La bibliothèque numérique kurde (BNK)
Retour au resultats
Imprimer cette page

Hêviya gel, hejmar 1


Auteur : TSK
Éditeur : Compte d'auteur Date & Lieu : 1986, Stockholm
Préface : Pages : 16
Traduction : ISBN :
Langue : Kurde, TurcFormat : 210x295 mm
Code FIKP : Liv. Ku. Tr.Thème : Politique

Présentation
Table des Matières Introduction Identité PDF
Hêviya gel, hejmar 1

Versions

Hêviya gel, hejmar 1

TSK

Compt d'auteur


Hatırlanacağı üzere,12 Eylül 1980 günü bir darbeyle iktidarı gasbeden militarist türk generalleri, parlementoyu dağıtarak askeri faşist bir diktatörlük kurdular.Peşpeşe yayınladıkları emirnamelerle tüm yerlerde (yetkileri genişletilmiş) sıkıyönetim ilan edildi. Her türlü demokratik hak ve özgürlükler yok edildi, grevler yasaklandı DİSK.TÖB-BER ve diğer demekratik kitle örgütleri kapatıldı, yöneticileri tutuklandı, sosyalist,devrimcı ve yurtsever yayın organları yasaklandı, burjuva basınına sansür kondu. Bir avuç tekelci ve generalin dışında tüm kitlelere politika yasaklandı. Yüzbinlerce devrimci yurtsever kişi göz ...



FAŞİST DARBENİN 6 YILI


Hatırlanacağı üzere,12 Eylül 1980 günü bir darbeyle iktidarı gasbeden militarist türk generalleri, parlementoyu dağıtarak askeri faşist bir diktatörlük kurdular.Peşpeşe yayınladıkları emirnamelerle tüm yerlerde (yetkileri genişletilmiş) sıkıyönetim ilan edildi. Her türlü demokratik hak ve özgürlükler yok edildi, grevler yasaklandı DİSK.TÖB-BER ve diğer demekratik kitle örgütleri kapatıldı, yöneticileri tutuklandı, sosyalist,devrimcı ve yurtsever yayın organları yasaklandı, burjuva basınına sansür kondu. Bir avuç tekelci ve generalin dışında tüm kitlelere politika yasaklandı. Yüzbinlerce devrimci yurtsever kişi göz altına alındı, tutuklandı, işkenceden geçirildi. Türkiye ve Kürdistan'ın her tarafında faşist toplama kampları kuruldu. Askeri mahkemeler, tehdit ve şantaj dolu düzmece iddianameler hazırlandı, ağır cezalar yağdırılmaya başladı. Sistemli bir şekilde sürdürülen işkencelerde ve idam sehpalarında yüzlece devrimci şehit edildi.
Ama faşizmin tüm iğrenç baskı ve işkenceleri amacına ulaşamadı. Askeri toplama kampları insanlık onurunu yükseklerde tutan, faşizme boyun eğmeyen devrimcilerin direnişlerine sahne oldu. Diyarbakır ve daha birçok zindanlarda Kürdistan halkının ulusal devrimci davasını yücelten hayatlarını faşizme karşı dişe diş bir kavgayla feda eden yiğit yurtseverler ulusal kurtuluş savaşımımızın birer simgesi oldular.

Demokrasiyi kurtarmak iddiasıyla geldiklerini ileri süren faşist generaller bir süre sonra siyasi partileri de kapattılar ve yöneticilerine on yıl süreyle politika yapma yasağını getirdiler. Ancak bundan sonra burjuva partilerinin şeflerinde bazı homurdanmalar başladı. Ozamana kadar bazı sol hareketler de rejime faşist demiyerek generallerin verdikleri söze kandılar. Ama cunta kimseyi af etmedi ve kendisine karşı olan tüm muhalefeti safdışı ederek devleti baştan aşşağıya yeniden örgütlemeye ve biçimlendirmeye koyuldu. TRT, yargı ve üniversite özerkliği kaldırıldı. Devlet Denetleme Kurulu, Milli Güvenlik Kurulu, Konsey, Cumhurbaşkanhğı ve Genel Kurmay parlamentonun üstünde birer diktatörlük aracı haline getirildi. DGM.Olağanüstü Hal Ya saları ve daha birçok önlemlerle devlet aygıtı daha otoriter ve baskıcı duruma getirildi. Bundan sonra da gerici 1982 'anayasası halklarımıza dayatılarak cuntanın başı Evren Cumhurbaşkanı ilan edildi ve diğer diktatörlük araçları yasayla kurumlaştırıldı.

