The Kurdish Digital Library (BNK)
Retour au resultats
Imprimer cette page

Tunceli 1938


Editor : Akyar Date & Place : 1975, Istanbul
Preface : Pages : 264
Traduction : ISBN :
Language : TurkishFormat : 135x195 mm
FIKP's Code : Liv. Tur. Pre. Bay. Tun. N°743Theme : Literature

Tunceli 1938

Tunceli 1938

Barbaros Baykara

Akyar

Köylüler de, devlete sadık kalacaklarına, eşkiyayı köye sokmuyacaklarına oniki imam üzerine yemin etmişlerdi.
Bütün nisan ayı boyunca alay, karaoğlan mıntıkasında yayılmış ve tek tek köyler taranmıştı. Köylerin çoğunda sefâlet, fukâralık ve cehâlet orta yere çıkmış narâ atıyordu adetâ...
Hele sirpat'a geldiklerinde, kemal çok üzülmüştü. İnsanların çoğu mağaralarda yaşamlarını sürdürürlerdi...


YAZARIN ÖNSÖZÜ

Bu defa karşınıza «Tunceli 1938» adlı eserle çıkıyorum. Bu eser, bir bakıma «Dersim 1937» adlı eserin ikinci bölümünü teşkil. etmektedir. Bir olaylar zincirini gerçeklere ters düşmeme gayreti ve titizlüiği içinde romana aktardığımı belirtmek isterim.
Gerçekte Devlet - Ağa çatışması sonucu ezilen insanların dramıdır Tunceli 1938...

Esere konu olan bu dağlı ve Alevî Türkler Yavuz Sultan Selim devrine kadar tamamen Türkçe konuşur ve Türk olduklarını bilirlerdi. Ancak Yavuz’un Doğu Anadoludaki alevî Türklerini kırmaya başlaması üzerine, bunlar kendilerini Türk değil, alevî olarak kabul etmişlerdir. Gördükleri haksızlıklar nedeni ile millî birliğe nefret duymuşlardır. Aynı yıllarda Palo ve Çapakçur da oturan ve Yavuzdan büyük yardımlar görmüş olan eski Part Türklerinin Zaza, Dümbeli şubesi halkıyla temas etmişler ve bunların Zaza dilini öz Türkçeleri ile karıştırmışlardır.

Gerçekte Zazaca kelimeleri ve deyimlerinin yüzde 70 i Türkçedir. Bu alevî aşiretler, bu dini inançları nedeni ile felâketlere maruz kalmışlar ve gördükleri yok etme siyaseti karşısında Osmanlιlara yezid diye hitap etmiş, kendilerini ne Türk, ne Kürt ne İslam olarak kabul etmişlerdir.

Kendilerini yalnız Alevî, Bektaşî ve Hüseynî olarak bilmişlerdir. Gerçek şudur ki, bugün Doğu illerimizin bir çok kesimlerinde oturan Alevî, Bektaşî diye adlanan halk Türktürler... Oğuz boylarından, Selçuk ve Harzem Türklerinden ayrılan Türk ve Türkmen kabileleridirler. Bu kabileler dokuz, on ve onbirinci yüzyıllarda Türkistan, Horasan Nişabur ve Harzem ovasından göç ederek Doğu anadoluya yerleşmişlerdir.

Bunların iç anadoluya yerleşen bir bölümüde daha sonra Doğu Anadoluya gelerek burayı kendilerine vatan yapmışlardır.
Asırlarca Moğollar, İlhanîler ve Osmanlιlar tarafından sayısız zulümler gören ve felâketlere uğrayan insanların henüz 14 yaşında olan laik Türkiye Cumhuriyetinin iyi niyetini kısa sürede anlaması zordu. Bu yörenin insanlarını toprak ve iş güç sahibi yapmak ve feodalizmi yıkma gayesinde olan devlet bir yerde bu yöre insanlarının tepkisi ile karşılaşmış ve kan dökülmüştür.

