La bibliothèque numérique kurde (BNK)
Retour au resultats
Imprimer cette page

İnsan Kültür ve Uygarlık


Auteur : Gürdal Aksoy
Éditeur : Avesta Date & Lieu : 1996, İstanbul
Préface : Pages : 152
Traduction : ISBN : 975-7112-10-0
Langue : TurcFormat : 115x195 mm
Code FIKP : Liv. Tr.Thème : Politique

Présentation
Table des Matières Introduction Identité PDF
İnsan Kültür ve Uygarlık

İnsan kültür ve uygarlık

Gürdal Aksoy


İnsan nedir ve kimdir? Hangi sayede ve nasıl insan olmuştur? Toplumsal ya da siyasal bir hayvan mıdır; yoksa, düşünen ya da konuşan bir hayvan mı? Acaba insanlığın temelinde emeği gören Marksist paradigma ne ölçüde doğrudur? Dahası, toplum - topluluk, toplumsal ilişki - toplumsal kurum, savaş - siyaset, düşünce - dil, emek - çalışma, güçlü - zayıf gibi birbirleriyle ilişkili kavramlar ve olgular, insanlık tarihindeki yerlerine nasıl oturtulabilir?

Bu çalışma, sosyal antropolojinin bu gibi temel sorunlarına yanıt bulabilme yolunda bir giriş niteliği taşımaktadır. Kitapta ayrıca, kültür ve uygarlık kavramları ele alınmakta, bu kavramları ifade eden sözcüklerin etimolojik kökenlerine ve ideolojik anlam kaymalarına değinilmektedir. Aynı bağlamda, şu sorulara da yanıt aranıyor: Kültür, yalnızca bir üretim etkinliği midir? Marks ve Engels'in ortaya koydukları gibi uygarlığı, kır - kent diyalektiği bağlamında değerlendirmek mümkün müdür? Siyaset ve uygarlık, sanıldığının aksine, devletin ortaya çıktığı toplumsal aşamadan önce mi başlamıştır?

Bu kitapta, insanla başlayan ve insanla devam eden koskoca bir serüvenin yalnızca küçük bir öyküsünü bulacaksınız. Yalnızca kendi öykünüzü....


Gürdal Aksoy, 1968, Bingöl doğumlu. Yazın dünyasına 1990 yılında adım attı. 1993-95 yılları arasında, sırasıyla Özgür Gündem, Özgür Ülke ve Yeni Politika gazetelerinde yazdı. Aksoy'un yayımlanmış çalışmaları:

- Kürt dili ve söylenceleri üzerine incelemeler 1
, Öteki yayınevi, 1991.
- Hieros gamos, Tanrı baba üzerine notlar, Zagros yayınevi, 1993.
- Tarihi yazılmayan halk Kürtler, Avesta yayınları, 1996.

Aksoy'un Kürt dili ve söylenceleri üzerine incelemeler 1 ve Kürt, tarih yazımı konusunda ciddi tartışmalar yaratan Tarihi yazılmayan halk Kürtler adlı çalışmalarının yeni baskıları yayına hazırlanıyor. Yazar, son olarak Aşkın sonu mu? Aşkın yarım kalan tarihi üzerine düşünceler adlı kitabı üzerine çalışıyor.



GİRİŞ

Denilebilir ki insanların bu dünyada en temel noktalarıyla sorgulaması gereken kavramlardan biri, belki de ilki, insan kavramıdır. Çünkü, kilit nokta burası: İnsanın doğa ve toplum karşısındaki kimlik arayışı buradan başlayıp, duruma göre, onu farklı dünya görüşlerine ve yaşam biçimlerine kadar götürebilmektedir. Öyle olunca, bizim burada öncelikle yapacağımız şey, kimlik arayışında çalınacak ilk kapı olan insanın ne olduğu sorusuna tatminkâr bir yanıt aramak ve bulmak olacaktır.

İnsanla birlikte zorunlu olarak irdelenmesi gereken bir kavram karşımıza çıkıyor: O da, kültür... Kültür deyince, bu kez bir kültür biçimi olan uygarlık işin içine giriyor. Kitabın adından da anlaşılacağı üzere, çalışmamızın temel kurgusu, işte bu üç kavramla, yani insan, kültür ve uygarlıkla ilgilidir. Ama bu kurguyu, Marksist bir bakış ışığında yapmaya çabaladık. Yalnız burada bir yanlış anlamanın önüne geçmek isterim. Marksist antropolojiyi, Marks'ın antropolojik görüşlerine indirgememekte yarar var; dolayısıyla bizim, antropolojinin temel kavramlarından başlıcası olarak gördüğümüz insan, kültür ve uygarlık kavramlarına bakışımız ve onları çözümleyişimiz, Marks'la çoğu kere örtüşse bile, zaman zaman da  O'nun görüşlerinden ayrılmaktadır. Marks'ın düşüncelerinden ayrıldığımız bu noktaların hassasiyetle ele alınıp değerlendirilmesini, tartışılmasını diliyorum.

Çalışmanın ilk taslağı, 1989 tarihini taşıyor. Hukuk Fakültesinde Kamu Hukuku dersinde bir seminer ödevi olarak hazırladığım o ilk taslağın adı da, Özgürleşme Sürecinde İnsan ve Uygarlığın Öte Yüzü idi. İlk biçimiyle bile, çalışmanın, hocamız Prof. Dr. Yahya Zabunoğlu tarafından beğenilmiş olması, doğrusu beni heyecanlandırmıştı. Ve daha o zamanlar bile, bunu ileri bir tarihte yayımlama arzusundaydım; kısmet bugüneymiş.

