La bibliothèque numérique kurde (BNK)
Retour au resultats
Imprimer cette page

Özgürlük yolu, n° 19


Éditeur : Özgürlük Yolu Date & Lieu : 1976, İstanbul
Préface : Pages : 88
Traduction : ISBN :
Langue : TurcFormat : 140x215 mm
Code FIKP : Liv. Tur. Ara Ozg. N°19 (Rev. 1)Thème : Politique

Présentation
Table des Matières Introduction Identité PDF
Özgürlük yolu, n° 19

Versions

Özgürlük yolu, n° 19

Faruk Aras,
A. Kadir Akel

Özgürlük yolu


Eşitsiz gelişme sonucu bazı toplumlar uluslaşma süreçlerini tamamlayarak ulusal birliğe kavuşup bu birliklerinin sürekliliği için en uygun olan örgütlenme biçimini seçip «milli» devletler kurarlarken; diğer bir çoklan da feodal hatta feodalizm öncesi dönemleri yaşamakta ve birliğini gerçekleştirmemiş bulunmaktadır.

Batı Avrupanın gelişmiş toplumları; Fransa, İtalya, Almanya vb. Kapitalizmin Feodal toplumun bağrında belli bir olgunluğa erişmesinden sonra feodal parçalanmışlığa son vererek birliklerini oluşturmuş; sınırlarını belirleyerek «milli» devletler kurmuşlardır. Batı Avrupa’da burjuvazi «eşitlik, adalet ve özgürlük» bayrağı altında işçi sınıfını, emekçi kitleleri ve yoksul köylüleri de toplayarak iktidara yürümüş ve feodalizmin iktidarına son vererek burjuva iktidarlarını ...



ULUSAL HAREKET VE İTTİFAKIN İKİ KESİMİ


İhsan Aksoy

Eşitsiz gelişme sonucu bazı toplumlar uluslaşma süreçlerini tamamlayarak ulusal birliğe kavuşup bu birliklerinin sürekliliği için en uygun olan örgütlenme biçimini seçip «milli» devletler kurarlarken; diğer bir çoklan da feodal hatta feodalizm öncesi dönemleri yaşamakta ve birliğini gerçekleştirmemiş bulunmaktadır.

Batı Avrupanın gelişmiş toplumları; Fransa, İtalya, Almanya vb. Kapitalizmin Feodal toplumun bağrında belli bir olgunluğa erişmesinden sonra feodal parçalanmışlığa son vererek birliklerini oluşturmuş; sınırlarını belirleyerek «milli» devletler kurmuşlardır. Batı Avrupa’da burjuvazi «eşitlik, adalet ve özgürlük» bayrağı altında işçi sınıfını, emekçi kitleleri ve yoksul köylüleri de toplayarak iktidara yürümüş ve feodalizmin iktidarına son vererek burjuva iktidarlarını gerçekleştirmiştir. Bunun sonucu «merkezi pazar» iyiden iyiye egemenliğini kurmuş ve toplumu biribirlerine bağlayan ekonomik bağ oluşarak uluslaşma tamamlanmıştır. Böylece kapitalizmin şafağında batı Avrupa’da milli devletler kurulmuştur. Bu zamanlar, yani kapitalizmin rekabetçi evresinde burjuvazinin gelişimi ve yaşaması için en uygun örgütlenme bu «milli» devlet biçimiydi. Burjuvazi «kendi milli» devletini oluştururken, «her milletin bir devleti olmalıdır» ilkesinden hareket etmiştir. Batı Avrupadaki «milli» devletler tek ulusu kapsamlarına aldıklarından buralarda, bazı istisnalar - örneğin İrlanda - dışmda, bir milli mesele söz konusu değildi. Fakat bu sıralar Doğu Avrupa’da (Örneğin Çarlık Rusyası, Avusturya-Macaristan) bulunan devletlerin dururdu böyle değildir. Bu devletler kapsamlarına birçok milleti ve milliyeti almakta ve iktidara en gelişmiş ulusun burjuvazisi sahip bulunmakta idi. Bu egemen uluslar diğer ulusları ve halkları kendilerine zorla bağlı kılmakta ve bunlara hertürlü baskıyı uygulamakta idiler. Bu devletlerde bir «milli mesele» söz konusu olmaktadır. Ezilen ulusların kendi ulusal haklarından yoksun oluşları, onların baskı ve zulüm altında olmaları buralarda «milli meselenin» sebebini teşkil etmektedir. Fakat bu «milli Mesele» bu durumuyla bir iç mesele olarak görünmektedir...

Kapitalizmin gelişerek yeni seviyelere ulaşması; sermaye birikimini yoğunlaştırmış, teknik iyileşmeler işsizliği doğurmuş, üretim fazlası dalgalanmalara yol açmış ve tekeller oluşarak «milli» sınırlar zorlanmıştır. Bu aşama ile birlikte burjuvazi yeni ham madde ve mamul madde pazarları aramak zorunda kalmış, mal ihracıyla birlikte sermaye ihracı da ortaya çıkmış ve bir çok geri kalmış Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkesi emperyalizm tarafından kuşatılarak bağımlı kılınmışlardır. Böylelikle Kapitalizmin ilk evresinde meydana gelen ayrılmalar ve «milli» sınırlar yerini uluslararası birliklere bırakmış; fakat bu birlik ulusların ve halkların özgür onayına dayanan bir birlik olmamış ve fakat tamamen zor ve baskıya dayanan bir birlik olmuştur. Bu andan itibaren burjuvazi «milliyetler prensibini» terk etmiş ve «her milletin bir devleti olmalıdır» şiarı geçersiz hale getirilmiş, Emperyalist-Burjuvazi ulusal birliklerini oluşturamamış geri kalmış ülke halklarına bu hakkı tanımamıştır. Feodalizme karşı yürüttüğü mücadelede devrimci bir rol oynayan burjuvazi iktidar olduktan sonra bu devrimci niteliğini kaybederek işçi sınıfı ve emekçi kitleler üzerinde bir sömürü mekanizması oluşturmuş, emperyalist aşamada da bu sömürüyü dünya ölçüsünde genişletmiştir. Kapitalizmden önce de var olan sömürgecilik olgusu emperyalist aşamada daha da derinleşmiş ve yoğunluk kazanarak dünyanın büyük bir kısmını egemenliği altına almıştır. Bundan sonradır ki Asya, Afrika ve Latin Amerika’nın geri kalmış toplumlan sömürgeci ve emperyalist zincirine vurulmuştur...

1917 Büyük ekim devrimiyle Emperyalizm en zayıf noktasından kopmuş ve böylece dünyada ilk defa işçi sınıfı, müttefiki yoksul köylülükle iktidar olmuș ve proleter devrimler çağı bașlamiștir.

.....




Fondation-Institut kurde de Paris © 2019
BIBLIOTHEQUE
Informations pratiques
Informations légales
PROJET
Historique
Partenaires
LISTE
Thèmes
Auteurs
Éditeurs
Langues
Revues