Bazı Ekonomik Sonuçlar

Faşizmin sivri ucu işçi sınıfı ve Kürdista'na yöneldi. Bu amaçla cuntanın ilk işi, işçi ücretlerini dondurmak, kazanılmış tüm hakları geri almak ve ekonomi ile ilgili kararları tekelci burjuvazinin örgütlerine bırakmak ve Kürdistan halkının üzerine yürümek oldu. Bu nedenle cuntadan en fazla zarar gören işçi sınıfı ve Kürdistan halkıdır.

Enflasyon süreklilik kazandı. Artan fiyat artışlarına karşılık işçi ve emekçi ücretleri düşmeye devam etti. Son 6 yılda işçi ücretlerinde gerçek düşme %50'yi aşarak 1975 yılı düzeyinin altına düştü. Buna karşın tekelciler kârlarını aynı yıllarda, onlarca kat arttırarak en iyi dönemini yaşadılar.

Büyük tekellerin sözcüleri enflasyonun gerçek nedeni olarak işçi ücretlerindeki artışı ve dünyada artan petrol fiyatlarını göstermeye çalıştılar. Buna dayanarak işçi ücretlerini dondurdular, dünyada petrol fiyatları düştü ama, enflasyon yine de artmaya devam ediyor. Bu da gösteriyorki, ekonomik bunalım, tekellerin aşırı kar hırsından ye sermayeyi yoğunlaştırmak istemesinden kaynaklanıyor.

Faşist, cunta, işçiler ve emekçiler üzerinde bu kadar baskı, katı iş kuralları, yoğun sümürü ve kitleleri sefalete itmesine rağmen ekonomik bunalımı atlatamadı. Hayat pahalılığı, açlık ve yoksulluk kol geziyor. Son 6 yılda toplam işsiz sayısı 3 milyon artarak 4,5 milyonu buldu. Bu rakam toplam işgücünün %21 gibi bir oranını oluşturuyor. Türk parasının değeri dış paralara karşı her gün düşmeye devam ediyor. Ve nerede duracağı belli değil. Türkiye'nin dış borcu 30 milyar dolara yaklaşıyor ve yılda 3,5-4 milyar dolar dış borç ödeme yükümlülüğü altına giriyor. Yatırımlar azaldı, orta sınıflar iflasa sürüklendi.

Bundan sonra da hangi burjuva hükümeti gelirse gelsin, uygulayacakları ekonomik politikalar bunalımı atlatamaz. Çünkü Türkiye'nin ekonomik bunalımının temel kaynağı yapısaldır. Bünya kapitalist ekonomisiyle bütünleşme sürecine giren geri ve bağımlı bir sanayiye sahip Türkiye, İMF'nin egemenliğine girerek sürekli bir dış borçlanma yoluna girdi. Bu yoldan geriye dönüş ve ekonomik düzlüğe çıkması kapitalist düzende mümkün değildir. Emperyalistleşme çabalarının önünde engeller var. Dış pazar bulamıyor. Bu nedenle tüm gücüyle sömürgesi olan Kürdistana ve işgal altında tuttuğu K. Kıbrıs'a yükleniyor.

Sömürgeci-tekelci ilişkiler ülkemizin zenginlik kaynaklarını soyuyor, üretici güçlerin gelişmesini engelliyor. Kürdistan ekonomisi yıkıma uğratılarak sömürgeci-tekelci burjuvazinin ihtiyaçlarına göre biçimlendiriliyor. Son yıllarda ...




Fondation-Institut kurde de Paris © 2021
BIBLIOTHEQUE
Informations pratiques
Informations légales
PROJET
Historique
Partenaires
LISTE
Thèmes
Auteurs
Éditeurs
Langues
Revues