlerince anlaşılması biraz zor olan Soranice lehçesinde ve Arap harfleriyle oldu.

Elinizdeki Kürtçe Grameri İran'ın Urmiye kentinden Akdeniz kıyılarındaki Kürt Dağı, Erzurum'dan İrak'ın Amediye ve Suriye'nin Kamışlı kentlerine kadar Kürdistan'ın yaklaşık üçte ikisine yakın bir bölümünde ve Orta Asya, Horasan, Kafkasya ve Afganistan Kürtlerinin de konuştukları Kurmancî lehçesini esas almaktadır. Bu kitap Kürt kültürel rönesansının düşünürlerinden, latin alfabesini Kürtçeye adapte edip bu alfabeyle dergi ve kitaplar yayınlamış olan yazar ve dilbilimci Celadet Alî Bedirxan ile tanınmış Fransız şarkiyatçısı ve diplomatı Roger Lescot'nun uzun çalışma ve araştırmalarının ürünüdür.

Bu yapıt, kuşkusuz ilk Kürtçe grameri değildir. 1787'de İtalyan şarkiyatçı Maurizio Garzoni'nin yayınladığı Grammatica e Vocabolaria della Lingua Kurda eserinden bu yana gerek Fransizca, İngilizce, Almanca, Rusça gibi başlıca Ayrupa dillerinde, gerekse Kürtçe, Arapça, Farsça, Ermenice ye daha küçük bir ölçüde de Türkçe birçok gramer ve sözlük yayınlanmıştır. Ekteki bibliyografyada bunların başlıcaları zikredilmiş, ayrıca en önemlilerinin kapaklarının fac-simileleri okuyucuların bilgileri için kitabın sonuna eklenmiştir.

Bütün bu çalışmaların orijinali 1970'de Paris'te Librairie d' Amerique et d'Orient yayınevi tarafından Fransa Ulusal Bilimler Araştırma Merkezinin (CNRS) katkısıyla Grammaıre Kurde (Dialecte Kurmandji) başlığıyla yayınlanan bu yapıtı bilimsel değerinden ötürü seçip Türkçe'ye çevirdik. Bu gramer günlük yaşamda konuştukları ana dillerinin kurallarını daha iyi öğrenmek isteyen Türkiye Kürtlerine ve Kürtçeyi öğrenmek isteyen tüm Türkiyelilere yardımcı olma amacını gütmektedir.

Kendal Nezan


Yayınevinin notu

"Vî zemanî herkesek mê'marê dîwarê xwe ye."
Ehmedê Xanî

Varlık yokluk çizgisinde boğuşan Kürtler, son gelişmelerle birlikte yok olmayacaklarını gösterdiler. Şimdi sorun, varolma-yokoluş ekseninden çıkmış, daha güçlü ve daha güzel sürdürme yoluna girmiştir. Bu yeni süreçle birlikte, Kürtler ikinci bir "rönesans" yaşamaya başlamış bulunuyor.

Her gün daha çok sayıda insanımız, yüzyıllardır kendi yolunda yürüyen "inat kervanı"na katılıyor. Elimizdeki insan malzemesi, varolmamız gereken alanların pekçoğuna yetecek düzeylere ve sayılara varıyor. Geçmişte gerekliliğini görüp çalışamadığımız alanlar için insanlara ve eksikliğini görüp gerçekleştiremediğimiz hedefler için fırsatlara ve zamana sahibiz artık. Her geçen gün ufkumuz daha bir genişliyor.