Gerçekte asırların oluşturduğu feodal düzenin ilişkisi olan ağa seyid ve kul ilişkilerini koparıp, Devlet - Tunceli insanı, ilişkileri kurmak isteyen genç Cumhuriyet bir yerde bunun vasıta ve gereçlerinden mahrumdu.
Mahrumdu amma, bunu kısa sürede radikal tedbirler yerine uzun vadede kan dökülmeden başarabilir miydi?..

Bu görüşünde yaklaşmakta olan ikinci dünya harbi ve Hatay meselesinin ışığı altında değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürenler buna ait kuvvetli gerekçeler de, ortaya koymaktadırlar.

Bir sonucun elde edilmesiyle, ortaya bir soru daha çıkmaktadır. Bugün Tunceli ve havalisinde yaşayan insanlarımız, Türkiyenin en çok okuyan ve toplumda önemli yerler işgal eden insanları arasından çıkarmıştır.
Alevi insanı, diğer yörelerdeki vatandaşlara göre en az suç işleyen insanlar durumuna gelmişlerdir...

Bunu kime borçludurlar bu insanlar?
İşte bu soru sorulduğunda, o tarihlerde Tuncelide görev yapan insanların hatıraları, önce gönüllerde sonra da Tunceli’nin göbeğinde âbideleşecektir.
İyi günler sîzlerin olsun...

Barbaros Baykara

I

Hozat... 1937 aralık ayının karlı günlerinden biri...
Yarbay Kemal Hozat kışlasının kumandanlık odasının penceresinden. Munzur’un insanı büyülüyen zirvesine bakarken alabildiğine dalgındı. Yüreğini sanki bir mengene ile sıkıyorlardı. Derin bir iç çekerken kabarmıştı yüreği...

Odadan içeri giren çekingen emirberi görmedi bile. Asker kucağındaki odunları gürültü çıkarmadan yere bıraktıktan sonra sönmeye yüz tutmuş sobayı kalın maşa ile karıştırmaya koyuldu. İçine bir kaç odun daha attı.
Kemal, kıvılcım çatırtılarıyla dolan odadaki sobaya şöyle baktı.

İçin için yanıyordu. Tıpkı sinsi bir kaynamanın içindeki Dersim gibi...
Dersimin ruhanî lideri Seyid Rıza, Demenan Aşireti reisi Cebrail Ağa, Haydaranlı Aşireti Reisi Kamber Ağa ve Dersimin ileri gelenlerinden sekiz kişinin defterleri Elâzığda dürülmüştü. Amma Dersim patlamaya hazır bir bomba gibi için için yanıyordu. Dersim insanı, toprağını yurdunu bırakıp Batı Anadoluya gitmemekte ölesiye direniyordu.

Bakışlarını yeniden buz tutmuş olan pencere yönünde çevirerek dağların göğe tırmanan kayalıklarına dalgın baktı. Sarp ve yalçın kayalar insanın gözünü kamaştıran bembeyaz bir örtü altındaydı.

.....


Barbaros Baykara

Tunceli 1938

Akyar

Akyar Yayınları
Tunceli 1938
Barbaros Baykara

Cilt: 1 Dersim 1937
Cilt: 2 Tunceli 1938
Cilt: 3 Çıkacak

Tunceli 1938
1. Baskı (cilt 2)

Belgesel Roman Dizisi: 5
Tunceli 1938
1. Baskı (cilt 2)
1975 – Nisan

Yayın Hakkı: Akyar Yayınlarι
Editör: Süleyman Akyar
Kapak düzeni : Yüksel Ertan
Kapak baskısı: Uysal Ofset
Dizgi - Baskı: Yaylacık Matbaası

Genel Dağıtım:
Akyar Yayınları
Vilâyet Karşısı Güncer Han - Kat 2 — İst.
P. K. 765, Sirkeci — İstanbul



Foundation-Kurdish Institute of Paris © 2026
LIBRARY
Practical Information
Legal Informations
PROJECT
History & notes
Partenaires
LIST
Themas
Authors
Editors
Languages
Journals