Çalışmaya bu biçimi verinceye dek, bu son yazım da dahil, dört kez revize ettim. İkinci kez gözden geçirilmiş biçimiyle bazı bölümlerini Ekin Belleten (Kış, Bahar 1991) dergisinde ya. yımladım. 1992 ve 1995'te ise, çalışma üzerinde bir kez daha değişiklikler yapma gereği duydum. 1995'teki biçimiyle de, çalışmayı eleştirmeleri için Sayın Alâeddin Şenel ile arkadaşım Orhan Ertekin'e verdim. Özellikle Alâeddin Şenel' in titiz ve dikkatli eleştirileri beni olumlu yönde etkiledi. Yine, arkadaşım Orhan Ertekin, eleştirilerinin yanı sıra kendisiyle sık sık yaptığım sohbetlerde ve tartışmalarımızda, çalışmanın bu haliyle ortaya çıkmasına katkıda bulundu. Kendilerine teşekkür ediyorum.


Kitapta, öncelikle siyasal hayvan, toplumsal hayvan, konuşan hayvan, araç yapan hayvan ya da düşünen hayvan gibi insana ilişkin temel tarihsel tanımları ele alıp irdeledim.

İkinci bölümün başında, kültür ve uygarlık kavramlarına giriş mahiyetinde, bu kavramları karşılayan sözcüklerin bazı dillerdeki etimolojisine yer verdim.

Son olarak ise, kültür ve uygarlık kavramlarının tarihsel anlamlarını ortaya koymaya çalıştık.

Umarım, bütün bunları yapmakla, giderek daha çok karanlığa büründürülmeye çalışılan dünyamızda, insanlığa ait bazı temel gerçekliklere yeniden ışık tutmuş oluruz. Bunun da ötesinde, Marksist antropolojinin bazı temel sorunları üzerinde mütevazı, fakat önemli tartışmalar başlatmış olabilirsek kendimizi başarılı sayacağız.

Eşit ve özgür bir dünya umuduyla...

Gürdal Aksoy
Newroz 1996
Ankara

İnsanın öyküsü

"Ey insan! Hangi ülkeden olursan ol, düşüncelerin ne olursa olsun, beni dinle; yalan söyleyen hemcinslerinin kitaplarında değil de, hiç yalan söylemeyen doğadan okuduğumu sandığım öykün, tarihin, işte buradadır. Ondan gelecek olan herşey doğru olacaktır, benim istemeden katmış olacağımdan başka hiçbir şey yalan veya yanlış olmayacaktır."

J. J. Rousseau

"Her konudan çok kendimi incelerim.
Benim metafiziğim de budur, fiziğim de."

Montaigne

Biz Kimiz?

İnsan ve kültür kavramları biribirlerine öylesine bağlı kavramlardır ki, hangisinden başlarsanız başlayın, konuyu mutlaka birinden diğerine doğru genişletme zorunluluğu karşınıza çıkar. Kültür kavramını irdelemeye koyulduğumda aynı zorunlulukla karşı karşıya kaldım. Bu zorunluluk, kültürün insanla, insanın da kültürle ortaya çıktığı gerçeğinin bir yansımasıdır. Böyle olduğu için, birini diğerinden soyutlayıp ele almak, incelemek mümkün değildir. Bu yapılsa bile, böyle bir ayrıma gitmek, her iki kavramın da yanlış çözümlemelerine yol açabileceğinden, yöntem olarak doğru olmaz. Biz, böyle bir yanlışa düşmek istemiyoruz. Dolayısıyla, kültür kavramını lâyıkıyla çözümleyebilmek amacıyla, bu kısa etüde, insanla, insan kavramıyla başlamalıyız diye düşünüyorum.

Insan nedir ve kimdir? Diğer varlıklardan, özellikle de hayvanlardan nasıl ayrılır? Bu farkı tanımlayan temel nitelik ya da nitelikler nelerdir? Ve dahası, insan, insanlığını neye, nelere borçludur?

İnsanın ne ve kim olduğu sorusu, hiç kuşkusuz sınıflı tarih boyunca düşünürlerin zihinlerini meşgul edegelmiş ve bu felsefi soruya yanıt olarak çeşitli tanımlar, formüller önerilmiştir. Insanın ne ve kim olduğunu açıkça ortaya koyabilmek için, işte bu tanımları ele alıp değerlendirmek durumundayız.

Sanırım, bu tanımlardan çıkarılabilecek ilk sonuç, düşünürler de dahil olmak üzere, herkesin, insan kavramını kendi gerçekliginde görüp değerlendirmesidir. Bir bakıma herkes, insanın ne ve kim olduğu sorusunun yanıtını, kendi mikro evreninde arayıp bulmaktadır. Öyle olunca da, herkes, kendince önemsediği belirgin bir özelliğini, insanla hayvan arasındaki temel farkla özdeş tutmuş olur. Ne gariptir ki, bu tür indirgemeci yaklaşımlar, bilim adamları ve entellektüeller arasında da yer edinmiştir. Nitekim düşünürler, insanı, düşünen hayvan (Homo sapiens), siyaset …




Fondation-Institut kurde de Paris © 2020
BIBLIOTHEQUE
Informations pratiques
Informations légales
PROJET
Historique
Partenaires
LISTE
Thèmes
Auteurs
Éditeurs
Langues
Revues