Durup düşünmek, olayların nesnesi olmaktan çıkıp öznesi olmak yolunda sistemli değerlendirmeler yapmak artık bizde de toplumsal bir özellik olarak yerleşiyor. Çok yönlü direnişlerle birleşip, onlarla birlikte yakalanan bu düzeydir ki, bizi dünyada eşine rastlanmadık bir yasağı, dil yasağını, aşmaya vardırdı. Asimilasyon süreci zaten tersine dönmüştü, ama bu kez asimilasyondan sıyrılan kimliğin onarılması ve geliştirilmesi gerekiyor. Bu arada, bu kimliğin harcı olan dili de en hızlı ve en titiz bir biçimde modern anlamda diriltmek, onsuz girdiğimiz alanlara onu da taşımak gerekiyor. Kürtçesiz bir Kürt, albino'dur; Kürtçe konuşup, Kürtçe yaşayarak, Kürtçe ile üreterek ancak kendimize ve ürettiğimiz sonuçlara renk ve biçim verebiliriz. Kürtçe ile sözcük ve kavram olmuş, duygu ve düşünce olmuş, bugüne kadar taşınabilip içimize yerleşmiş olan özümüzü de yine ancak bu yolla yakalayabilir, bozulmadan koruyabiliriz. Aksi takdirde yabancı diller aracılığıyla duyup, okuyup, düşünüp öğrendiğimiz ve sonra yine yabancı diller vasıtasıyla kullanmaya çalıştığımız bilgiler; kurmaya ve yaşamaya çalıştığımız ilişkiler, üretmeye çalıştığımız sonuçlar, yabanacı kalacaktır. Bizi kendimize ve birbirimize yabancılaştırmaya devam edecektir. Yapılan edebiyat hangi dille yapılmışsa o dilin; üretilen politik düşünce zaten iyi bilmediği yabancı bir dil olduğu için kendi insanımızdan çok o dille konuşan insanların olacak; ülkemizin herbir parçasında yaşayanlarımızın düşünceleri, ayrı ayrı dillerde ifade edildikleri için bölük pörçük kalacak, bir türlü entegre bir iletişim ağına sahip olamayacağızdır. Başka bir Kürt ile yabancı bir dille anlaşmak zorunda olma utancını üzerimizden atamayacağızdır. Kürtçe yaşamak varken, çeviri yaşamlar sürmek sıkıntısını çekeceğizdir.

Şarklı insan, soyutlamaktan hoşlanmayan insandır. Benzeşen yanlardan yararlanıp, anlatmak istenen daha kesin çizgilerle belirlenmiş kurgu veya örneklere vurularak anlatılır. Düşünme alışkanlığı anlamında olumsuzluklar içermesine rağmen, bazen bu yolla, anlatılmak istenen daha çarpıcı bir üsluba bürünür. Biz de burada, her halkı kendine özgü bir örgüye sahip kapalı bir elektrik devreye benzetirsek; devrede yeralan her eleman o halkın kurum ve değerlerine, elemanlar arasındaki bağlantılar da onları birbirine bağlayan dile tekabül eder. Hayatın ihtiyaç duyurduğu işlevleri yerine getirmek için ve bu devrenin kullanım dışı kalmaması için daha çok çeşitlilikte elemanlara sahip olunması gerekiyor. Bütün bunların birlik ve uyum içinde çalışması için de o denli entegrasyonu sağlayacak kompleks bir bağlantı ağına sahip olunmalıdır. Bu şekilde çok yönlü işlevler yerine getirilebileği gibi, dışarıdan uygulancak şok akımlar karşısında dağılmamak için gerekli direnç de ancak böyle yaratılabilir.

Bu gün geldiğimiz aşamada, dünya çapındaki toplumsal örgütlülüğümüzü çeşitlilik anlamında çoğaltmalı ve nitelik olarak iyileştirmeliyiz. Bu bütün Kürtler çapında olmalıdır. Defalarca gördük ki, bir Kürde yine sadece bir Kürt sahip çıkıyor. Yalnız, bunu yapmanın yolu dil birliğinden geçiyor. Halk içinde bu dil birliğini sağlamak, en kalıcı bir organizasyonun üstesinden gelebileceği bir hedef, ama yazı dili birliğine ermek bütün zorluklarına rağmen işten bile değil. Çünkü Kürt dili, içine girildikçe, şaşırtacak düzeydeki; gelişkinliğini ve zenginliğini gösteriyor. Bizimle benzer süreçleri yaşayan halkların geçmişte bu alanda izlemek durumunda kaldıkları süreç bizim için örnek olarak alınamaz. İçinde yaşadığımız koşullar buna izin vermiyor, çağımızın eriştiği iletişim olanakları ise dili, yazı dili olarak yeniden örüp işleyecek olanlara yardımcı olacak düzeydedir. Bu çağın hızına ayak uydurmamak,pêşinen yok olmayı kabul etmek demektir.

Peki, bu görev kimin omuzlarındadır? Bu görev, okuduğu satırlardaki düşünceleri. paylaşan .ve kendi diliyle çağdaş yaşama katılmak isteyen, kısaca bugün kendini yaşamak isteyip de içinde kocaman bir boşluk hisseden hemen herkesin bir biçimde omuzlarındadır. Ama dil gibi hassas bir nesneye, saptırmadan biçim kazandırmak bilimsel titizlik ister. Yaşayan dili derleyip belgelendirmek gibi yaygın olarak pek çok kimsenin katılabileceği çabaların yanında, başıboşluğa yer bırakmamak için zaman içinde bir dil akademisi oluşturmak ve dilbilginlerimizin çalışmalarını merkezileştirerek bir potada buluşmalarını sağlamak gerekiyor. Şimdiye kadar, Kürt dili, belli bir akademik formasyona sahip olan Kürt dilcilerinin eline tam anlamıyla girmiş değil. Oysa, bu tür işlerin altından kalkmak, mutlaka ve mutlaka belli bir akademik formasyona sahip olmakla mümkün. Bu nedenle filoloji dalında okuyan Kürt gençlerinin kendilerini bu iş için doğal bir aday olarak görmeleri ve bu işle uğraşmak isteyenlerin filoloji eğitimi yapmaları gerekiyor.

Bu arada, bu kitabı okuyacak Türk kardeşlerimize de seslenmek istiyoruz. Siz de bu güzel dili seveceksiniz. Bu güzelim varlığa kıyılmasına izin vermeyin. Çirkefliklerle dolu insanlık tarihi, en küçük bir güzelliğini bile yitirmeye gelmez. Şimdiye kadar olanlar bizi ezdi, neredeyse insanlıktan çıkardı, ama bunun yanında başkaları tarafından sizin hesabınıza koca bir ayıp olarak da yazıldı Size uzanan kardeşçe eli itmeyin. Dili olmayanla dertleşilmez, dertleşilmeyince de birbirinin halinden anlayıp kardeşçe "bir"olunınaz.

Elinizdeki kitap, hazırlandığı zamandaki koşullar gözününe alındığında, insanı şaşırtacak ve sevindirecek kadar kaliteli bir eser. Hazırlayanların taşıdıgı kaygılar nedeniyle hem bir gramer kitabı, hem iyi bir araştırma örneği ve hem de gerek dili ve gerekse sadece yazı dilini öğrenmek isteyenlere yarar sağlayabilecek denli birden çok niteliği bir arada taşıyan bir çalışma. Kitabın Türkçe'ye çevrilmesiyle de, Türk dilbilgisi ile tanışıklığı olan Kürtlere ve Türklere daha kolay öğrenme olanağı sağlanıyor.

Okurlarımıza duyduğumuz saygıdan ötürü elimizden geldiğince kitabı hatasız çıkarmaya çalıştık. Ama buna rağmen, hatalara rastlarsanız, Türkiye gibi vasıflı iş çıkarmanın çok zor olduğu bir yeryüzü parçasındaki olumsuzluklardan kaynaklandığını bilmenizi isteriz.
Saygılarımızla...

DOZ




Fondation-Institut kurde de Paris © 2022
BIBLIOTHEQUE
Informations pratiques
Informations légales
PROJET
Historique
Partenaires
LISTE
Thèmes
Auteurs
Éditeurs
Langues
Revues